şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sevgili okurlar ve meraklı bakışlar.. temelde, deizm bir yaratıcının varlığına inanmak fakat onun evrendeki işleyişe etki etmediği savunan bir felsefi görüştür. bu görüşe göre

    1- yaratıcı ideal anlamda vardır, fakat insanlarla veya diğer canlılarla iletişim kurmamıştır. başka bir değişle vahiy diye bir şey yoktur.

    2- insanın bilgisinin kaynağı akıldır. deizm, kalpten gelen esinler veya sezgi üstüne temellendirilmemiş rasyonalist bir düşünsel sistemdir .

    birinci ilkenin sonucu olarak, mevcut dinlerdeki gibi yargılayıcı, kural koyucu bir tanrı inancı olmadığı için bildiğimiz dinlerle deizm fikirleri örtüşmez. bunun bir diğer sonucu da deizmde ibadetin olmayışıdır. yaratıcı herhangi bir şekilde kendisinin periyodik olarak anılmasını beklemez.

    ikinci ilkenin sonucu olarak, bilgimizin kaynağının, gerçeğe ulaşmanın yolunun bilim ve akıl olduğudur. dolayısıyla iman etmezler. sorgulanmayacak bir şey yoktur. malumunuz iman etmek demek, bir önermeyi kanıtlamaya gerek olmayacak şekilde gerçek kabul etmektir. nitekim, descartes ve spinoza gibi modern felsefenin öncülerinden önce "allahın varlığını kanıtlamaya çalışmak" günah sayılıyordu. descartes, bir yaratıcının varlığına emin olduğunu, fakat bunun akıl yoluyla kanıtlanabileceğini söyleyerek kitabına başlamıştır. o dönem bunu söylemek ve yapmak fazlaca cesaret istiyordu.

    deizm, evrim teorisi ile de çelişmez, tam aksine örtüşür. bir kaç günde yaratılmış evren fikrini akla dayalı olarak görmez. hatta, bir deist akım, evrenin her an sürekli yaratılıyor olduğunu savunur.

    burada önemle belirtmemiz gereken bir husus daha var. gerçeğe ulaşmanın yolu akıl ise bir yaratıcının varlığını da akıl yoluyla kanıtlayabilmemiz, destekleyebilmemiz gerekiyor. bunu çeşitli şekilde savunan görüşler vardır:

    - doğadaki düzene bakıp bunu bir yaratıcı tarafından düzenlendiğini savunan görüş. doğa yasalarının varolduğunu ve bu yasaların a priori olduğunu, dolayısıyla bunu yasaları var eden bir yaratıcı olması gerektiğini savunurlar.

    - doğada gözlemlenen neden-sonuç ilişkisine bakıp geriye doğru gidildiğinde bir ilk neden olduğunu ve bunu yapanın da yaratıcı olduğunu savunan görüş.

    peki deist sayısı dünyada artıyor mu?

    elimizde şöyle veriler var:

    amerika'da 1990-2001-2008 yıllarında bir dine mensup olmayanların sayısı şöyle:

    1990 yılı - 13.116.000 kişi
    2001 yılı - 27.486.000 kişi
    2008 yılı - 30.427.000 kişi

