şükela:  tümü | bugün
  • amerika'da, japon mutfağına özgü balık bulabileceğiniz en iyi yerlerden biri.
  • öğrencilik yıllarında, son sınıfta alınan anlamsız türkçe dersinde, hoca -ki kendisinden uzun yıllar önce yine bahsetmiştim*- japoncanın türkçe gibi sondan eklemeli bir dil olduğunu ve biz türklerin diğer uzak dillere göre japoncayı çok daha kolay öğrenebileceğini söylemişti. adını unuttum şimdi dingilin. ismet diyelim o zaman.

    akabinde de, son sınıf talebelerine türkçe dersi veren bu ismet, örnek olarak sakanaya'yı vermişti. "bakınız, sakana balık demektir, sakana-ya da balık-çı" demişti. "aynı bizdeki gibi" diye de eklemişti. ve konuyu bu bir tane -doğru ama son derece yetersiz- örnekle geçiştirmişti. ve biz bir amfi dolusu ilgisiz mal da hiç sesimizi çıkarmamıştık. "aman boşver, anlatsın da gitsin" diye düşünmüş de olabiliriz tabii.

    dahası, türkçenin sondan eklemeli bir dil olması nedeniyle, türklerin japoncayı başka alakasız dil konuşanlara nazaran daha kolay öğrenileceği tezine hiç ama hiç katılmadığımı da buraya şerh düşmek isterim. dil öğrenmek bu benzerliklerden büyük ölçüde bağımsız ve çok daha farklı işleyen bir süreç. hatta en güzeli kafanın bomboş olması.

    neyse, çok da yüklenmeyeyim ismet'e. hiç değilse yıllar geçse de hiç unutmayacağım bir japonca kelime öğrenmişim kendisinden. hatta iki kelime. japaonca kelime dağarcığıma katkısı bir barış manço seviyesinde değil ama hiç yok da değil. kurosava'yı da es geçmemek lazım tabii.

    ___________________________
    * (bkz: to live is to die/#7193089)