şükela:  tümü | bugün
  • evin kral kesimi. her zaman oturulmayan, daha agir mobilyalarin bulundugu ve misafirlere acilan oda.
  • genellikle koltuklarin ortulu durdugu, misafir gelmeden once bu ortulerin kaldirildii, misafirler icin ayrilmi$ ve temiz tutulmasi beklenen, rahatnan bi tv izleyemediginiz oda
  • vah$i bati'da cowboylarin takildigi, mezarcilarin hilekarlarin boyunu olctugu, barin arkasindaki 1000$'lik aynanin her kavgada illaki kirildigi, bozuk para ile kendiliinden calan piyanonun oldugu mekan
  • genellikle eliti simgelemektedir ve bu da salon erkegi, salon filmi gibi cesitli tabirlerin turemesine yol acmistir
  • salon, 20 yy'a kadar fransa'daki sanat galerilerine verilen isim olarak bilinir. cogu sanatcinin en buyuk hedefi olmustur her daim.

    bu salon denilen olusumun bildigimiz modern galerilerden -veyahut muzelerden- farki, resimlerin sergilenis tarzindadir. asina oldugumuz goz hizasindaki yan yana resim konseptinin disinda, resimler spontane bir sekilde duvari kaplayacak bicimde yerlestirilir, yerden tavana kadar resim doldurululur.

    tabi goruldugu gibi hierarsik bir mekanizmasi da vardir. daha cok begenilen, gelecek vadeden eserler goz hizasinda, pek sallanmayacak resimler ise bizden uzak allaha yakin bir sekilde tavan ile duvar arasindaki cizgiyi kamufle etme gorevini ustlenir.

    salona yeni eser alinacagi donemler yaklastiginda sanatcilar daha bir uretici, daha bir istekli olurlarmis, zira taninmanin en iyi ve kolay yolu salondan gecermis. bu paralelde, cogu sanatcinin sirf salon icin hazirladigi parcalar oldugu bilinir, ki zaten pek dogaldir.

    19.yy'in sonunda ortaya cikan empresyonizm (ki salon'un calkalanmaya basladigi doneme denk gelir), salon ve salon konseptine karsi beslenen kotu hislerin bir urunu olsa da, pissarro, monet, manet gibi empresyonizmin en gozde sanatcilari salon askiyla tutustuklarindan hem salona hem de empresyonizm galerisine calismislardir. buna riyakarlik diyebilirsiniz evet, amma ve lakin adamlarin da ego'su var, sanatci da yaptiginin karsiligini almak ister, hep de bohem olunmaz ki.. (buna bir dipnot olarak da, empresyonizm sanatcilarinin bohem hayatin tam tersine pek luks hayatlar yasadiklarini belirtmek isterim, inanmayanlari monet'in water lilies'i yaptigi donemde aldigi eve goz atmaya davet ederim, resmetmisligi de vardir hatta).

    3.napoleon'un salon'a giremeyenlere yazik olmasin diyerekten yarattigi asagilayici olusum icin;
    (bkz: salon des refuses)
  • (bkz: salon com)
  • oturma odasi gibi ayri bir bolumun bulunmadigi evlerde ev yasaminin cogunun gectigi mekan. salon salomanj olunca yemek masasi icin de ikinci bir kisminin bulundugu anlamina geliyor. galiba.
  • butun ailenin bir arada oturmasi icin oturma odasinin yerini alan guzide ev ici mekan. bilgisayar ve televizyon da buraya tasindiktan sonra evin en keyifli yeri haline gelebilir.
  • domestik olarak hayatlarini en cok gecirdikleri yer olmasindan kelli buraya "ev" diyenler var..
    (bkz: lazlar)
  • dükkan isimlendirmelerindeki kullanımı insanı çileden çıkaran "bir şeydir".

    hamburger salonu, aile kebap salonu, güzellik salonu gibi örneklerine sıkça rastlanabilir. bu türden dükkan tabelalarına rastladığımda, birinin evinin salonunu işyerine çevirdiklerini düşünüyorum. sonra türkiye'de yaşadığımı hatırlıyor ve en fantastik dükkan ismini aklımda tasarlamaya çalışıyorum. elbet bir gün birileri "evrenin sonundaki salon" isminde bir yer açacaktır diye umuyorum...

    (bkz: pink floyd kuaför ve güzellik salonu)