    kaynak
  • ateizmin açıklarını kapatmış olmasından kaynaklanan olay. aslında dinimiz islam'a göre hepsi kafir olarak nitelendirilir. bir müslüman olarak çoğumuz deizmin ne olduğunu bile bilmeyiz. tek bildiğimiz ateizm. "ona karşı argümanımız ise bu kadar muhteşem bir sistem tesadüfen oluşmuş olabilir mi? " gibi sözler, zaten google'a ateizmi çökerten müslüman yazın, milyon tane kaynak çıkar ama gel gelelim nedense deizm' e karşı çok az tartışma vardır, yani birisi çıkıp "tamam lan bir yaratıcıya inanıyorum, ama dine inanmıyorum. " dediğinde ateizme göre bir müslümanın daha zor savunmada bulunacağı aşikar. bu yüzden deizm popüler.
  • huzur deizmde...
  • tabi ki şaka.
    böyle bir yükseliş var evet, ama bu kesinlikle kalıcı değil.
    din veya inançlar hep bir döngü içindedir. söndü sanırsınız aniden alevlenir. her yeri sardı sanırisınız, tekrar azalmaya başlar. dünya varoldukça var olacak ve sürekli bir görünüp bir kaybolacak tek şey inançtır, çünkü insan hiçbir zaman varoluş meselesini çözemeyecek.
    bundan bir asır önce max weber, bilimin ilerlemesiyle inançların geri dönülmez bir yokoluşa sürüklendiğini öne sürmüştü. oysa aradan yüz sene geçmeden bu tez tamamen çürüdü. inanç belli kalıplar içinden çıksa da, belki her zaman olduğundan daha fazla yaygınlaştı. türkiye'nin durumuna gelecek olursak, kemalizm dini neredeyse (en azından şehirlerde) bayağı geriletmişti. sonra siyasal islamın yükselişiyle tekrar yaygınlaştı. herkesin beyni yıkanıyor zannederken bir baktık imam hatipliler bile dini sorgular olmuş. ki ben bunun böyle olacağını birkaç sene önce ifade etmisitim (bkz: ben demiştim ekolü). şimdiye dek bu kadar değişim yaşanmışken şu anki gelinen durumun kalıcı olduğunu zannetmek epey dar bir vizyon gerektirir.
    ayrıca deizme geçen birkaç eski başörtülü kadını baz alıp müslümanların islamiyeti terkettiğini öne sürmek de pek akıllıca bir tutum değil. bunlar bence bir azınlık oluşturuyorlar. diğerleri dinden çıkmayı değil, dinin farklı (modern yaşama daha uygun) bir yorumuna geçmeyi tercih etmişlerdir.
  • bir depreme veya savaşa bakar dediğim, suni yükselmedir.
  • türkiye hali hazırda zaten deist olduğu için şaşırtıcı değildir.

    kadınların çoğunun başı açıkken, insanlar alkol tüketip, amiyane tabirle çatır çatır sevişirken, vakit namazlarını aksatıp camiilere sadece bayramlarda ve cuma günleri giderken, hatta gitmezken, kutsal kitaplarını okumazken, elhamdülillah müslümanım, kalbim temiz diyerek işin içinden çıkabileceklerini sanmaları, sadece deist olduklarının farkında olmadıkları anlamına geliyor.
  • ateizm ve aşırı dincilik arasında gidip gelmenin yoludur deizm. mantıklıdır, inanılasıdır.
  • konya’da imam hatip öğretmenlerinin yaptığı çalıştay raporu sansürlenmişti. raporun bir kısmı(?) şöyle:

    —- alıntıdır — (kaynak en altta)

    gençler arasında en çok sorulan itikadî sorulardan biri, kötülük meselesi çerçevesinde neden “tanrı’nın yeryüzünde kötülüklere müdahale etmediği ve sessiz kaldığı” sorusudur. bununla birlikte kader, allah’ın zatı ve tasavvuru, sabır, tevekkül gibi konuların pek çok kişi tarafından doğru anlaşılamaması, itikadî sorunları artırmaktadır.

    ikdam eğitim derneği ve uluslararası öncü eğitimciler derneği tarafından konya il milli eğitim müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen “gençlik ve inanç” konulu çalıştay, 4 mart 2018 tarihinde konya öğretmenevi’nde gerçekleşmiştir. program din kültürü ve ahlak bilgisi ve ihl meslek dersi öğretmenlerinden oluşan 50 kişilik katılımcı öğretmenin beş grup halinde yaptığı müzakerelerle icra edilmiştir. tüm gruplar eş zamanlı olarak aynı soruları tartışmışlar ve çıkan sonuçlar tüm katılımcılarla kısaca paylaşılmıştır.

    müzakerelerde ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:

    – itikadî anlamda sorunları olan gençlerde özellikle deizm -yani allah’ın hayata müdahalesini reddetmek- inancı ön plana çıkmakta, ateizm bu bağlamda daha geride kalmaktadır.

    – gençler arasında en çok sorulan itikadî sorulardan biri, kötülük meselesi çerçevesinde neden “tanrı’nın yeryüzünde kötülüklere müdahale etmediği ve sessiz kaldığı” sorusudur. bununla birlikte kader, allah’ın zatı ve tasavvuru, sabır, tevekkül gibi konuların pek çok kişi tarafından doğru anlaşılamaması, itikadî sorunları artırmaktadır.

    – din ve bilimin çeliştiği düşüncesini besleyecek dînî anlatımlar öğrencilerde itikadî sorunlara neden olmaktadır. doğru bilgilerle donatılmamış bir allah ve gayb âlemi tasavvuru bulunmakta, hurafeler din addedilmektedir. bu noktada öğrenciye sunulacak din yorumu büyük önem arz etmektedir.

