şükela:  tümü | bugün
  • tarsuslu, geçmişi 1940'lara dayanan, türkiye'nin ilk şalgamcılarındandır. rahmetli dedemdir. yine başka bir emekli şalgamcı olan babamın babasıdır.

    çocukluğum kendisinin yanında geçti. kışın okul sonraları dükkanda, yazın çamlıyayla'daki yayla evinde. konu şalgam olduğundan dağıtmayıp, şalgamla ilgili birkaç vecizesini paylaşayım.

    - şalgam günlük bir içecektir oğlum. açtığın fıçıyı o gün bitireceksin. bitiremediysen, sabah ilk iş dünden kalan şalgamı dökeceksin.

    - şalgam kutulanamaz, şişelenip koruyucu maddelerle aylarca bekletilemez. (şu anda yaptıkları gibi yani)

    - şalgam tahta fıçıda yapılır. plastik fıçıda şalgam olmaz. (kendisi vefat etmeden hemen önce devlet, şalgam vb. ürünlerin tahta fıçılarda değil, plastik fıçılarda yapılması zorunluluğu getirmişti. o gün şalgam yapmayı bıraktı kendisi.)

    - iyi şalgam ılıkken de güzeldir. çok soğutmaya gerek yoktur.

    - kötü şalgamların en belirgin özellikleri, ya ekşisi fazladır, ya da tuzu az.

    bir de, bir gün yayladayken sabah 6 gibi uyandım, artık çok yaşlanmıştı ama baktım bahçede bir yerleri çapalıyor. yanına gittim. "dede yeter artık, kaç yaşına geldin, bırak ben yaparım, niye bu kadar çok çalışıp kendini yoruyorsun" dedim. hayatım boyunca unutamayacağım müthiş bir özlü söz yapıştırdı her zamanki gibi. "çalışırken insanın aklına kötü şeyler gelmez oğlum"

    ha, bir de şu:

    #19456862