şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dmax kanalında severek izlediğim program, ingiltere'nin çeşitli bölgelerindeki antika depolarını gezip, işe yarayan antikaları alıp, biraz parlatarak kendi müşterilerine satarlar.
  • çok saçma ama bir şekilde ekrana kitliyor.

    britanya'da şehir şehir gezerek antika alıp satıyor adamlar çok değişik şeyler çıkıyor böyle eski püskü sandalyelere 200 pound falan veriyorlar...
  • antikaları farklı depolardan, şatolardan, antikacılardan ve hurdacılardan alıp, gerekli bakımlarını yaptıktan sonra satışını gerçekleştiren drew pritchard ve ekibinin maceralarını anlatan tv programı. dmax'ın hoş seyirliklerinden. ne zaman denk gelsem ekrana kitliyor. kendim de antikaya düşkün bir insan olarak ödenen ve kazanılan paralara şaşıyorum. gördüğümüz antikaların yanısıra britanya'nın doğal güzellikleri, şatoları falan da bir güzel programa yedirilmiş. programı izlerken, seri üretim çılgınlığının eşyaları nasıl ruhsuzlaştırdığını birinci elden görebiliyorsunuz. 1930'lardaki bir duvar saatine bakıyorsunuz, bir de şimdi 10 tl'ye satılan çin mallarına. evdeki saati kırasınız geliyor. ikea'dan aldığınız çalışma masasına bakıyorsunuz, bir de bilmem nerenin kaymakamının 1790'da yaptırdığına. deliriyor insan. dikkat etmek lazım.

    drew pritchard'ın müzayede web sitesi ise burada;

    https://www.drewpritchard.co.uk/
  • hurdacıdan iki üç liraya alabileceğin takır tukurlar, londra görünce 200-250£ olabiliyor. bu durumda esas kazıklanan programdaki kel adam bence. "şu kadara ucuza kaptık, oldukça kelepirdi gerçekten" yorumları boş, bildiğin kazık yemek bu.
  • --- spoiler ---
    dürüğ victoria dönemine ait sandalyeleri ve lambalari cok seviyor:)
    --- spoiler ---
  • programın esas oğlanı antikacı drew'in sattığı ürünleri şu sitede bulabilir ve satın alabilirsiniz. buyrun drew'in sitesi
  • drew bir eşya görüyor. ''victoria döneminden kalma harika bir sandalye bu. oldukça da iyi durumda. şu üst kısma bakın. ah... bu gerçekten harika bir parça. bunu kesinlikle alacağım. burada eşsiz eşyalar var.'' diye iki buçuk saat ballandıra ballandıra anlatıyor. ben de haliyle diyorum ki, kesin 2 bin-3 bin pound eder bu. sonra dönüyor satıcıya, ''bak... bu sandalyeye 22 pound veririm.'' diyor. 22 pound mu? ulan tahtakale'de bile sandalyenin tekini 40 liraya satıyorlar. iki saattir 20 poundluk hurdayı mı övdün durdun? bir de o kadar mazot harcıyor, zaman harcıyor gidip 20 pounda aldığı eşyayı 40 pounda satıyor. 500 pounda aldığı eşyaya 100 pound masraf yapıp 700 pounda satıyor. bu paralar normalde mazotunu karşılamaz. tam olarak neyin peşindeler ve geçimlerini nasıl sağlıyorlar hala tam olarak anlayamadım.

    wheeler dealers da aynı. 7000 pounda araba alıyorlar. edd usta günler boyunca sabahtan akşama kadar arabayı komple söküp takıyor, bir şeyler yapıyor, adamın anası ağlıyor, derbeder oluyor resmen. sonra mike sığırı gelip ''arabayı 7000'e aldık, 3000 bin de masraf yaptık ama hey bak, müşterisi hazır'' deyip 11 bine satıyor arabayı. bakıyorsun tüm bu tantana 1000 pound içinmiş. o 1000 pound edd'in alın terinin karşılığı bile değil. bu adamlar neden böyle keriz bilmiyorum.
  • ilk defa osmanlı'ya ait bir antika satmış programdır.

    şurada gördüğünüz oturağı 270 pound'a aldı,600 pound'a satarım diyor. herif ürünü görür görmez menşeini çıkarıyor,ben bizim tarihe meraklı olduğunu bilmiyordum.demek ki herif bütün dünyada ne var ne yoksa yalayıp yutmuş. antika'nın google'ı gibi.

    severek izliyoruz efendim.
  • dmax da yayımlanan son bir kaç bölümünde dublaj ekibi farklı.
    hem drew için kullanılan sesi yadırgıyorum o da yetmezmiş gibi, yeni seslendirme ekibinin kullandığı çeviri ile eskisi arasında çok ciddi fark var.
    bariz bir şekilde yeni hali berbat.