şükela:  tümü | bugün
  • piyasaya oynamasından korktuğum belgesel. samimiyetin ve yıkıcı olmak ile gösterişten uzak zekanın dokunulmaz kalesi gözüyle yaklaştığım adama ışık tutayım derken belki de kendisinin en çok uzaklaşmakta çaba sarfettiği şeylerin bir toplamını onun hüviyetinin gölgesinde yaratmazlar dilerim.

    philip seymour hoffman, edward northon, danny devito gibi isimleri bünyesinde barındırmaktadır.

    http://www.youtube.com/watch?v=_ouhn0lzfy8
  • etkileyici bir belgesel.

    --- spoiler ---

    bazı romanlar karanlıkta büyür

    --- spoiler ---
  • bu filmi iksv film festivalin'de göremeyeceğim ya ağlarım da ona ağlarım.
    heyecan heyecan heyecan!
  • masumiyeti korumamız gerektiğini okuyucularının da takıntısı haline getirmiş j. d. salinger'ı, bir zamanlar etrafında yaşamış insanların gözünden anlatmış güzel bir belgesel.

    aslında salinger'ın neden insanları kendi dünyasına sokmak istemediğini belgesel ilerlerken anlamamızı sağlamıştır. çünkü ona göre bir yazarın özel hayatına girdikçe hayal kırıklıkları yaşarız. bu belgesel de hakkında çıkan tüm magazin haberlerine kulağını tıkamış ama hakkında daha fazlasını öğrenmek isteyen hayranlarını hayal kırıklığına uğratabilir. izlemeden önce göz önünde bulundurmak lazım diye düşünüyorum.
  • çok ilginç bir belgesel. salinger'ın catcher in the rye'dan sonra neden dağlara kaçıp hermit-vari bir yaşam sürmeye başladığına değiniyor. insanların hayatlarındaki problemlerin hepsine salinger'ın yanıt bulabileceğini inanmaya başlaması direkt life of brian tadında olmuş. en güzel haber ise 2015-2020 yılları arasında salinger'ın daha önce yayınlanmamış ve glass ailesi ile caulfield ailesinin son halleri hakkında fikir verecek hikayelerin yayınlanacak olması. tabii salinger'ın ölmeden önce verdiği izin doğrultusunda. nytimes
  • açıkçası imdb puanını gördükten sonra, aha demiştim, ya fanboy belgeseli, ya da bu şurda doğdu-şurda büyüdü-bununla evlendi belgesellerinden olacak. bana kalırsa bu ikisi arasında iyi bir denge tutturmuşlar. salinger'ı edebi bir biçimde anlatmaya çalışmamaları yerinde olmuş, zira zaten beceremeyeceklerdi. aradaki canlandırma kısımlar gerçek kesitten çıkma gibi olsa da, fena bir belgesel değil, meraklısı izlesin derim. özellikle genç kızlarla olan ilişkisini pek güzel, pek akılcı tariflemişler. bu cinayettir bok püsür olaylarından mistisisizm kasmaya çalışmamaları da yerinde olmuş. tabi filmin müjdeyle bitmesi en güzeli, 2015'e ne kaldı şurda gençler?
  • belgesel, herhangi birisinin belgeseli olsaydı, güzel yorumlar yapabilirdik fakat bu salinger belgeseli olduğu için iyi bir yorum yapamayacağım. dünya salinger'ı hiçbir zaman anlamayacak ve insanlık, diğer insanları asla rahat bırakmayan pisliğini dünyanın sonuna dek sürdürecek; buna bir kez daha kani oldum. salinger inziva kararından önce yazıyor çavdar tarlasında çocuklar'ı. o kitapta bir bölüm vardır, intihar ederdim gözümü kırpmadan fakat pencereden düştüğümde insanlar başımda toplanacaklar diye bunu yapmıyorum minvalinde bir söz ediyor holden. bu adam rahat bırakılmak istiyor, inzivaya çekilmeden önce de bunu istiyordu, kitaptan bunu anlıyoruz. bu istek salinger'da o kadar yoğun ki, bu nedenle intihar etmeyi bile istemiyor, sırf başına üşüşüp ona bakacaklar diye. böyle bir adamın habersiz çekilmiş onca fotoğrafı, mülkünün çekilmesi, kulübesinin falan çekilmesi, düpedüz bir taciz, bir alçaklık ve insanlıktan ümidi kesmemiz için bir sebeptir. ben kitabı okuduğumda, holden'ı o kadar sevdim ve onu o kadar iyi anladım ki, salinger bizzat kendisi bana mektup yazsa dahi onu aramaz ve onu ziyaret etmezdim. o, öyle, bu adama saygı duymak neden bu kadar zor? bir insanın hassasiyetine saygı duymak, onunla ilgili onu zedeleyecek şeylerden imtina etmek neden bu kadar zor? arkadaşları, konuşan kadınlar ve kızının yaptığı şey tamamiyle salinger'a ihanetten başka bir şey değil benim nezdimde ve ben bu belgeseli izleyerek bu suça ortak olduğum için utanç duyuyorum. eliott smith'in şu sözlerini salinger'a ithaf ediyorum:

    sadece beni yalnız bırakın;
    hiçbir hata yapmadığım yerde.