şükela:  tümü | bugün
  • gazi üniversitesi güzel sanatlar bölümü başkanı idi. tarih bu adamı yaptığı şu vandallikle ilelebet hatırlayacak. sabah gazetesi'nin 15 mart 2002 tarihli haberinden aktarıyorum:

    "gazi'de ortaçağ kafalı profesör

    gazi üniversitesi güzel sanatlar bölümü başkanı prof. akkaş'ın talimatıyla ünlü bestecilerin özel eşyaları yakıldı. boşaltılan mekan sigara odası yapıldı. gazi üniversitesi eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü gibi bir "sanat eğitim yuvası"nda tam bir sanat düşmanlığı yaşandı.

    bölüm başkanı prof. salih akkaş'ın talimatıyla ünlü alman besteci prof. eduard zuckmayer ile ünlü besteci adnan saygun'un eserleri, kitapları ve el yazması nota defterleri yakıldı. eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü'nde bulunan depolar önceki gün sabah saatlerinde prof. akkaş'ın talimatıyla boşaltıldı. bir depoda bulunan bölümün kurucu zuckmayer ile saygu'nun eserleri de gazi konser salonu ile güzel sanatlar bölümü'nün arasındaki bulunan bahçedeki söğüt ağacının altında öğrencilerin gözü önünde yakıldı. olaya müdahale eden öğrenciler kurtarabildikleri eserlerden bazılarını alevler arasından aldılar.

    kurtarılanlar arasında zuckmayer'in istiklal marşı'nın koro için dört sesli düzenlemesi ile adnan saygun'un "sille türküsü" adlı el yazması de yer alıyor. yakma işlemi sırasında bölüm başkan yardımcısı doç. dr. ayşe meral töreyin de bulundu. tanıklara göre, töreyin ile müzik anabilim başkanı prof. dr. sadettin ünal tartıştı. töreyin, ünal'a talimat aldığını ve depodaki her şeyin yakılacağını söyledi. ünal, kurtarılan eserleri odasına koydu.

    prof. akkaş: iş kazası
    olayı "bir iş kazası" olarak niteleyen akkaş ise, temizliğin fakülte dekanının talimatıyla yapıldığını öne sürdü ve hizmetlilerin de bilmeden bu eserleri diğer eşyalarla birlikte yaktığını anlattı. akkaş olayla ilgili sorulara şu yanıtları verdi:

    - zuckmayer'in eserlerinin de aralarında bulunduğu belgelerin yakıldığı iddia ediliyor.

    * bilgim oldu. şimdi burada bizim depo var. o depoda kırık dökük eşyaların arasında kalmış bazı notalar oldu. hizmetliler onları dışarı çıkardılar. dağıttılar kimisi de çöpe falan gitti. olay bundan ibarettir. orada ne olduğu, listelerde bulunmuyor. bizim kitaplarımız tüm evraklarımız kütüphanemiz var anabilim dalı başkanlığımızda.

    - orada zuckmayer'in el yazısı notaları, adnan saygun'un notaları, evlilik cüzdanı var.

    * öyle diyorlar ama nerede getirin gösterin. ben de arıyorum. bunu şimdi bu şekilde ifade eden, 30 yıldır burayı yönetirken, bunları niye orada tuttular?

    - o deponun sigara odası olduğunu söylüyorlar doğru mu?

    * hayır, şu anda değil. orada zuckmayer'in bir-iki masası var orada.

    - zuckmayer müzik açısından önemli midir?

    * hayır, şimdi bunu sohbet amacıyla söylüyorum. zuckmayer'in bir besteci falan değil. küçük şarkıları var. nazi döneminde almanya'dan kaçmış. devletimiz ona kucak açtı. bölüm başkanı yaptı. sonra piyanosunu okula bırakmadı başkasına hediye etti. yani işin başka yönleri var. ama bu yönlere girmek doğru değil. onu da biliyorum.

    - siz tanıştınız mı?

    * ben tanıyamadım. onun ölümünden sonra geldim buraya.

    - piyanoyu kime verdi?

    * o zamanki bir öğrencisine verdi.

    öğrenci bayan mıydı?

    * hayır erkek.

    - sonuç nedir?

    * yani sonuç olarak bir iş yapılırken bir kaza. başka bir şey değil. buna başka bir anlamlar verebilir, bunu büyük bir olay gibi ortaya koyabilirler. fakat ben söylediğim sözün arkasındayım. inandığım şeyi söylüyorum, bu bir kaza, iş kazasıdır.

    üzüntüden uyuyamadı
    müzik bölümü anabilim dalı başkanı prof. sadettin ünal ise, şunları söyledi: "bu olay müzik eğitimi kanalında cumhuriyet tarihimizin önemli bir sayfası. üzüntüden gece uyuyamadım. 1970'li yılların sonunda ikinci vatanımda çok mutluyum diye yazdığı bir zuckmayer büstünü kırdılar zaten. yani bethowen büstlerini kırdılar. biz bunları çok yaşadık. bu bir insanlık değeri. benim odamdan şu anda kurtarabildiğim çok cüzi bir bilgi ve belge var. ben saat 11'de gelebildim. saat 11'e kadar iş hallolmuş."