şükela:  tümü | bugün
  • 1904 - 1999 yılları arasında yaşamış edebiyatçı, hayatını ve gönlünü genç nesillere adamış eğitimci nurlar içinde yatası güzel insan.
  • yahya kemal beyatlı'nin yakın dostu ve yahya kemal'i sevenler cemiyeti'nin kurucu üyelerinden.

    kabataş erkek lisesi'inde bir dönem öğretmenlik yapmış edebiyatçı.

    1990'da basılmış ve şimdilerde baskısı bulunmayan sami rıza'dan anılar isminde bir kitabı var.
  • edebiyatın, 'e'si bugün biraz buğulu. hocaların hocası salim rıza kırkpınar öldü. nice kuşaklara iyi edebiyatın zevkini, insanı insan yapan gücünü aşılayan bir edebiyat hocası.
    hayır, bu eksik oldu. bir edebiyat misyoneriydi o.
    edebiyatı not defterlerinde, eskimiş öğretmen kürsülerinde bırakmayıp, hayatı boyunca onu izleyen ve izleten, dostluğunu, hocalığını unutamayacağım, anılarımın baş tacı.
    onu yaşıyor bilmek, sevincimizi artırırdı.
    doksan yaşında, karşı taraftan bâbıâli'ye gelip, her yeni kitabın coşkusunu paylaşmayı bilen bir edebiyat adamı. doksan yaşında mesleğinin en genç heveslisi.
    edebiyatla birlikte adını anacaklarımdan biri daha, anılar bohçamıza konuldu.
    yazmaktan çok yazdırmayı benimsedi. anlattıklarıyla, okuduklarıyla ve okuttuklarıyla esin kaynağı oldu.
    zaman zaman bana gelir, son okuduklarını tartışırdık. yeni çıkan kitapları alır, ondan sonra evine dönerdi.
    jürilerde buluştuğumuzda, yaşadığı bunca yılın onu ihtiyarlatmadığını, gençleştirdiğini görür, edebiyatın iksirine inanırdım.
    televizyon söyleşilerimizde, konuşmanın yazmak kadar ustalık, birikim istediğini, hatta daha zor olduğunu onu dinlerken anlardım.
    hitabet sanatının en unutulmaz örneklerini vermiştir.
    *
    anılar denizine birlikte daldığımızda, öğrencilere nasıl edebiyat okuma zevkini tattırdığını, bir efsane gibi dinlerdim.
    onun öğrencileri hem iyi bir edebiyat okuru, hem de iyi birer yazar, şair oldular. çünkü ancak onun gibi edebiyat öğretmenleri, yetenekleri mayalandırmayı başarabilirlerdi.
    edebiyatı, teknik bilgilerden, kurallar toplamından, vezin eziyetinden arındırıp, onun hayatı güzelleştiren işlevini öğretti.
    edebiyatın, bir yaşama sevincine dönüştüren gücünü gene onda gözlemledim.
    türkiye'de yayınlanmış bütün antolojilerinden daha fazla şiir belleğindeydi.
    çok güzel şiir okurdu. sevmediğiniz bir şairi bile ondan severdiniz.
    salim rıza kırkpanır öyle bir edebiyat öğretmeniydi ki, aynı zamanda sözlü geleneğin büyük ustası ve önemli bir temsilcisiydi.
    genç kuşaktan bazı yazarlarla, şairlerle karşılaştığında, diyaloglarına tanık olur, şaşırırdım. yalnız ben mi, daha çok konuştuğu genç yazarlar, şairler.
    ‘‘beni tanıyor musunuz efendim’’, diye yanına yaklaşıp adını söyleyen bir genç edebiyatçıya, kitapları üzerine eleştirilerini söyler, hayranları arasına onları da katardı.
    edebiyat öğretmenliğinden emekli olmuştu, edebiyattan değil.
    yahya kemal beyatlı'nın çekirdek dostlarındandı. şairin önemli toplantılarının fotoğraflarında onun güleç yüzünü görürdünüz.
    yahya kemal beyatlı'nın edebi yanını, kişiliğini, şiirini eksen sayışını, ince ironiyle öylesine güzel anlatırdı ki, bir kez daha portresini onunu ağzından öğrenirdik.
    sevgiyle eleştirinin, hatta özeleştirinin bir arada kurdukları dostluğa gıpta ederdik.
    *
    o, gür sesi kulaklarımdan gitmeyecek, okuduğum mısra-ı berceste'ler onu hatırlatacak.
    nice kimse, ben onun öğrencisiydim, demenin onurunu ve mutluluğunu bir ömür boyu yaşayacak.
    doğan hızlan / 28.11.1998

    eseniş lisesi'nde de edebiyat öğretmenliği yapan salim rıza bey'in bugün vefatının yıl dönümü. saygıyla anıyorum...

    sabahattin ali'nin rüzgar şiirini salim rıza kırkpınar'dan dinlemek isteyenler için...
  • ellilerin başından altmışların ortasına değin güzel sanatlar akademisi'nde, ahmet hamdi tanpınar'ın ardından, onun önerisiyle on dört yıl boyunca estetik dersi vermiş olan salim rıza kırkpınar'ın anı kitabı "salim rıza'dan anılar"dan kısa bir alıntı (yalçın yayınları, 1990; s. 74) :

    //akademinin iki öğretim üyeli (ismail hakkı oygar, vedat ar) ve tek öğrencili (sadi diren – şimdi mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi dekanı prof.) seramik bölümü, atölyesi ve fırınları ile dikkati çekerdi. sadi diren mezun olduktan sonra, bir ara bölüme öğrenci rağbeti azaldı. oysa seramik fırınlarını çalıştırmak gerekiyordu. akademi rıhtımına palamut sandalları yanaşınca, başta cevat dereli ve hayati görkey olmak üzere bir hareket başlardı. çingene palamutları, biber ve domatesle hazırlanır, fırınlara sürülür, deniz kenarında dem sofralarında tatlarına bakılırdı.//