şükela:  tümü | bugün
  • bir ömer madra uyarısı. okunmalı, okutulmalı, paylaşılmalı.

    yeryüzünün bütün rekorları kırıldı 2015 yazında. hazirandan başlayarak, özellikle temmuzda. beş kıtada birden. belli bir yaşın üstündeki binlerce insan öldü. pakistan’da 800 kişi, asya genelinde 2 bin 500 hayatını kaybetti. morglarda yer kalmadığı söylenmeye başladı. tayland’da 41 dereceye ulaştı ki, kayıtlar tutulduğundan beri şimdiye dek hiç görülmemiş bir rakam. avrupa’da bütün rekorlar kırıldı. heathrow havaalanı’nda 37 derece ölçülmüş, yağmuruyla serinliğiyle ünlü ingiltere’de. bandar mahşar iskelesi denilen yer iran’da, hissedilen sıcaklık 70 derece ölçüldü. daha önce suudi arabistan’da 81 dereceye ulaşmış 2003'te. bütün rekorlar 2000’li yıllarda peş peşe kırılıyor. her yıl diğerinden daima daha sıcak oluyor. adana ve mersin'de de bütün sıcaklık sınırları aşıldı. bu yaz, türkiye’de 18 kişinin serinlemek için en yakın suya, göle, kanala, denize atlayıp boğulduğunu biliyorduk, şimdi guardian’ın yeni bir çalışmasında gördük ki 100’ü aşmış bu sayı.

    myanmar'da (burma) bir milyon kişi seller nedeniyle tahliye edildi. bunlar artık olağan hale geldi. yeni normal diyorlar buna. yeni norm bu olmuş durumda. iklim değişikliği doğrudan ölümlere yol açar hale geldi. bu sıcak dalgası ırak’ta büyük gösterilere yol açtı. bazı yerlerde elektrik üç-dört saat veriliyormuş. klima, buzdolabı hiçbir şey çalışmayınca sonunda insanlar da yolsuzlukların üzerine gitmek için sokağa döküldü.

    dünyanın her tarafında bütün ormanlar yanıyor. türkiye de dahil, her tarafta yangınlar var. inanılmaz sonuçları olacaktır bunun. bütün rekorlar kırıldı orada da. artık orman yangını mevsimi diye bir şeyden bahsedilemiyor. bu konuyla çok ilgilenenlerden biri de kaliforniya valisi arnold schwarzenegger mesela. kaliforniya’nın büyük bir sorunu çünkü bu. o söylüyor, artık orada da bu işin bir mevsiminin kalmadığını. orman yangınları iki yönlü bir durum. orman yandıkça karbon atmosfere karışıyor ve küresel ısınmaya yol açıyor. küresel ısınma arttıkça da orman yangını artıyor. kendi kuyruğunu yiyen yılan durumu. türkiye’de de özellikle güneydoğu’da orman yangınları yaşandığı ve güvenlik sebebiyle müdahale edilmediğine dair bölük pörçük haberler geliyor. “burası terörist yuvası, yanarsa yansın” mantığı... alaska’da günde 120 bin hektar orman yanıyor. komşu kanada’da da toplam 4 milyon hektar. zaten asıl sıcaklık artışı kuzeyde yaşanıyor. endüstri çağından bu yana dört derece artış yaşandı. yerine ağaç dikmekle filan yenisini koyamayacağınız ormanlar bunlar.

    önümüzdeki 35 yıl içerisinde, dünyanın her yerinde deniz seviyeleri buzların erimesine bağlı olarak üç metre yükselecek. karadaki buzların erimesi çok kritik. bu yıl ya da gelecek yıl uzaydan çekilen fotoğraflarda tarihte ilk defa beyaz kuzey kutbu görmeyeceğiz çünkü tümden erimiş olacak. eylülden sonra havalar soğuyunca tekrar buz tutacak ama bu ilk defa olacak, gelecek yıl kesin deniyor.

    ege üniversitesi’nin nasa’yla beraber yaptığı bir araştırma var. 1970’teki durum ve şimdiki durum olarak türkiye’nin uydudan çektikleri fotoğraflarını kıyaslıyorlar. türkiye’nin dağlarındaki buzulların yarısından fazlası yok olmuş. dağlık bölgelerin beşinde tamamı gitmiş, üçünde de dörtte üçü yok olmuş. yani toplam sekiz noktada büyük kayıp var. biz de haritada baktık, süphan dağı’nda beyaz yok artık. 40 yıl içerisinde sıfırlanmış. yani 12 bin yıllık miras 40 yıl içerisinde yok olmuş.

