şükela:  tümü | bugün
  • evrensel hukukun "suçsuzluk karinesi" ilkesi, "doğal hakim" ilkesi ve "aleyhteki hükümlerin geçmişe yürümemesi" ilkelerini ayaklar altına alan hukukun yüzkarası, cunta kuklası.

    (bkz: sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor)
  • 27 mayıs sonrası adnan menderes'in yargılandığı davada , mahkeme heyetinin başkanıdır kendileri , "sizi buraya tıkan güç böyle istiyor" diyerek kalemi kırmıştır.
  • tarih, hakkındaki yargısını vermiştir.

    yassıada duruşmalarında kullandığı bazı ifadeler (internetten bulup ekledim):

    -yapmazsan yapma. gelmiş buraya tomarlarca müdafaa yapıyor. (bakan hadi hüsman'a)*
    -yapamazsan ne yapalım? yapan yapar. (fatin rüştü zorlu'ya)
    -daima böyle lüzumsuz şeyler söylersiniz zaten. (menderes'in* avukatı burhan apaydın'a)
    -bu söylediğiniz sözler yersiz. sizin tahsiliniz ne? (milletvekili kadir kocaeli'ne)*
    -manasını anlamadığın cümleleri sarf etmenden belli. (milletvekili kadir kocaeli'ne)
    -sizi susturmak için başka ne yapmalı? (adnan menderes'in avukatı talat asal'a)
    -siz doğru söylemiyorsunuz. (şahitlere)
    -kâfi. susmazsanız sustururum. (bakan zeki eratman'a)
    -oturun yerinize. (bakan zeki eratman'a)
    -eğer ben kesin deyince kesmezseniz kestirmesini bilirim. (adnan menderes'e)
    -bunları bırakın, zorlamayın kendinizi. (adnan menderes'e)
    -öyle değil, öyle değil, öyle değil. otur yerine! (milletvekili hüseyin fırat'a)
    -sen yalancı şahide benziyorsun. anlat bakalım neymiş? (bir şahide)
    -öyle şey olmaz, kısa kes, az konuş! (bakan hasan polatkan'a)
    -yapma, okundu, anlamadınız mı? (adnan menderes'e)
    -lüzumsuz laflar bunlar, buyurun hadi. (milletvekili rüknettin nasuhioğlu müdafiine)
    -bizim burada boş laf dinleyecek vaktimiz yok başka. (adnan menderes'e)
    -kendi çiftliğinizin ve kendi maaşınızın peşinden koşmayı bilirsiniz. (adnan menderes'e)
    -sizi on beş dakikadan fazla dinleyemeyiz. (bakan hasan polatkan'a)
    -ben ömrümde yalan söylemedim demek müdafaa değildir. bunlar asılsız sözlerdir. (bakan hamdi ongun'a)

    ---

    bunlardan bolu milletvekili kadir kocaeli ile olanı genişletelim:

    "kadir kocaeli (bolu): sayın hakimler, muhterem başkanım, benim hakkımda yüksek mahkemeniz bir mahkumiyet kararı verecek olursa, benim kanaatime göre beni değil, milli iradeyi mahkum edecek, türk adaletini mahkum edeceksiniz. bu arzu da iddia makamında köklüdür.

    başkan: bu söylediğiniz sözler yersiz. sizin tahsiliniz ne?

    sanık kadir kocaeli: tahsilim ilk mektep.

    başkan: konuşmandan belli, manasını anlamadığın cümleleri sarf etmenden belli."

    ---

    hadi hüsman ile ilgili olanı da genişletiyorum:

    "sanık hadi hüsman.

    sanık hadi hüsman: muhterem başkanım; muhteme hakimlerim; talimatınıza riayet ederek tekerrürlerden mümkün olduğu kadar kaçınmaya gayret edeceğim. temas edilmemiş noktalara işaret ederek maruzatıma başlayacağım.

