şükela:  tümü | bugün
  • sabah 8.30' da kol gibi girecek bir vizem olmasına rağmen kalemi kağıdı bıraktırıp, kafamı derin düşüncelere midemi ise derin kederlere sevk etmiş karşılaştırmadır kendileri. zira dolapta ikisi de yok.
  • - salçalı ekmek işçiyse nutellalı ekmek işverendir.
    - salçalı ekmek veresiye, nutellalı ekmek peşin satar.
    - salçalı ekmek fakir delikanlı, nutellalı ekmek sosyete kızıdır.
    - salçalı ekmek akbil, nutellalı ekmek audi a3'tür.
  • önce salçalısı yenir, üstüne nutellalı.
    mod olarak da bir bardak su yer alır seride.
  • galibi salçalı ekmek olan karşılaşma. *
  • biri tatlıdır biri tuzlu, kategorileri farklıdır.
  • salçalı ekmek yere düşerse, nutella sürülmüş kısmı, yere, halıya, yer çekimin canı o an nereye düşürmek isterse oraya temas eder ki; yer, halı, mutfak parkesi, balkon mermeri en bi kirlensin, onca zahmet hazırladığınız güzelim yemeğiniz tam olarak rezil olsun. zira murphy yasaları ile yer çekimi kanunu arasında böyle bir anlaşma vardır.

    tuhaf bir karşılaştırmadır. çekirdek fiziği çalışmanın etkisi ise bu karşılaştırmada ihmal edilemeyecek kadar fazladır.
  • kisisel olsa da, salcali ekmegin galip cikacagidir.

    ne olursa olsun salcali ekmegin yeri sanki farklidir biraz. cunku ona keza, cocukluk hatiralarindan birisidir. ozellikle sicak yaz gunlerinde altina tereyagi uzerine kimi zaman hazir alinmis, kimi zaman da annenizin yaptigi ve de kimi yerlerinde ufacik domates kabuklari bulunduran salca surulen, yine en ustune de tuz ekilen o salcali ekmegin yeri her daim farklidir.
  • insanı düşüncelere gark eden karşılaştırma. hayata dair gerçek kişilerle ilişki kurulabilir. örneğin,

    salçalı ekmek candır nutella canan.
  • nutella gezilen, sevişilen kızdır.

    salçalı ekmekle evlenilir.
  • zamansal açıdan yanlış karşılaştırma. zira biz salçalı ekmek yediğimiz zamanlarda nutella yoktu memlekette, sarelle vardı bir kere.

    zaten fırından yeni çıkmış çıtır ekmek arası ketçaplanmış patates kızartması** hepsini döverdi, hatta şimdi de döver derim ben.