    – dini anlatan kişiler arasında yaşanan tartışmalar ve sunulan dînî bilgilerdeki tutarsızlıklar gençlerde din düşüncesinin saygınlığına zarar vermektedir.

    – gençlerde karşılaşılan ve gün geçtikçe daha da yaygınlaşan başlıca ahlakî sorunlardan biri eşcinsellik konusundaki tutum ve bakış açılarıdır. özellikle medyatik kişilerle ülke gündemine sokulmaya çalışılan eşcinsellik, pek çok lise öğrencisinde normal ve hatta sempatik görülebilmekte ve bir sapkınlık olarak değil cinsel bir tercih olarak nitelendirilmektedir. öğrenciler eşcinselliği özgürlük bağlamında anlamakta, özgürlüğün ne olduğu öğrenciye yeterince anlatılamamaktadır.

    – özellikle diziler eliyle, aldatma ve gayrı meşru beraberlik normalleştirilmekte, aile ve sadakat kavramları büyük darbe almakta; bunun sonucunda da gençlerde pek çok ahlakî değer zarar görmektedir. bununla beraber pek çok film ve dizide konu edilen aile içi gayrimeşru ilişkiler de normalleştirilmektedir. bu diziler sadece gençler değil çoğu kendini dindar olarak tanımlayan aileleri tarafından da ilgiyle izlenmektedir.

    – hiçbir sınır ve kural tanımayan tek yönlü bir özgürlük anlayışı, popüler kültürün inanç ve ahlak haline gelmesi, haz merkezli yaşam tarzı itikadî ve ahlakî problemleri artırmaktadır.

    – din dersi öğretmenlerinden bazılarının mizacının sert olması, ergenlik çağındaki öğrencilerin öğretmenle devamlı çatışma yaşamalarına neden olmakta, bu da doğrudan dersin kendine yönelik olumsuz bir tutumla yahut -en iyi ihtimalle- ilgisizlikle sonuçlanabilmektedir. din dersi öğretmeninin, öğrencisine uygun rol model olamaması da din eğitimini olumsuz etkileyen faktörlerdendir.

    – din eğitimcisinin islam itikadını öğretirken bireyi özgürleştiren ve ona tercih hakkı veren yönünü vurgulaması gerekmektedir. aksi takdirde gençler dinden uzaklaşabilmektedir.

    – din eğitiminde bilgi, duygu ve davranışın tümünün kazandırılması hedeflendiğinden öğretmenin anlattığı değerleri temsil edebilmesi büyük önem arz etmektedir. söylemlerle davranışların tutarsızlığı ve hayata yansımayan bir dînî anlatım genci dinden uzaklaştırmaktadır.

    – imam hatip liselerinde, inanç tabanlı bir eğitimden ziyade ibadet tabanlı bir din eğitimine ağırlık verilmektedir. pek çok öğretmen itikat yönünden yeterli olduğu ön kabulüyle hedef kitlesine hitap etmekte; fakat öğrencilerin zihninde hem yaşının gereği olan inanç sorgulamaları hem de çevre ve sosyal medya kaynaklı pek çok soru bulunabilmektedir. öğrenci, öğretmeninden ve arkadaşlarından çekindiği için inanca dair kafasına takılan soruları soramamakta, öğretmen de pek çok zaman bu ihtiyacı fark edememektedir. öğrenci, cesaretini toplayıp soru sorabildiğinde de genellikle uygun bir dil ile yeterli ve temellendirilmiş cevaplar alamamaktadır. bazı eğitimciler, soruları geçiştirmekte, bazıları bastırmakta bazıları da tatmin edicilikten uzak cevaplar verebilmektedirler. öğretmen, dînî hükümlerin ancak düşünce ve duygu dünyasında neden iman ettiğini tam anlamıyla idrak etmiş bireylerde anlam kazanabileceğini unutmamalıdır.

    – ortaokullarda ve liselerde din eğitiminde kullanılan ders kitapları bilgi, kullanılan dil, dizgi ve görsellik açısından yeterli değildir. öğrenciye akademik seviyede; daha çok kavrama boğulmuş bilgi aktarımı yapılmaya çalışılmakta, kullanılan üslup seviyeye uygun olmayıp gençten çok yetişkine hitap etmektedir. ayrıca dînî söylem ve yaklaşımlar bugüne hitap etmeyen bir şekilde sunulmakta, bu nedenle hedef kitlenin inanç hususundaki ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. ders kitapları bu hususlar dikkate alınarak yeniden kurgulanmalıdır.

