aynı isimde "şahsiyet" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
897 entry daha
  • güzel dizi. haluk bilginer faktörü diziyi bir tık daha yukarı taşıyor. kibar katil agâh beyi pek sevdim.

    henüz 5. bölümün yarısındayım. ancak dördüncü bölümü izlerken dizinin gizemi hakkında bir teori aklıma geldi, sonrasında gelişen başka olaylara rağmen bu teori nedense bana hâlâ doğruymuş gibi geliyor. belki kadın sezgisi, belki de ben bu konularda fazla hassas olduğum için...

    --- spoiler ---

    dördüncü bölümden itibaren kanbura'da yaşanan bir yangın olayı ve ölen yedi masum insana dikkat çekilmeye çalışılıyor. oysa bu olay nevra'nın üniversite yıllarında olmuş, yani bundan 10 yıl kadar öncesi. ben agâh bey'in duvarında öldürülmek üzere foroğraflarıyla listelenen 20 adamın bu olayla bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. nevra'nın 10 yaşındayken annesiyle kanbura'da yaşamaya başlaması, ancak yalnızca 6 ay kaldıktan sonra apar topar taşınmaları bana bambaşka bir çağrışım yapıyor: n. ç. olayı...

    n. ç.'yi hatırlarsınız: küçücük, savunmasız bir kız. henüz 12-13 yaşındayken onlarca adamın tecavüzüne uğruyor. üstelik bu adamlar arasında kerli ferli devlet memurları da var. olayın üstü kapatılmaya çalışılıyor...

    bence nevra'nın başına da böyle bir şeyler gelmiş. kız belki travmadan dolayı bir hafıza kaybı yaşamış, henüz yaşadıklarını hatırlamıyor. ama üzerindeki donukluk geçmişindeki bir travmaya işaret ediyor gibi. ayrıca annesinin hareketleri şüpheli. kızının kambura'ya gelip gitmesini istemiyor gibi. geçmişte bir şeylerin açığa çıkmasından endişe ediyor.

    agâh ise olayın kapatılmasına şahit olmuş. olayın üstünü örten zaten ilk bölümde öldürdüğü hakim. hatta belki o da tecavüzcülerden biri. agâh yıllar sonra nevra'nın polis olarak işe başladığını ve röportajlarını görünce vicdanı sızlıyor ve hazır alzheimer da olmuşken kızın intikamını almaya soyunuyor. öldürdüğü adamlara "nevra'ya hediye" "nevra'yla aramızdaki sır, kıpss" falan gibisinden notlar bırakması da bu yüzden.

    yani tüm o yangın tatavasına rağmen bence asıl olay böyle bir şeyler: geçmişte nevra'yla birebir ilişkili bir sır var. ayrıca kambura pislik, kötülük yuvası bir yer. o yangın olayı nevra'nın sırrıyla bağlantılı bile olmayabilir; kambura'nın kötücül insanlarla dolu bir kasaba olduğuna dair bir başka işaret olarak senaryoya eklemlenmiş olabilir yani. ya da bana öyle geliyor :)
    --- spoiler ---

    bu arada altıncı bölümde başka şeyler olduysa ve benim teorim cortladıysa lütfen mesaj falan atıp spoiler vermeyin :)
  • dur kızın hakkını yemeyeyim dedim ama cansu dere yerine şahsım da mine tugay'ı düşündü ama tugay olgun kalırdı rol için. mesela daha yaşıtı olan selma ergeç bu rolün hakkını fazlasıyla verirdi, sima olarak da andırıyorlar. özellikle müjde ar'la olan tartışma sahnesinde oyunculuğu büyük derecede sırıttı bence. haluk bilginer gibi birinin karşısına oyuncu seçerken daha özenli olunmalıydı bence.
  • umarım dacia sponsorluğunu abartıp ta agâh beyin harika arabasını dacia ile değiştirtmezler
  • bu yapimda nevra rolunde cansu dere yerine melisa sozen‘i izleseydik sahane olabilirdi...
  • dizi ilk bölümlerde çarpıcı başlayıp sonra sönük devam etme ritüelini aşmış, sönük başlayıp çarpıcılığı sürekli artıyor. umarım böyle devam eder

