şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle sözlük sansüründen dolayı din yazmak zorunda kaldım. buradaki din islam dinidir. ikinci olarak söz konusu artış, niceliksel olduğu kadar niteliksel bir artıştır. toplumun kitleler halinde islam'ın tüm göstergelerine gösterdiği tiksinti reaksiyonlarının nedeni ise akp politikaları. akp'nin en güzel tarafı bu oldu sanırım, pek çok kişi bu iktidardan sonra islam'ı sorgulayıp ateizme doğru yelken açmaya başladı. uzun herif'e bu toplumsal hizmeti için teşekkür etmek lazım.
  • işlerin pek iyiye gitmediğini, dine laf söyleyenlerin sözde aydın kesim olarak nitelendirildiği durum.
    (bkz: din elden gidiyor)
  • ak parti döneminde yaşanmıştır.

    cumaya gidiyorsunuz imam referandum için konuşma yapıyor, ak parti sıkışıyorsa hutbede onları kurtarıyor, yine aynı hutbede suriyelileri savunuyorlar. siyaset giren her yer gibi ülkeyi dinden de soğuttular. herkes birbirine kafir diyor. fethullah gülen gibi bir şarlatana tapıyorlar sonra utanmadan adama düşman olup önüne gelene fetöcü diyorlar. türkiye gerçekten garip bir ülke oldu. ak partinin yanlış politikalarının sonucu olan olaydır.
  • ülkede hukuk tamamen ortadan kalktığı için şu anda çoğu kişinin kamusal alanda dinsel eleştirilerini içinde tutmak zorunda kaldığını düşünüyorum. bu durum, söz konusu tespitin görünürlüğünü azaltıyor ancak samimi sözlü ortamlar ve sosyal medyada yaptığım gözlemler islam'dan duyulan tiksintinin kitleselliğini göstermekte. eğer ülkede laik bir devrim yapılıp, hukuk sistemi yeniden inşa edilirse yapılacak anket çalışmalarında türkiye'deki ateist nüfusun iyiden iyiye arttığı netleşecektir.
  • hangi dogma olursa olsun "senin gibi inanmayanları, kafirleri öldür" altyapısı ile insanoğlunun karşısına çıkarsa nefret edilmesi gayet doğal olduğundan şaşırılmaması gereken tespittir.

    bir başka olgu; okuyan ve okuduğunu anlayan kesimin toplumda oranının artması ve eğitimli kitlelerin de sorgulamaya daha yatkın olmasıdır.

    akp'nin din vasıtası ile kullandığı pragmatist mağduriyet ancak son sıralarda yer alabilir bu noktada.
  • kamusal hayatta o kadar aşikâr bir dinsellik var ki tiksinmemek elde değil. dindar tipler de baskıcı, yasakçı, genelde de itici ve çirkinler. aklı başında hangi insan cübbeli gibi bir tipin dinine sempati duyar. din hassasiyeti olan siyasetçi veya gazeteci ya da ünlü yüzler o kadar kaba, o kadar köylü, o kadar sempatiden yoksun ki gerçekten tiksinti uyandırıyor.
  • şaka maka yobazlar da arttığı için etkiye tekpi zaar. işte bunlar hep hoşgörüsüzlükten.
  • insana sevdiği bir yemeği bile sürekli zorla yedirirsen tiksinir. o açıdan siyasal islamın muktedir olup her yeri kaplaması ve sürekli kendini dayatması, toplumsal hayatın kılcallarına kadar nüfuz etmesi ve bundan cesaret alan kitlenin mahalle baskısının dozunu arttırması neticesinde ister istemez bazı kitlelerde bir nefret ve tiksinti oluştu. normalde dinsiz olmakla beraber müslümanlar ve islamla bir problemi olmayan insanlar, psikolojik baskıya maruz kaldıkları için, reaksiyon göstermeye başladılar. yani eskiden olsa dini ve dindarları sadece umursamamakla yetinecek olan bazı kişiler, neredeyse düşman seviyesine geldiler. bu yazdıklarımın bazıları seküler müslümanlar için de geçerli. yani aslında reaksiyoner kitle oldukça büyük. bu alerjik reaksiyonun en başat özelliği, kendisine dayatılan dini sembol ve kuralları yok saymak, karşı gelmek, gerekirse alay edip küçük düşürmek, böylece kendisini baskıya teslim etmemiş olmak.

    buraya kadar yazdıklarım dinin ta kendisini eleştiren bir şey değil. siyasal islamın dayatmacı tutumuna karşı bir eleştiri sadece. yani ortada bir tiksinti ve nefret varsa bunun sebebi, kendi doğrularını mutlak gerçek gibi topluma dayatan ve bu doğrulara inanmayanlara temsil hakkı vermeyen, onları yok sayan sistemdir.
  • buna karsi dik durusumuzu surada sergiliyorus: (bkz: hıristiyan olduğumuzu sosyal medyada haykırıyoruz)