    james hansen de torunlarımın fırtınaları adlı kitabında fırtınaların hem çoğalacağını hem de şiddetinin artacağını ortaya koyuyor. nitekim önceki sene filipinler’in orta bölgesini haiyan tayfunu vurdu, muazzam bir yıkıma yol açtı. o esnada dendi ki, bu 100 yılda bir görülen bir tayfun. ertesi sene aynı yeri aynı büyüklükte bir başka tayfun vurdu. 100 yılda bir gelir dedikleri tayfun iki yıl üst üste, üstelik aynı yeri vurdu. ve filipinler teslim bayrağını açtı.

    dünyanın bazı bölgeleri sular altında kalacak. mesela bangladeş, hollanda, florida’nın bir bölümü. miami filan gidecek. keza new york için tehlike söz konusu. bangladeş’in 100 milyon nüfusu var ve deniz seviyesinin altında bir ülke. hollanda gibi. fakat hem teknik hem de maddi olarak hollanda’dan çok geride. bangladeş’te 100 milyon insanın göç etmesi gerekecek. en önemli yan sorunlardan biri de bu. göçler. hindistan’a gitmeye çalışacak bu insanlar. hindistan duvar örüyor şu anda. tam 4 bin kilometre! gelmesinler diye. bu muhtemelen savaş demek.

    küresel ısınma ve iklim değişikliği bir yana sonsuz bir tüketim söz konusu. cep telefonlarını altı ayda bir değiştirelim, otomobilleri iki yılda bir yenileyelim. lüzumsuz beslenelim. bütün madenleri tüketelim derken insanlığı büyük bir kaosun beklediğine dair yakın zamanda yayımlanan çok önemli bir araştırma var.

    ruskin üniversitesi’nin yaptığı bu çalışmada kıtlık çıkacağı ve milyonların, hatta milyarların aç kalacağı söyleniyor. üstelik bunun 30 yıl içerisinde olacağı ortaya koyuluyor. yani 2045’te. torunum 2000 doğumlu ve dünyanın çöküşünü gördüğü zaman 45 yaşında olacak. tabii ben bunları anlatınca, anlatma artık diyor ama kaçış çok kolay değil. iklim değişikliği hayatın her noktasını etkiliyor. savaşı da, barışı da, sporu da, turizmi de... sular altında kalıyor bazı turizm alanları. mesela futbol. dünya kupalarının tarihleri tartışılıyor. kayak merkezlerinin işi bitti. suni kar yapıyorlar. mazotla kar üretiliyor. o da ısınmaya neden oluyor. bu ahmaklıkla gidilirse bütün sınırların çok kısa sürede aşılacağı ortada. ama kapitalizmin mantığı bu. amaç kâr etmek. torununun geleceğiyle ilgili değil. çiğdem toker’in yaptığı ilginç bir mülakat vardı. istanbul’da üçüncü havalimanı projesini yürüten şirketin ceo’su yusuf akçayoğlu, "dünyanın neresinde iş yaparsanız yapın uygarlıkla doğanın çelişkisi var ve bunun önüne geçilemez" diyor. çok gerçekçi söylediği. kapitalizmle bu iş olmaz, diyor aslında. o böyle demiyor da, ben altını çiziyorum. yüzde yüz doğru. kapitalizmle bunun önüne geçilemez. mutlaka bir devrim gerekiyor. iklimi değil, sistemi değiştirmek gerekiyor. mevcut sistem küresel ısınmanın önüne geçmeye izin vermiyor.

    yerel hareketler çok güçlenmeye başladı. türkiye’nin çeşitli kesimleri bir araya gelmeye başladı. ama böyle olması lazım. çünkü durum fevkalade ciddi. daha önemli hiçbir şey yok. yükselen bir mücadele var. özellikle de kadınların başını çektiği bir mücadele... yaşadıkları yeri, doğalarını koruyorlar. doğu karadeniz’de gördük. ve her yerde. bütün dünyada bu mücadele yükseliyor. zaten tek umut bu. başka bir umut da yok. aslında en büyük sınıfsal mücadele bu. çünkü okkanın altına gidenler daima yoksul kesimler. çevre mücadelesi aslında dünya çapında bir sınıf mücadelesi.

    bilim insanları şu anda içinde bulunduğumuz çağa androposen çağı diyorlardı. insan etkisi çağı. jeolojik çağlar binlerce yılın evriminden bahsederken şimdi 200 yıl içerisinde oluyor her şey. kömürün bulunup çıkarılmasıyla beraber dünya artık bambaşka bir noktaya doğru gitmeye başladı. ilk defa tek bir tür, gezegenin bütün kimyasını ve atmosferini değiştirdi. şimdi yeni bir terim var. hiper androposen çağı. yani hiper yeni insan. bu yeni insan geldi ve dünyayı bitiriyor.

    bir fizik kanunu bu. bir noktadan sonra kontrol imkansız hale geliyor. tepeye kadar bir bilyeyi çıkarırsanız, öbür taraftan düşmeye başladığında hareketi engelleyemiyorsunuz. yani bir süre sonra insan etkisinden bağımsız olarak kontrolden çıkıyor. küresel ısınmanın en büyük problemi bu. örneğin buzların erimesinin önüne geçilemeyecek. küresel ısınma şu anda dursa bile yapacak bir şey yok, bir miktar daha eriyecek o buzlar.