    --- spoiler ---

    ufuk karakteri beni ters köşe yaptı. gerek agah karakterinin ölüm listesinde oluşu, gerek kötü adamların arabasında yer alışı ve gerekse babasına tavırları sigarayı bileğinde söndürmesi filan ile kötü ve psikopat bir insan izlenimi almıştım. 6.bölüm 27. dk dan itibaren ufuk karakterinin itiraf, pişmanlık sergilemesi sahnesi çok çarpıcı olmuş.

    ufuk kendini asarken gidip kurtarasım geldi. agah karakteri beklediğimden daha acımasız

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    haluk bilginer'in iştahla dikiş makinesi kullanması, örgü örerken aynı tatlılıkla becerdim ben bu işi demesi bir benim mi hoşuma gidiyor. yanakları sıkılası bir canavar yaratmışlar.

    --- spoiler ---
  • puhu tv' de kullanılan sanırım bir iki tane mark4 ve birkaç drone var ve bunlara sahip herkes true detective izlemiş. dip mip çeken herkes.. hangisine baksan aynı ekipmanla bişeyler denemiş.. sürekli otoban üstünden kareler, oraya buraya odaklanmalar, arkayı flulaştırıp karakterin kırışıklarından pay çıkarmalar..

    hakan günday'ın kurguları kitaplarında çok iyidir. hatta en sevdiğim türk yazarıdır. ama bu dizide o hava yok. kinyas ve kayra'yı okurken canlandırdığım bu değil.. hangi kitabını hatırlasam haylimdeki bu değil. sırf onun için izliyorum ama izlediğim bu değil.

    adama yazık etmeyin, en azından bazı sahnelerinde 35mm kullanın. bu kadar dijital hoş değil.
  • 6. bölümde müjde ar'ın yani nesrin'in sinek kovalayacam diyerekden sıkması.. bir dizi bu kadar mı keyifli. izledikçe mest oluyorum. entry girmelere doymuyorum ulaaann
  • --- spoiler ---

    dizi iyi hoş da, 4. bölümden itibaren katilin nevra ile ilişkisi olduğu apaçıkken şüpheyle yaklaştılar. hadi tamam şüphecilik, "katil bizle oynamasın" düşüncesi falan da bu ilişki hakkında şüpheler ortadan kalktıktan sonra da bir allah kulunun nevra'ya "şöyle bir geçmişini düşün bakalım, kimle kapanmamış bir hesabın var, kimde senin bir sırrın var, birine bir kötülük yapmış olabilir misin veyahut da sana kafayı takmış kim olabilir geçmişinden" gibi sorular sormaması da o evrendeki cinayet büro personelinin sırf ekmekle beslenmesine mi yorulmalı? farz-ı misal nevra salak, bala göte komiser olmuş, hadi diğer sığırların da biri köstebek diğeri abici, e birader cinayet büro amiri var tavandaki çatlaklardan cinayet çözüyor*, cinayet büro amiri var kendi adamına bu soruları sormuyor, hayırdır? ki bu sorular akla gelebilecek ilk sorular. düşünsem kim bilir nevra üzerine ne teoriler çıkarırım.

    ikinci kabahat, gazeteci oğlanın evine kadar girip cesedi havuza batırıyor. görüntüleri izlerken kendileri de katilin cesedi taksiyle getirmediği konusunda hemfikir. ne taraftan gelmiş olacağını da tahmin ediyorlar. bahsedilen alan toprak arazi. olay yeri bahsedilen alanda araştırma yapsa lastik izlerini görecek, lastik izi adamın geldiği-gittiği yönü göstermese bile büyük ihtimalle arabanın marka/modeline götürecek. sonra bu model arabaları çevirt işte trafik ekiplerine. "bagajda ceset olabilir" uyarısı otopark güvenliklerine kadar iniyor da bu mu olmuyor?

    orantısızlıklar çok. herkes ikinci üç bölümü daha çok sevmiş ama ilk üç bölümde de ekranında eşşek kadar "yanıtla" yazan telefonu çalarken açmayı bilmeyen agah bey'in çamaşır suyuyla dna izlerini silmeyi bilmesi kadar orantısız bir şey de yoktu, kimse kusura bakmasın.

    internet seyircisinin tv kitlesinden ayrıştığı kısım şahane ışık, renk, oyunculuklar falan değil aslında. bu kesim heyecanı cinayetlerin sayısında değil herhangi bir tanesinin nasıl incelik ve rasyonalite içerisinde işlendiğinde buluyor.

    --- spoiler ---