şükela:  tümü | bugün
  • apaçık ortada olan bir gerçeği anlatan cümle.

    ortaokullu bir kızcağız sait faik abasıyanık‘ın soyadını kitap ismi zannetti diye onu acımasızca eleştiren tiplerin bu edebiyatçıyı anlamsızca yüceltmesi gerçekten çok komik. klasik bir sürü psikolojisi davranışı bu. oysa sait faik’in bazı eserlerine bakıldığında onun gereksiz yere abartılmış vasat bir edebiyatçı olduğunu görebiliriz. ortalama hikayeler yazan, şiir türünde ise inanılmaz derecede başarısız olan bir yazardır kendisi, daha fazlası değil. hikayeleri eski dönemleri anlattığından şimdiki zamanın insanlarına ilginç geliyor sadece. bir edebiyatçının asıl değerini belirleyen şey, şiir yazma becerisidir. aşağıdaki şiirlere bakıldığında sait faik abasıyanık‘ın şişirilmiş bir balon olduğu gerçeğiyle herkes yüzleşecek.

    1) kıyısına tuz ileten rüzgarı
    balıkların yürüdüğünü duyuyorum.
    dinlerim yosunların konuştuğunu.
    midyelerin ağladığını duyarım.
    aşkın bir kanadı var kırmızıdır.
    delinir,
    kan akar.
    bir kanadı var,
    zehir yeşili.
    (etkisiz bir dil, vasat betimlemeler...)

    2) yitirilmiş tebessümleri,
    bir cigarayla parmak uçlarımı öldürüyorum.
    çürümüş rüyalardan arta kalan
    mirasınla.
    yolcusuz yollara döndüm.
    alnımdaki girdaplar şimdi kan tarlası.
    (vıcık vıcık bir duygusallıktan başka bir şey yok maalesef.)

    3) yüzünün hangi oylumuna takılsam,
    uçsuz uçurumlara düşüyorum.
    ağlayınca şişen göz kapaklarında
    hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam.
    (tek kelimeyle fiyasko.)

    4) bazı akşam üstleri oturur.
    hikayeler yazardım deli gibi.
    ben hikaye yazarken
    kafamdaki insanlar,
    balığa çıkarlardı.
    kadınlar, kahve cezvelerini ısıtan;
    mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlardı.
    (rutin gününü yazmaya ne zamandan beri şiir deniyor?)

    5) buz gibi sessizdi o.
    sesine uyku kaçmış bir adamdı.
    ne zaman düş kursa
    çocukluğunun soğuk günleri gelirdi aklına
    gençliğinin.
    (daha fazla devam edemeyeceğim.)
  • 10 yaşımda sait beyle tanışmıştım. öyküsünü okuyup bu ne yaee sonu yok bu nasıl yazar demiştim.
    sonra büyüdüm kafam gelişti okuduğumu anlayan ve güzel anlatımın farkına varabilen bir birey oldum.
    demek ki herkesin yaşıyla birlikte zekası da gelişmiyor zevki gelişmiyor düz bakıyor. beğenmediği şeylere bok atarak yaşayan formlara dönüşüyor.