    kömür dünyadaki en kirli fosil yakıt. hiç tartışmasız. küresel ısınmaya yol açan sera gazı salınımının bir numaralı sorumlusu. aynı sigara gibi, bu işle uğraşan şirketler bu bilginin yaygınlaşmasını engelliyor. türkiye’de de 80 yeni termik santral açılması planlanıyor. bir kısmına başlanmış, bir kısmı henüz proje. afşin elbistan’daki termik santral büyütülüyor ve yeryüzünün gördüğü en büyük termik santral haline getirilmesi planlanıyor. türkiye’nin kesinlikle sonunu getirir bunların hepsinin yapılması. halbuki bütün dünyada kapatılmaları tartışılıyor. avustralya da böyle. orası da dünyanın en büyük kömür şirketlerinin etkisi altında. mercan resiflerinin ortadan kalkması umurlarında bile değil.

    paris’te bu yılın sonunda birleşmiş milletler’in büyük bir iklim zirvesi var. çok önemli. artık son şans neredeyse. orada fosil yakıt tüketimine bir kısıtlama getirilemezse ve yenilenebilir enerjilere yatırım kararları alınamazsa iki derecelik sıcaklık artış eşiğini aşabiliriz diyorlar. dünyada sera gazı yoğunluğu şu anda 402 ppm, yani milyonda 402, parçacık sayısı olarak. uzmanlar en fazla 350 olmalı diyor. ayrıca korkunç bir artış var. eskiden yılda 1,5 parçacık eklenirdi, şimdi iki parçacık ekleniyor.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…35_yilimiz_kaldi.html
  • bizim bireyler olarak yapabileceğimiz fazla birşey olmayan durum.

    birleşmiş milletler gibi uluslararası örgütler bir araya gelip dünyada kömür ve petrol kullanımını kısıtlamalı.

    içten yanmalı motorların kısıtlanmasına kadar alınabilecek bir sürü tedbir geliyor sade vatandaş olarak aklıma.

    bunun dışında nüfus artışı da kontrol altına alınmalı. dünya 7 milyar insanı besleyebilecek kadar kaynağa sahip mi?

    gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde her boka maydanoz olurken çevre korunması hakkında neden dayatmalarda bulunmuyor?

    insanlık bu gidişata dur demezse bilim adamlarının her dediği çıkacaktır.

    eskisi gibi düzgün kışlar yazlar görelim, ben otomobil kullanmasam da olur. gerçi zaten kullanamıyorum ülkemizde altından daha değerli olduğu için benzin.

    insan ırkı dev petrol, kimya şirketlerinin kar hırsından kurtarmalı kendisini. ciddiyim. orta doğu petrol yüzünden bu halde değil mi? tüm bu senoryolar petrol yüzünden olmuyor mu?

    biz ne kadar idiot bir ırkız yaw. şimdi düşündüm de...
  • dünya olduğundan daha iyi konuma gidiyor. kaos havası yaratmaya gerek yok. çevre gitgide daha da el üstünde tutulmaya başlandı. elektrikli otomobil kullanımı gün be gün artıyor. yeşillendirme faaliyetleri dünyanın dört bir yanında artıyor.

    fakat şu petrol dediğimiz şey bırakın çevreyi, uğruna yüz binlerce insanın öldürüldüğü bir madde. bu kaynak bir an önce tükenmezse çevre tam anlamıyla temizlenmiş olamaz. elektrikli araçlarların da çok yaygın olmamasının, fiyatlarının yüksek olmasının tabi ki petrol ile bir bağlantısı var.
  • biri özet geçsin okuyamadım fakirim.

    kıyamet mi geliyor :(
  • ömer madra'nın bowie cover'ı..

    pushing through the market square
    so many mothers sighing
    news had just come over
    we had five years left to cry in..
  • dikkate alınması gereken çok ciddi bir uyarıdır
  • 29 yaşındayım ve türkiye'de yaşıyorum.

    tır altında kalmaz, gaz kapsülüyle kafama darbe almaz ya da maganda kurşununa hedef olmazsam 40, bilemedin 50 sene daha yaşayacağım.

    türkiye'de yaşıyorum dedim ama daha doğrusu yaşamaya çalışıyorum.

    5-10 sene daha yaşamak bu ülke içinde çok da önemli değil. norveç düşünsün bunu.
  • son kullanma tarihi çoktan geçmiş bir ülkede yaşıyoruz zaten. bizim yarına bike çıkacağımız şüpheliyken bence "şimdi onlar düşünsün".
  • üstteki mallarla birlikte sende nalları bir kör kurşuna diktiğinde, yaşamaz olacaksın.