şükela:  tümü | bugün
  • kesfedilmek icin bekleyen kilitli ve cekici odalari, saat kulesi, gizli mekanlari, rahiplerin sakladiklari martinileri, efsaneleri, los siniflari ve hepsi biraz anormal olan (bkz: insan diil) hocalari, calisanlari ve ogrencileriyle zamaninda mitlestirdigimiz, simdiyse hizla siradanlasan bi egitim kurumu
  • kadikoy anadolu lisesinin kapi komsusu, okul maclarinda ezeli rakibi
  • hemen hemen mezun ettigi butun ogrencilerin adlarini okul tarihine altin harflerle yazdirdiklarina inandiklari;hayatlarinin en eglenceli ama bi o kadar da depresif 8 senelerini gecirdikleri;hepsi birbirinden anormal hocalarin kol gezdigi;adinin telaffuzu zor oldugu icin $en zozef sen jojef gibi bilumum sekillerde soylemleri bulunan istanbulun guzide fransiz okullarindan biri
  • burayı gezmemden aklımda kalan tek şey tenis sahaları olmuş (st joseph'lilerden özür dilerim:) bildiğim kadarıyla ezici coğunluk fenerbahçeli, hatta 1 ara kantinindeki kuşların adı aykut ile hayriye imiş...
  • "foyer" adlı nefis müzik odası berklee'ye 3-5 adam yolladıktan (cengiz baysal vardır ki akıllara durgunluk verir) sonra '94 yılından itibaren ibişe döndü. mahzendeki şaraplardan 16 şişe dimitrokopulo kayboldu. okulun karşısındaki cüce bakkal ve kantinci safi'de öldü, tiyatrosunun demirbaş listesi de acıbadem'de bir evde huzur içinde durmaktadır.
    (6 yıl sonra gelen şamar gibi edit: cüce bakkal ölmemiş. geçen gece geç saatte arabayla karşıya geçerken önümden geçti, tabiri caizse g.t.m attı)
  • suicyconun mezun oldugu lise.
    ayriyeten bir kadikoy anadolulu olarak cok enteresan olaylara tanik olmadim degil.
    bizim okulun delikanlilari onlara "fransiz picleri" diye bagirir, karsidan yanit ise "anadoluu anaduluuu anadoluuu ibne doluuuu" sarkisiyla gelirdi...
  • ...ayıp mı değil mi tartışılır fakat bahçesi, tenis kortları, hemstırı, mösyö toma'sıyla, köpeğiyle, fizik dersinde uyuyan okul müdürü caporal'le, hazırlık 2'de bir yıl boyunca el yazısı gösteren sıtkı badem'le, tartışmasız liberal "abu"yla ve efsane michel tagan'la, 'erkek' öğrencilerin potansiyel ergenlik enerjisini gayet rahat harcayabileceği nefis bir ortamdı, st. joseph... genelde mezun olanlar arasında "sj'li bencil olur" , "sj'den adam çıkmaz" diye laflar dolaşır, bu da tabii ki adamına göre değişir (bkz: robert college'li bir tansu çiller)... fakat okulun hemen yanındaki sj'liler derneğinde defalarca çıkan anlamsız kavgalar, öğrencilerin, en azından erkek lisesi olduğu zamandan kalan, potansiyel ayılık hislerini çok net bir biçimde ortaya koymuştur. geri kalanı fasa fiso... her lisede olduğu gibi, her sınıf okulun en piçiydi, eşşek şakaları, top dikmeler, ayılıklar -tabii ki kız da olmadığından- gırla giderdi.
    günümüzde ise giderek boğan sıkıcı ve saçma bir kurallar cümbüşü olduğunu görüp, kadife pantolonumla okula gittiğim yılları hatırlıyorum...
  • fikir: hocalar ticaret adamı tribindedir, dersten sonra öğrenciyle ilgilenmez
    gerçek: bu da yalan, bir okul içinde ders dışında öğrenciyle -gerek ders ile ilgili gerek öğrencinin yaşamıyla ilgili- bu kadar fazla ilgilenilen bir eğitim kurumu olduğunu sanmıyorum.
  • fikir: sj'de fransızca iyi öğretilmez.
    gerçek: yarı-yalan. okul hayatı içinde "isak abudaram" ile haşır neşir olmuş insan, fransızcayı iyi öğrenir. haricen, en azından herkes konuşur. (bkz: isak abudaram)
  • fikir: büyükler küçükleri döver, deli gibi eziyet eder.
    gerçek: partly-true. herhangi bir okuldan daha fazla ya da daha az kavga-dövüş yoktur. birileri birileriyle kavga ediyorsa bu büyük-küçük olmaktan dolayı değil, karşılıklı bir sorun olduğundandır.