şükela:  tümü | bugün
  • bugüne kadar burnumun dibinde olup da uğramadığım için kendimi dövmek istediğim pazar. bugüne kadar giyime verdiğim o kadar paraya ağlıyorum şu an, 10 tl'ye ne giysiler var, aklım başımdan gitti. basbayağı enayiymişim ben. adı meşhur markaların siktiriboktan sümük gibi mallarına onca para vermek neymiş ya? 10 tl'ye çok güzel bir etek, 5'er tl'ye de 2 parça eteklik kumaş aldım. 3 tane eteği toplamda 30 bilemedin 40 tl'ye filan maledeceğim bu şekilde. yemin ederim kendime kafa atmak istiyorum, iyisi mi gideyim duvara filan kafa atayım bari. mal gri mal mal mal...

    edit: efenim adı geçen pazar kadıköy'deki salı pazarıdır. bilmeyenler için adres tarifi: rıhtımdan fikirtepe minibüsüne bininiz. şoföre salı pazarı deyiniz, kendisi sizi tam pazarın önünde indirecektir. metrobüsle de gelebilirsiniz. metrobüsten fikirtepe durağında ininiz. merdivenleri çıkınız, sola doğru yürüyünüz. sağda eşek kadar girişi olan pazarı göremezseniz oradan devam edip göz doktorunu gidiniz.
  • sexshop tezgahı açıldığı vakit renklenir işte bu pazar.

    -*ablacım bak yeminlen sabaha kadar yolu var bu kremin
    +yok ben inanmam bizim herif en fazla 30 saniye işte
    -ablam ben kendim kullanıyorum bunu 8 saat diyorum sana yaa 8 sa-at!
    +ay bilemedim şimdi. ne kadar ki bu?
    -ablam bak bu, bunun yanında şu* tırtıklısıydı nanelisiydi sen seç, bi de şu kelepçeler, hepsi birlikte 90 milyon. kampanya var bunlarda zaten.
    +neğğğ!
    -ablam tatmin olmak paha biçilemez ama.
    +evladım ben buna 90 milyon versem zaten kocam beni 3 gün aralıksız düdükler sana ihtiyacım olmaz.
    -tamam abla şu kırbacı da verim, bak hakiki deri aha al*, hepsini 80 yaparım daha da inmem.
    +dur bakim ben bi gezim pazarı uğrarım yine.*
  • kent için ve kentliler için kaybedilen değerlerden birisidir. aynı zamanda bir kentte, bir ülkede değerlerin nasıl ve ne yönde değiştiğini anlamak için iyi bir örnektir.

    salı pazarını kent için bir değer olarak nitelemek kimilerine yadırgatıcı gelebilir ancak yüzyıllardır kent ve kentli kültürünü geliştiren en önemli yerler meydan ve pazarlar olmuştur. ne yazık ki uzun bir zamandır türkiye'de bilinçli bir politikayla meydanlar ve pazarlar yok edilmektedir. kent insanının biraraya gelebileceği, örgütlenebileceği kendini ifade edebileceği son yerler de hızla elinden alınmaktadır. mahallelerin heterojen yapısı yerine herkesin kendi gelir grubuna ait yerlerde ikamet ettiği, alışveriş yaptığıı, okullara gitmeye zorlandığı homojen bir yapı dayatılmakta üstelik bunlar yapılırken güvenlik, hijyen, prestij gibi herkesin hassas olduğu gerekçeler ortaya atılmaktadır.

    aslında salı pazarının yok olması kadar önemli olan bir şey de pazarın yerini neyin alacağı meselesi... taşyapı'nın eline geçen alanın hangi sosyal gruba hizmet edeceğini bulmak çok da zor olmasa gerek...

    önce şehirdeki mahallelerimizden şehir dışındaki süper güvenikli sitelere sürüldük, şimdi pazar ve meydanlar nostaljik mekanlar arasında yerini alıyor...
  • kaldırılması ile kadıköy için vaka-i hayriye olan pazar. pazarın kaldırılması reklam panolarında halka müjdeler olsun kadıköy başlığı ile haber verilmiştir. kadıköy'de yaşamayan, o sefilliği her salı çekmeyen insanlar bilemez pazarın hayatlarımızı nasıl etkilediğini. ne pazarcılar, ne orada alışveriş yapanlar, ne de belediye umursadı tek amacı oradan geçip gitmek olanları. pazarcılar kamyonlarını park ettiler yol kenarlarına, teyzeler ellerindeki torbalarla attılar kendilerini arabaların önlerine, 100 metre yürümek istemeyenler otomobillerinin dörtlülerini yakıp yolun ortasına bıraktılar arabalarını, belediye hiç bir zaman bir düzen getirmek için uğraşmadı, aslında kimse uğraşmadı salı pazarını modernize etmek için. oysa güzel bir plan ile adam edilirdi oralar, salı pazarı yeni yüzyıla taşınırdı, ne pazarcılar ne teyzeler ne de yolcular şikayetçi olurdu bu durumdan. fakat elbette zor olan denenmedi kolay olan yapıldı. biz derin bir oh çektik ama bir değerimiz daha yitirildi.
  • kadıköy'deki eski yerinden (şimdi orada sadece cuma pazarı kuruluyor) uzunçayır metrobüs durağının oraya taşınalı çok oldu ama ilk defa gidip görmek fırsatı buldum.

