şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kontrollü olarak korkak olmak, zarar vermemek/görmemek için çekimser kalmak... (bkz: sakin)

    - abi, kadın milletine abla demekten sakınmak lazım. [doğru]
  • belirtili nesne ile esirgemek anlamına da getirilebilen bir eylemdir.
  • kendini sinirlamak, yasakalar koymak durumu. tehlikeli olabilecek durumlara ve - veya kisilere karsi bir korunma kalkani gelistirmek, bunu yaparken suyunu kaciranlar asla payelerine duseni tam olarak yasiyamamalarindan anlasilirlar. hep bir eksinlik, yoksunluk, yoksulluk duygusu icinde yasayip giderler...
  • (bkz: korumak)
    seni kendimden dahi sakinirim, kiskanirim sevgul.
  • ing. refrain ya da avoid
    yani türkçe meali; ya geri durmak, ya da tamamen kaçmak, kaçınmak.
  • yapmamak lazim netekim sakindikca sakinilan olay kafaniza patlar
  • korkaklikla urkeklik arasi saklanmanin ikinmayla devam eden sureci.
  • kimi zaman özenle ilgili bir kavramdır. bazı kelimelerin, kavramlardan sevdiceği uzak tutar, ilişkinin kavramlarca zedelenmesinden kaçınırsınız. korkaklıkla ilgisi yoktur, ya da incilmek ya da inciltmekle; zira denk ilişkilere yaraşır bir kelimedir sakınmak. sakındığınız durum hal, karşı tarafı inciltmekten öte ilişkini eskitir, sıradanlaştırır. aslında belki sakındığınızı siz ve karşınızdaki sevdiğiniz insan değil ilişkidir.

    kimi zaman hadleri sakınırsınız, ilişkinin üstünde zıplatmaktan çok mesafeli, karşınızdaki kişinin hayat alanına saygılı yaşarsınız, ilişkiye, dolayısıyla kendinize şaşırma fırsatı vermek çabasına girer , ilişkinin nefes almasına ve büyümesi izin verirsiniz. ilişkiyi sizden bağımsız olarak düşünüp kendi çizdiği yolda bırakak biraz cesaret istese de keyiflidir.

    kimi zaman kelimelerin her zaman yeterli anlamlara bürünemeyeceğini bilir, kelimelerden ilişkinizi sakınırsınız. her zaman konuşamamanın mümkün olduğunu bilir, insanların yanlış kavramlarla istemedikleri şekilde kendilerini ifade edebileceklerini bilir, kelimelerden sakınırsınız ilişkinizi. zira ortak lisan oluşturmak çokça zaman alan bir hadisedir.

    kimi zaman kendinizden sakınmanız gerekir. alışkanlıklarınızdan, inançlarınızdan, önyargılarınızdan soyunup karşınızdaki kişiyi duymak adına kendinizden sakınmanı gerekir.

    teoride çok kolay pratikte zor hadisedir. ama özen ve önem gösterdikçe yapılması mümkün olan.

    bu sadece sevgili ilişkisinde değil her türlü ilişki için geçerli olan bir durumdur.
  • (bkz: kıyamamak)
  • sakınmak, koruma ana fikirli bir saklama halidir ki insan sevdiklerini, sevmediklerinden sakınır. şüphesiz her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. kimimiz yek diğerimize göre daha pervasız ya da daha ince fikirli düşünüyor olabiliriz. kırma ihtimalini bile sakınarak, böyle yüksek bir özenle yaşamak da bir süre sonra yoracaktır gerçi insanı, o zaman da kendi kendimize daralttığımız alanda kendimize yeni yerler açma çabası içerisinde debelenirken de bulabiliriz kendimizi. bunlar apayrı bir tartışmanın konusu jonathan, giderek konumuzdan uzaklaşıyoruz, uzaklaşmayalım, yaklaş, anlatacaklarım var:
    hep detaylarda yaşıyorum ben. bazen bu detayların içerisine o kadar çok saplanıyorum ki, başımı çıkartıp etrafıma baktığımda insanlar çağ atlamış oluyorlar. bense sanki yirmi yıl boyunca komada kalmış da dün uyanmış ve hayata yirmi yıl geriden başlamak zorunda kalan bir insancık gibi hissediyorum kendimi. tüm bunları nedeni, herkesin yaşadığından bir kerte daha farklı, biraz daha zor ve karmaşık yaşıyor olmam. hali ile insan kendini nasıl biliyorsa, etrafındaki insanları da öyle biliyor. yanılgı da burada başlıyor esasen. tüm bunları görmemeye çalıştıkça, başımı kumun daha da derinlerine sokma arzusu içinde kıvranıyorum. bence devekuşları dünya üzerindeki en başarılı hayvanlar. kafalarını kuma gömünce hem kendileri hem de başkaları görünmez oluyor. ben de kafamı kuma gömerek görünmez oluyorum. sakındığım tüm değerler, tüm gizli köşelerim, bütün oyunlarım, bütün depresyonlarım, bütün kırgınlıklarım benimle birlikte toprak oluyor.
    ama artık hiçbirini öldürüp de gömmeyeceğim. hepimiz canımızla gireceğiz toprak altına, toprak altında can verenler, bizden değiller, toprak altında başka bir cana can verenler ise ebediyen kardeşimiz olacak. ve ben, bunca sakınma ile içimde tuttuğum sadakat ve sevgi ile ölmekte iken, kendi açtığım mezarda, canımdan cana dönüşen bu ikiz kardeşime, eteklerime savurduğu aşk için sonsuz kere sonsuz minnettarım. mezardan dahi, sevebilmenin aslında çok kolay bir eylem ( hatta eylemsizlik hali ) olduğunu zayıf aklıma sokup beni küllerimden doğurdu. şimdi ben nasıl olur da sakınmam bu aşk halinin içimde açtırdığı çiçekleri. gerçi size gandalf the white desem bir çoğunuzun aklı yine yüzüklerin efendisine gidecek. benim de sakınma biçimim bu. siz yüzüklerin efendisini hatırlayın, ben de kendi efendimi çağrışayım. siz masallar dinlerken biz kendi saçma sapanlığımızdan kurtulalım.