şükela:  tümü | bugün
  • şu an bir çoğu mimar, mühendis, doktor olmayan nesildir. kendileri akranları çalışırken haylazlık yapmış, en arka sırada dersi kaynatmıştır. bunun neticesinde karnesine gelen zayıflar yüzünden dayak yeme korkusu ile bu yola başvurmuştur. sonra e-okul çıktı mertlik bozuldu tabi.
  • muz cumhuriyetinde cumhurbaşkanı olabilecek hatta cumhuru kenara bırakıp sadece başkanı olabilecek yaşa gelenleri vardır.

    ilk defa yaptım. çok eğlenceli lan!
  • 4 tane zayıf getirdiğim karnede notlarla oynayım derken onu da bok edip karneye mürekkep akıtmış sonra paniğe kapılıp taksil falan derken iyice sıçıp yırtıp attığım bir karnem mevcuttu.

    ha sonra ne oldu? zayıftan çok karneyi yok ettiğim için fırça yemiştim .
  • sahte karne olarak değil lakin ufak bir düzenbazlık yapmıştım zamanında.

    orta 2 diye hatırlıyorum, tam emin değilim.

    o zamanlar karneler elle yazılıyordu ve notlar değiştirilmesin diye not hanesinin üzerine bant çekiliyordu. bildiğimiz bant, para bandı denilen.

    internet falan yeni, internet kafe her mahallede yok. google vs. hiç yok. internetin sadece ünlülerin resimlerine bakmak ve e-kart için kullanıldığı karanlık dönem diyebilirim. neyse, kim söyledi, ortam nasıl oluştu hatırlamıyorum; bir arkadaş o bantı karneye zarar vermeden ustalıkla kaldırabilmek için çamaşır suyuna batırılmış bir tutam pamuk ile bantın üzerine hafifçe uygulanacak olan sürtmeyle bantın gevşeyip sorunsuz çıkabileceğini söyledi.

    tamam lan dedik, olur bu iş.

    o sırada ailesi evde olmayan bir arkadaşın evinden pamuk ve çamaşır suyu işini hallettik. atomu parçalarcasına büyük bir ciddiyet ve özveri ile bantın üzerinde çamaşır sulu pamuğu narin narin gezdirdik. bir kaç dk uğraştan sonra bantın incelip gevşediğini görünce o ciddiyet yerini şöyle bir şarkı eşliğinde sevince bırakmıştı.

    karnede rakamla 1 olan notlar itinayla 4 yapıldı. bu işin en kolay kısmı. yazıyla (bir) yazan kısım içinse tekrardan çamaşır suyu ve pamuk mucizesini kullandık; harika bir silgi. tabi hafiften karneye zarar verdik yazıları silerken ve karnede el yazısıyla yazılan yazıları bir defterde biraz çalıştıktan yazıları da yazdık. (dört) ilk denemeye göre başarılı bir işçilik vardı.

    bütün işlem bittikten sonra itinayla bantları çektik yine, süper!

    çamaşır suyu kokulu karnelerle eve doğru yolu tuttuk, on numara işçilikten sonra gönül rahatlıyla şubat tatilinin keyfini çıkarabilirdik.evet şubat tatili, hani o karnelerin evde anne/baba bir ebebeyne imzalatıp okula geri götüreceğimiz tatil..

    sonuç:14 gün ev hapsi... günde sadece 2 saat tv izni

    meraklısına not: okula karne geri gitmedi, annem babam gidip konuştular ve konu bir daha açılmamak üzere kapandı ve bu işi beraber yaptığım arkadaşları bütün baskılara rağmen ele vermedim.
  • 1 leri kurşun kalemle 4 yapanlar da bu nesle dahil mi ? *
  • yarı yıl tatili ve yaz tatili'nin heder olmaması için bu yola başvuran garibanlardır. sahtecilik her zaman kötü bir şeydir ama bu neslin ebeveynlerinin bir çoğu şiddet odaklı olduğu için mecbur kalmışlardır bu sahtekarlığa. evden kaçmalar, intihar etmeler bile görülüyordu bu manyak ebeveynler yüzünden. tabi genel olarak günü kurtarma odaklıdır bu durum. illaki patlak verir bir yerde. sonuçta o karne imzalatılıp geri götürülecek. çamaşır suyu yüzünden heder olan, götü başı dağıtan karneleri saymıyorum bile.

    gerçi şimdiki ebeveynlerin de durumu farklı değil. fiziksel olmasa da psikolojik şiddet uyguluyorlar çocuklara.
  • bizim okulda necati diye biri vardi. dönem sonu babasinin tayini cikmis tasinacaklarmis sehirden, kimseye soylemedi, bircok kisiden sahte karne parasi toplayip butun liseyi tokatlayip gitti adam.

    eminim simdilerde malum partiden milletvekili ya da burokrat falandir.