şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #10596214)
  • biletlerinin hemen tükendiği, 26. istanbul film festivali filmlerinden biri. yönetmenin içinde oldboy da olan intikam üçlemesinden sonra herkesin merakla beklediği bir film olsa gerek.
  • festivalde "ben bir robotum ama sorun değil" olarak türkçeye çevrilmiş, güney koreli, festivalin beklenen filmlerinden biri.

    traileri da burada:

    http://www.youtube.com/watch?v=lklk6a2tdqi
  • park chan-wooknun 2 nisan gosterimine yetisemeyerek bekleyenlerini hayal kirikligina ugrattigi filmi. ikinci ama sevinilebilen bir hayal kirikligida filmin yurek hoplatmaktan ziyade yumusatmasindan kaynaklanmistir.oldboydan sonra ayni uclemeden chinjeolhan geumjasside "sevimli"lesen yonetmen burada doruk yapmis. bu konuda aksini savunanlarin park ll-sun karakterinin tepesindeki "fiyonk"a tekrar tekrar bakmasini oneriyorum. (bkz: ne dedim ben simdi)
  • anlatmak için, kelimelerin kifayetsiz kaldığı, chan wook park'in hayal gücüne gipta edildiği, yürek ısıtan film.

    --- spoiler ---
    park il-sun'in young-goon'a yemekhanede pilav yedirme sahnesi ve öncesinde sırtına pilav öğütme apartının montajı (!) sahneleri çok çarpıcı. sevgi emektir, emekten sevgi doğar temalı.

    --- spoiler ---
  • olağanüstü bir dünya yaratılmış. gerçekten insanı tebessüm ettirici. filmin üzerinden 2 gün geçti, hatta pazartesi sendromuna rağmen, sahneler aklıma geliyor kendi kendime gülümsüyorum. kabul etmek istemesem de ara ara sıkıldığım yerler oldu filmde. ama çekimler, sahneler, kısaca ortam çok iyiydi. oyunculuk da mükemmeldi. çok ilginç, tatlı fikirlerle doluydu film.
  • genel olarak mah nakorn tadi veren cok keyifli film.

    --- spoiler ---

    sirt dovmesi yaptirmak isteyen insanlara fazlasiyla surrealist ilhamlar verebilitesi de var

    --- spoiler ---
  • chan wook park ın kızı izleyebilsin diye yapmış olduğu filmdir... şimdiye kadar çektiği filmlerin kızı tarafından izlenemeyeceğini -en azından şu anda- söyleyen bir babanın kızına hediyesidir...
  • filmi izlerken park chan-wook'un olduğunu anlayabiliyorsunuz, kendi tarzı, yine içinize işliyor izlerken. ama bu sefer hissettiklerimiz intikam üçlemesinde hissettiklerimizden çok farklı. uzun zamandır izlediğimiz filmlerden öyle farklı, öyle şirin bir film ki bu; izledikten sonra hem herkese anlatmak istiyorsunuz, hem de bencilce kimse bilmesin benden başka diyorsunuz.

    edit:

    gelen soru : daha önce çektiği filmlere hiç benzemiyor, filmi izlerken onun tarzı olduğunu nasıl anlayabiliyoruz ayıptır sorması?
    cevap : kullandığı kadrajlar, özellikle uzaktan çekilen planlar, filmlerdeki renk tonlamaları vs.
  • yönetmenin diğer filmlerinin yanında daha yumuşak kalan, uçuklukların ve şiddetin nispeten daha az olduğu, zaman zaman duygu bombardımanına maruz kalınabilecek, biraz da romantik ve dingin atmosferli garip bir film.

    --- spoiler ---
    kendini cyborg zanneden kızımız filmin sonunda sadece yemek yemesini ve aşık olmasını öğreniyor. hala cyborg gibi davrandığından dolayı iyileşmiş olmuyor haliyle. şimşekten yüksek voltajlı enerji alarak bir atom bombasına dönüşecek olmasını ve böylece dünyayı yok edebileceğini kendisi için bir varoluş nedeni sayıyor. ve başlıyor beklemeye...

    bu yüzden kesinlikle mutlu bir sonla biten film değil.
    --- spoiler ---

hesabın var mı? giriş yap