şükela:  tümü | bugün
  • içine kapanık bir dans öğretmeniyle bir genç kızın aşk öyküsü anlatıldığı filmde yaşar alptekin*, özlem savaş ve atilla saral oynuyor. yönetmen: yücel uçanoğlu.
    ayrıca (bkz: ukte doldurmak)
  • yasar alptekin değil de onun bale kıyafeti altından "ben buradayım" diyen ziki daha cok göz doldurmaktadır filmde. ayrıca filmde bir adet ismi o kadar kasılmasına rağmen hatırlanamayan kutu suratlı bayan artiz (ki sonradan ozlem savas oldugunu ogreniyoruz) ve ucuz halloween maskesi başrolü paylaşmaktadır.
    son olarak bir enstantanede hoca yasar alptekin'e "hocam elleriniz adeta konuşuyor, nasıl yapıyorsunuz oni oyle?" denmesi üzerine yaşar alptekin hakikaten de ellerini konuşturmaktadır, ama bu ellerini konuşturma hadisesini on yıl sonra fatih ürek yaptığında kendisine ibne denmiştir ya ben ona yanarım.
  • filmin çekildiği dönemde gay ya da ibne gibi kelimelerin icat edilmemesinden dolayı olsa gerek yaşar alptekine sürekli bir "bu adam şeymiş" damgası vuruluyordu. giydiği turuncu taytlar,beyaz tozluklarla bizi bizden aldı film içerisinde şey yaşar. özlem savaş ın saç modeli de filmde dikkat çeken noktalar arasındaydı. bir de şey yaşar ormanda filan hep o taytlarıyla dolaşıyordu,kurda,börtü,böceğe yanlış örnek oluyordu. filmden çıkardığımız dersler:bir salıncağa üç kişi sığmaz,salıncak her zaman sallanmaz,arkadaşlarınızla şakalaşırken dikkat ediniz,dans hocalarınıza arada gül veriniz bu onları mutlu edecektir.
  • hatirladigim kadariyla bir nevi menage a trois filmi. ancak uclunun bir ayagi koturum*, bir tanesi ortuk escinsel* (belki de ortuk degildi ama durum acik acik dile getirilmiyor, "o sana gore bir erkek degil" klisesinin ardina saklaniliyordu diye kalmis aklimda), kalani da feci permali saclara sahip bir eblehti*. ne anlatiyordu, nereye variyordu, hic aklimda kalmamis. bugun televizyonda rastlayinca "dur izleyeyim", dedim ancak sadece 10 dakika dayanabildim. ancak bu 10 dakikanin bana kattigi sey, filmin soundtrack'inde desireless'in voyage voyage'inin kullanilmis oldugunu gormek/duymak oldu. hayirli, ugurlu olsun...
  • enfes yaşar alptekin dansları ve 80ler kıyafetleriyle bezeli fantastik bir eser.
    "kim derdi ki kötürüm hakan bir gün sevdiği insanla şampanya içecek.." ayrıca uzun doğa yürüyüşleri ve absürd bir senaryo içeriyor.
    izleyin izlettirin.
  • özgün müziğini cahit berkay'ın yaptığı, bunun yanında mükemmel 80ler parçalarının çaldığı (true faith, voyage voyage vb.), dans hocasının kaseti çıkarıp başka kaset taktığında yine aynı şarkının çaldığı, absürdlüğün sınırlarını zorlamayan, absürdlüğü aşan giden ve derhal bir yerlerden bulmaya çalışacağım film. ayrıca dans hocasının filmin başında ormanda yaşadığını izlenimine kapılmamak elde değil. çıkmıyor ormandan nerdeyse.
  • nedendir bilinmez televizyonlarda ayda yılda bir rastlanabilen muhteşem bir film. filmden öğrenilen çok önemli bir şey daha var ki; eğer evden kovulan biri pencereden seslenilmek suretiyle tekrar eve davet edilmek istenirse, ele geçen, tercihen menekşe, bi saksı çiçek kapalı konumdaki pencereden fırlatılır. tereddüte gerek yok muhakkak kızın önüne düşer o. tamam kötürümsün de kızı geri çağırmanın daha medeni bi yolu olmalıdır diye düşündüm, biraz uzansa pencereyi açar seslenirdi...
    birde bu filmde yaşar alptekin dansçı olduğundan filmin büyük bi kısmında terlidir, yılpır yılpır terden parlayan teniyle gözlerimizi kamaştırır
  • dönemin jönü yaşar alptekin'in smooth criminal eşliğinde bale yaptığı filmdir. o dönemlerde hakan peker hayatımıza henüz girmediğinden, gençlerimiz barlarda, discolarda padödö, çağdaş bale, modern dans, yılan dansı ..vs (bilemedim artık o figürlere nasıl bir tanım uygun olur) yapsınlar diye açılmış bir dans okulunda öğrentmenlik yapan ve kendini turuncu taytıyla daha iyi ifade eden esat hocanın hikayesini konu alır film. filmde beni en çok güldüren esat hocanın bir sürü kazma öğrenciyle dolu sınıfındaki tiplerden birinin şoray uzun olmasıdır. bir de esas kız özlem savaş'ı uzun müddet yasemin evcim diye seyrettim.. yanılmakta da haklıyım zira filmdeki özlem savaş daha küçücük fıçıcık, muhtemelen boğaziçi üniversitesinin kapısından içeri yeni girmiş bir mühendis adayı..
  • kanımca ismi olmamış bi film. salıncak ne filmde bir obje olarak geçiyor, ne de bir metafor olarak kullanılıyor: ne salıncağı yani, aşk mı?
    dolasıyısla isminin "dans pistinde üç kişi" olması daha anlamlı olurmuş.

    ayrıca filmin sonlarında üç adet cam kadehe şampanya doldurma sahnesi var, dikkate şayan.
  • ajdar..

    eğer ki bu filmdeki yaşar alptekin'i milyarlarca kez izleyip de öyle olmadıysa..
    na ben de ru.. ehu tırtıl mırtıl değilim..
    http://www.youtube.com/…wb3ahoezv6m&feature=related

    imla editi: allahını seven baksın!!!