şükela:  tümü | bugün
  • abdülhamit döneminde yaşamış, taşlamacı, hicivci, muhalif şair. neyzen tevfik'in hocası, üstadıdır. ağzı da neyzen'den beter bozuktur.
  • divan edebiyatı şairlerinden...
    özellikle neyzen tevfik amcamız bu şayir amcamızın yolundan gitmiştir. bu itibarla hatırlamaktayız şair eşrefi...
    izmir ile bir takıntısı olsagerek ki şayir olan bu amcanın şair eşref bulvarı adında pek sık işleyen bir cadde vardır anılan ilimizde.
    hiciv adlı türün en büyük öncülerindendir amcamız...
    zaten eşref saati tanımının da muhatabı, hicveden kişidir.
  • "mahalle komiserlerinden biri, aklını şair eşref'e taktırmıştı. o dönemlerde geceleri fenersiz sokağa çıkma yasağı vardı ve bir gece mahalle komiseri, eşref'i fenersiz yakalamıştı:

    – haydi, ulan yürü karakola, demişti.

    eşref direnince de, yakasına yapışıp bir tokat patlatmıştı. eşref de aynı biçimde yanıt vermişti komisere... derken iki polis daha gelmişti komiserin yanına. eşref’i, ite sürükleye karakola götürmüşler; ertesi gün de, "vazife başındaki zaptiye memuruna tokat atma" suçlamasıyla, müstantikliğe -sorgu yargıçlığına- sevk etmişlerdi.
    müstantik ohannes efendi adında, güngörmüş bir osmanlı ermenisiydi. sorularını bir kâğıda yazmış ve eşref'e uzatmıştı:

    – bunları cevaplayın, demişti.

    eşref de, "suallerinizin topuna cevaptır" notuyla, şu kıt'ayı yazıp uzatmıştı müstantik ohannes efendiye:

    elinde yok adalet; olsa da sen kim, adalet kim;
    kimi maznun [sanık] görürsen, hep "kabahat sendedir" dersin.
    polisler üstüme saldırdı, ben de sille aksettim,
    be müstantik efendi! söyle, sen olsan ne bok yersin?"
    http://www.sozbitti.com/…rsion/index.php?t8297.html
  • ‘‘vergi miktarını ol mertebe arttırmalı kim,
    sahib-i servet olanlar da züğürt kalmalıdır.
    yalnız fahişeler vergisi haksızlık olur,
    evlilerden de yaptıkça rüsum almalıdır’’
  • ‘‘kabrimi kimse ziyaret etmesin allah için,
    gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı.
    gözlerim ebna-yi ademden ol rütbe yıldı kim,
    istemem tek fatiha, tek çalmasınlar taşımı’’
  • yanlış hatırlamıyorsam bir de şöyle bir dörtlüğü vardı:

    devri istibdatta söz söylemek memnu idi
    söyler isen ağlatırlardı ananı
    şimdi devri hürriyetteyiz
    önce söyletirler, sonra .kerler ananı.

    tabi ne kafiye ne ölçü oldu burada:) hafızai beşer nisyanla malüldür de ondan yani.
  • çıplak (takısız-ön takısız) olarak eşref diye anılır edebi camiada bu amcamız.
    nefiden sonra neyzenden önce, ama hicivci
  • hicvinin amacını şu dizelerinde aktarmış:

    ekseri hicvimde tayin-i esami eylemem
    fikr-i mahsusumca bu halin şudur ki mucibi
    isterim her bir deniye kabil-i tatbik olup
    kullanılsın her biri bir numrosuz gözlük gibi

    içki meclisinde evkaf katibine hitaben:

    geldi çöktü meclise vali gibi
    barek allah çaldı emsali gibi
    gerçi her telden çalar amma
    daire öz ceddinin malı gibi
  • argo dağarcığımı büyük ölçüde borçlu olduğum şairdir. ilkokul 3’e giderken, kitaplığımızdan bana yeşil yeşil göz kırpan şair eşref kitabının hazinelerini kısa vakitte keşfetmiş, mahalle kavgalarında karşımdaki velete “eşşoolubeşkulak salak” yerine gözlerimi kısıp şeytanca bir fısıltıyla fodul, kelp vesair diye küfretmenin hazzını doyasıya yaşamışımdır` : hey gidi günler hey`.
    geçen kabalcı’da, ucuz kitaplar arasında gördüm aynı yeşil cildi. almak istedim. sonra “terbiyesizleşme zazie” dedim kendime, “gebeş sözcüğünü cümle içinde ıkınmadan kullanabilmek için çok büyüdün!”.
  • eşref hasbihal adlı eserini,mezar taşına yazılmak üzere vasiyet ettiği şu kitabe-i seng-i mezar ile sona erdirmektedir:
    kabrimi kimse ziyaret etmesin allah için,
    gelmesin reddeylerim billah öz kardeşim;
    gözlerim ebna-yı ademde o rütbe yıldı kim,
    istemem ben fatiha,tek çalmasınlar taşımı...