    – kelam ve akaid başta olmak üzere tüm din derslerinin güncel inanç meseleleri göz önünde bulundurularak uygun dil ve somut etkinliklerle daha erken sınıflarda verilmesi, ders kitaplarının eşgüdümünün sağlıklı yapılarak farklı sınıf seviyelerinde gereksiz tekrarların çıkarılması, bölgesel ihtiyaçlara yönelik olarak öğretim programlarının esnekleştirilmesi, uygulamaya yönelik derslerin atölye ortamında verilmesi din eğitimin niteliğini artıracaktır.

    – inanç öğretimine yönelik yeni usul ve yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. özellikle soru-cevap, beyin fırtınası ve örnek olay yöntemlerinin inancın inşasında etkisi büyüktür. bunun dışındaki kıyas, bilinenden bilinmeyene akıl yürütme, analoji yöntemiyle soyut kavramların somutlaştırılarak öğretilmeye çalışılması, empati kurdurma, drama, altı şapka, istasyon tekniği gibi yöntemler klasik yöntemlere göre daha etkili olmaktadır.

    – ölçme değerlendirme açısından bakıldığında inanca dair konularda açık uçlu soru yönteminin yanında gezi-gözlem, yaratıcı drama, röportaj, video-anket şeklinde uygulama esaslı yöntemler daha çok etkili olmaktadır. ölçme değerlendirme yöntemleri içinde en çok kullanılan çoktan seçmeli soru yönteminin en işlevsiz ölçme yöntemi olduğu unutulmamalıdır.

    – öğretmen, günümüz inanç problemlerine dair alanında uzman kişiler tarafından hizmet içi eğitimlerle; sene sonu ve sene başı seminer dönemlerinde ve belirli aralıklarda atölye uygulamaları şeklinde pratik eğitimlerle desteklenmelidir. bu eğitimler esnasında çok yönlü bakış açısını sağlamak için farklı bilim dallarından da yardım alınabilir.

    – her ne kadar materyal üretmek öğretmenin görevlerinden biri olsa da daha profesyonel hazırlanmış, kısa filmler, belgeseller, sokak röportajları, yaşanmış ihtida hikâyeleri, sosyal deneyler ve kılavuz kitap gibi materyallere de ihtiyaç hissedilmektedir. meslek derslerine dair materyal hususunda eba yetersiz kalmaktadır.

    – ilahiyat fakültelerinde verilen teorik eğitim öğretmen adayı için bir alt yapı oluşturması açısından yeterli sayılabilir. fakat mevcut eğitimde günümüz kelam problemlerine dair verilen teorik eğitim yeterli olmamakta yanı sıra pedagojik formasyon ve uygulama açısından eksiklikler bulunmaktadır. ilahiyat fakültesi müfredatlarının teorik ve pratik açıdan ihtiyaca göre güncellenmesi gerekmektedir. bu yetersizliği gidermek için öğretmenin kişisel okumalar yapması, sempozyum, çalıştay, konferans gibi etkinliklere katılarak kendini geliştirmesi gerekmektedir.

    – sosyal medyayı kullanmayı tercih eden öğretmenler, öğrencileri ile etkileşim içerisinde olduklarında belli ilke ve sınırlarla hareket etmelidir. öğretmen öğrencilerin görebileceği paylaşımlarına dikkat etmeli ve toplumun sinir uçlarını harekete geçirecek ideoloji, siyaset, mezhep ve cemaat tarafgirliği gibi ayrıştırıcı paylaşımlardan uzak durmalıdır. öğretmen sosyal medyada dînî ve siyasi konularda öğrencilerinin görebileceği şekilde polemiğe girmemelidir. kendi mahremini paylaşmamaya özen göstermeli ve öğrencisine sosyal medyadaki mahremiyetine dair rehberlik etmelidir.

    kaynak
  • her sistem kendi virüsünü üretir prensibi gereğince, dinin topluma gereğinden fazla dayatılması sonucu oluşan tepki ve reaksiyon dinden kopuşla sonuçlanıyor. dinin fazla dayatılmadığı görece özgür bir ortamda günahkar bir müslüman olarak yaşayabilecek kişi, baskı yüzünden dinden soğuyor ve terk ediyor. sonuç olarak kapsamlı bir bilgi yok elimizde, fakat deizmin yükselişini sosyal medyada da görmek mümkün.