    (sanık hadi hüsman müdafaasını okumaya başladı.)

    başkan: bunlar lüzumsuz. konuşmalarınız hep dağınık oluyor. sorgularınız esnasında bunların hepsini söylediniz.

    sanık hadi hüsman: bazı kanunlara rey verdiğimden dolayı hakkımda idam cezası isteniyor. bunlara ne için rey verdiğimin esbabı mucibesini anlatmayayım mı?

    başkan: bunları çok söylediniz, lüzumsuz tafsilata kaçıyorsunuz. yazdıklarınızın hepsini okuyacak mısınız? kısa olacak.

    sanık hadi hüsman: o halde müfafaamı yapmıyorum efendim.

    başkan: yapmazsan yapma. gelmiş buraya tomarlarca müdafaa yapıyor."
  • hiç kimse tarafından savunulacak bir adam değildir.
    belgesellerde bozuk şivesiyle sayın menderes i azarlarken sesi duyulan ve hukukun guguklugunun en buyuk işaretidir.
    normalde bir kişi hakkında girilen sekiz entryde mutlaka muspet menfi karsıklı atısmalar olurken buralarda yapayalnız kalmıs bir maddeciktir.
  • idama mahkum ettiği adnan menderes (ve tabii diğerleri de) halkın gözünde birer demokrasi şehidi iken, birer kahraman iken ve elli sene sonra dahi acıları hala halk tarafından en taze şekilde hissediliyorken; ismini ancak birkaç aramadan (bkz: eksisozluk) sonra bulabildiğim, cuntanın kuklası, hukukun yüz karası. daha başka sayılabilecek çok sıfatı vardır ama (bkz: gg)

    benim merak ettiğim ise bu kuklalar bu utanç ile nasıl yaşamlarına devam ettiler? çocukları ve torunları babalarının, dedelerinin kimliğini açıklayabildiler mi çevrelerine? "benim babam bir cunta yönetiminin teyyareden hakimiydi" veya "benim dedem hukukun, vicdanın, aklın değil halkın oyları ile işbaşına gelmiş bir başbakanı hapse tıkan kadroların emrindeydi" demek ne kadar hazindir acaba?

    50 senedir lanetlenen bir hadisenin başrol oyuncularından biridir. ne var ki gönüllerde ve akıllarda sadece mazlum esas oğlan vardır. bunun gibi uşaklar, kuklalar çoktan çekip gitmişlerdir insanoğlunun en önemli değerlerini yitirdikten sonra.

    (bkz: şeref)
    (bkz: haysiyet)
    (bkz: onur)
    (bkz: namus)
    (bkz: vicdan)
  • menderes asıldıktan bir sene sonra ankara haline alışverişe gidip satıcıdan domates isteyen, satıcının domatesi kesekağıdına doldurup tarrtıktan sonra kendisini tanımasıyla domatesi tekrar kasaya boşaltıp domates yok cevabını verdiği ve kendisinin bu durum karşısında hiç birşey yapamadığı, bir dönemin kullanılıp atılan hakim müsveddesi.
  • ölünceye kadar 9 yatak 9 da yorgan parçaladı derler hakkında.
  • halk tarafından zalim başol olarak bilinir.

    acılar içinde kıvranarak, ölmek için yalvara yalvara, saygı, sevgi ve itibardan yoksun olarak yalnız öldü.
  • çok sert bir yargıçmış.27 mayıs sonrası yapılan yargılamalarda sanıkları azarladığı da bilinir.son görev yeri yargıtaydan emekli olduktan sonra oturduğu apartmanın kapıcısı ile kavga edip cumhuriyet savcısı önünde de oldukça tedirgin anlar yaşamış.
  • "iktidardaki siyasetini asla onaylamadığım, onaylamamak şöyle dursun şiddetle nefret ettiğim adnan menderes'in, o müeddep, alçakgönüllü ve yumuşak cevapları, beni duruşmalar sürüp gittikçe düşündürmeye başlamıştı. dp liderlerinin suçlu oldukları ve cezalandırılmaları gerektiği konusunda herhangi bir tereddüdüm yoktu. ama giderek, 'bebek davası' ve 'köpek davası' gibi, ipe sapa gelmez gerekçelerle açılan davaların, yargı mekanizmasına başlangıçtaki güvenimin, yerini yavaş yavaş, kuşkulara bırakmasına neden olduğunu hissediyordum." diyen yassıada yargıcı