    kadıköy'deyken şöyle bir güzelliği vardı. normalde insanın kadıköy'de pek çok işi olabilir. okul, dersane, iş, arkadaşlarla buluşmaca, gezmece, dolaşmaca falan. o arada salı pazarına bir uğranılabilirdi. yani özel olarak salı pazarına gidilmese bile geçerken uğramak mümkündü.

    ama şimdi e-5'in kenarında. kadıköy'e gitmek için tekrar bir taşıta binmem gerek. zahmetli iş.

    şimdiki yeri, kadıköy'deki yerinden kesinlikle daha geniş ve ferah. kadıköy'deyken insanlar dipdibe yürürdü. burada maaşallah yürümek için de, tezgahın başında dikilmek için de, oraya mı gitsem buraya mı gitsem kararsızlığını yaşamak için de epey yer var.
  • 90' ların başlarında o zamanki adıyla star 1' de yayınlanan eğlence programı, defne samyeli , berna laçin benim hatırladığım sunucuları, çok net hatırlamasam da o zaman için önemli ve çok izlenen bir programdı, benden önce kimsenin hakkında yazmamış olması beni huylandırmadı değil ama yazdım yine de.
  • hasanpaşa'ya taşınmış pazardır. e-5'ten giden herhangi bir vasıtaya binip metrobüs-uzunçayır durağında inerek ulaşabilirsiniz. minibüs yolundan gelecekler için alt girişi de mevcut ayrıca.

    çok sık olmasa da bazen ucuz yoldan üç-beş ihtiyacı kapamaya bazen de yalnızca tezgah gezip eğlenmek için (ki birkaç saatliğine çanta satmışlığım vardır burada) gidiyorum salı pazarına.

    çoraptan bikiniye, ayakkabıdan karpuza neredeyse her şeyi bulabileceğiniz bir yer. gerçekten uygun fiyatlı ve kaliteli birçok ürün var, hele biraz zaman ayırırsanız harika şeylerle ayrılabilirsiniz pazardan -pek tabii ucuz şeyler-
    modayı yakından takip eden pazarcılar var, görüceksiniz. klasik orta yaş üstü teyzelere hitap eden entarilr var ama azınlıkta burada. ayakkabılar enes'ten biraz daha pahalıcaydı en son gittiğimde yalnız kalitesi nasıldır bilmiyorum, hiç denemedim.
    içi gayet geniş, ferah. teyzelerin, dolu dolu poşetleri oranıza buranıza çarptırmadan geçebildiği kadar geniş. -evet, farkındayım çok şaşırtıcı-
    üstü brandayla örtülü olduğundan sıcaktan da bunalmıyorsuuz.

    yukarıda okudum sex shop yok denmiş, kesinlikle reddediyorum. tamam, tam teşekküllü değil belki ama; salt zincirden sütyenler, tüylü kelepçeler, boncuktan tangalar ve dahasını görmüşlüğüm var buradaki çamaşırcılarda sevgili fantaazi severler. hem de öyle gizli, tezgah altı filan sandıysanız, yanıldınız. gayet bayrak gibi asılı en tepede; çeşit çeşit, renk renk takımlar.
    hatta ilk gittiğimde bayağı şaşırmıştım, daha önce hiçbir pazarda böyle aleni şekilde satanını görmediğim için. tezgahın önünden geçenlerden de '' cık cık, başımıza taş yağacak'' serzenişleri duymadım hiç.

    sonuç olarak; gerek ürün yelpazesiyle gerek ulaşım kolaylığıyla tercih edilesi bir pazardır. kalabalık ama rahattır, çok bağıran pazarcısına da pek rastlamadığım.
    bir maniniz yoksa çıkın çıkın gelin anacım.. (yazar burada fazla kadın muhabbetinden seda sayan'a bağlamakta, sonumuz hayrolsun)

    böyle güzel güzel anlatınca da gidesim geldi, ne zamandır uğrayamadım. bu salı niyetlenirseniz gelmeye, rastlaşabiliriz efenim.
  • çocukluğuma dair şeylerden biri ve bence istanbul dendiğinde olmazsa olmazlardandı. 7-8 sene evvel bu yerden, şimdiki 50 kuruşa almış olduğum tişörtler, hala sapasağlam durmaktadır. keşke geri dönse.
  • bunun izmirde kurulan bir perpa* versiyonuda mevcuttur format olarak aynı olup hatayda yaşar.
  • ayni yerde, ayni esnafin katilimiyla cuma gunu kurulan pazara da salipazari denilmesi karsisinda dumura ugradigim olusum. wonderbra taklidi "bandır bra" marka sutyen gordugum yer..