şükela:  tümü | bugün
82 entry daha
  • şamanizm, milattan önceki yıllardan bu yana türklerin ve çevrelerindeki toplulukların, orta asya'da yaşadıkları bölgelerde uyguladıkları ve şaman ya da kam adı verilen din adamları aracılığıyla gerçekleştirilen bir inanç sistemidir. bahattin uslu da ata ruhlarına ve doğa varlıklarına tapınmaya dayanan eski bir inanç olarak tarif eder.

    aslında şamanizmin tanımı konusunda ortalık biraz karışık. bazı araştırmacılar şamanizm'in din olduğunu öne sürerken bazıları da sadece ritüel ve inanç sistemi olduğunu söyler. (mesela ziya gökalp, şamanizm’in sihrî bir sistem olduğunu söyler ve erken devir türklerinin dinine toyonizm/nom der, diğer yandan abdülkadir inan hoca din, bahaeddin ögel hoca ise din sistemi der)
    yani bir yandan ruhlara duyulan bir inanç var (iyileştirme ve cezalandırma gücü) ama diğer yandan din olarak görülmesi için gereken bütünlüklü yapıya sahip olmadığından inanç sistemi demişler işte.

    aslında bu karışıklık türk mitoloji araştırmalarının her dönemecinde çıkar karşımıza çünkü çok geniş bir coğrafyaya yayılmış çok fazla türk kavmi var. sadece türeyişle ilgili yığınla söylen var ve her birinin de kendi içinde varyasyonları var.
    keza proto türkleri de işin içine katarsak çok eskiye dayanan bir geçmiş ve inançların zaman içinde değişime uğraması var.
    neyse konuyu dağıtmayalım, netice olarak türklerin din anlayışları, kavimlerin gösterdigi toplumsal yapı degişiklikleri nedeniyle, zamana ve yere bağlı olarak farklılıklar göstermiş. kafaları karıştıran nedenlerden biri de bu işte...

    şamanizmin uygulayıcıları olan şamanlar -kısaca- ruhlar, tanrılar ve insanlar arasında aracılık yapan din adamlarıdır.
    bunlar her türlü hastalığa çare bulmak , hastanın hastalık esnasında ayrılan koruyucu ruhunu geri getirmek, kısırlık ve zor doğumlarda yardım etmek, zayıf doğan çocuğu güçlendirmek, verilen kurbanları gök ve yer tanrısına ulaştırmak, çeşitli dinsel törenleri icra etmek, ruhları ait oldukları yere (ölüler alemine) göndermek, kötü ruhlardan insanları korumak için ayinler düzenlemek, fal bakıp gelecekten haber vermek gibi işleri yaparlardı.
    ülgen'in kızları, akkızlar ya da kıyanlar denilen ilham perileriyle de sadece şamanlar iletişim kurabilirdi.

    tunguzca şaman sözcüğü yaygın bir kullanış olmakla beraber türkler daha çok kam derlerdi.

    çeşitli araştırmalara göre ilk ve en etkili şamanlar kadınlardı. ancak daha sonra erkek şamanlar bu işte baskın rol oynamaya başladılar.

    şamanlar genel olarak ak şamanlar ve kara şamanlar diye ikiye ayrılırdı. bunun temelinde de yer ve gök inancı vardı yani yeraltı ruhlarıyla bağlatılı olanlara kara, gökyüzünde yaşayan iyi ruhlarla* bağlantılı olanlara ak deniyordu.

    yakut türklerinde şamanların bir çeşit ateşin çocukları olduğuna inanılırdı. ilk şaman -ırkıl/arkıl da denir- tanrıyı (ayığ han/ürüng ayıg toyon, yakutların yaratıcı tanrısı) kızdırdığı için ateşe atılır, işte o kıvılcımlar diğer şamanların ruhu olur.
    (bkz: ateş/@ay hatun)
    bu ilk şaman ölüleri diriltecek, körlerin görmesini sağlayacak kadar güçlüdür. (zaten ayığ han'ı bu kadar kızdıran da bu gücü)

    mircea eliade'den alıntılanan buryat efsanesinde ise tanrılar önce insanı yaratır. önceleri mutlu yaşayan insanlar zamanla kötü ruhların hastalık ve ölüm yayması ile zor duruma düşerler. bunun üzerine ilahlar insanlara yardım etmesi için şaman göndermeye karar verirler ancak şaman olarak gönderilen kartal insanlarla iletişim kuramadığı için insanlar ona güvenmezler. bunun üzerine kartal ilahlardan konuşma yeteneği ister. bu şekilde insan olarak dünyaya gönderilen kartal bir ağacın altında uyuyan bir kadın görür. bu kadın ile kartalın beraberliği sonucunda da ilk şaman olan çocuk doğar.
    (bu arada ilk şaman ak mıydı kara mıydı burası da biraz karışık, her kafadan bir ses çıkıyor.)

    herkesin şaman olması mümkün değildir. şamanlar seçilmiş insanlardır. gerçek üstü varlıkları görme , sık sık baş dönmesi ve bayılmaların meydana gelmesi, ruhsal ve bedensel acılara maruz kalma, sinirli olma, yemeden içmeden kesilme , ruhlarla ve öteki alemlerden varlıklarla konuşma, sürekli düşünceli bir halde olma gibi davranış biçimleri şaman olacak kişide gözlenen belirtilerdi.
    şaman olduğuna karar verildikten sonra da oldukça uzun ve sancılı bir inisiyasyon* süreci geçirirlerdi.
    (şimdi bu inisiyasyon törenleriyle ilgili farklı türk boylarına ait çok fazla örnek var. geçirdiği hastalık sonucu ağzından köpükler gelen de var, üç gün boyunca bitkisel hayat yaşayan da var. günümüz bakış açısıyla bu insanlar ya epilepsi benzeri hastalıklara sahipti ya da halüsinasyon etkisi olan ilaç/bitkilerin etkisi altındaydı.)

    yukarda da değindiğim gibi şamanın pek çok görevi vardı. bu görevleri yerine getirmek için çıkacağı esriklik/vecd (şamanlardaki esriklik için ruhun bedenden ayrılarak gezintiye çıkması diyebiliriz bence) yolculuğundan önce bir tören düzenlenirdi.
    bu yolculuk sırasında ya göğe çıkılır ya yeraltına inilirdi. (bu arada yeraltı somut olarak yerin altında var olan bir yer değildir. bir çeşit kötü, paralel evren gibi düşünün ama sembolik olarak şamanların 'ben yeraltına gidiyorum' diye bir mağaradan içeri girdiği de oluyor)
    ve şamana kartal, ördek, kaz, kurt, geyik, at gibi hayvanlar da eşlik ederdi. daha zayıf olan şamanlar köpek kullanırdı.(genellikle yeraltına inmek için)
    (kızılderili gelenekleriyle de benzerlik var burada, hani filmlerde de görürüz ya kartal uçuyor aşağıdaki şaman vecd halinde onun gözleriyle görüyor gibi)
    bu törenlerde şamanlar gökyüzüne ulaşmak için kayın ağacı kullanırlardı. (kayın ağacının türklerdeki önemi malum. hatta o kadar saygı duyuyorlar ki bay kayın diyorlar:) yok, şaka değil sahiden bay kayın; baykuş, baykara* gibi)

    şaman inanışına göre evren 3 bölümden oluşuyordu:
    gök, aydınlık olandı. tam anlamıyla cennet* demekti. iyi ruhlar orada oturuyordu.
    yeryüzü, insanların yaşadığı yerdi.
    yeraltı, karanlık olandı. bu nedenle cehennem* demekti. erlik ve ona bağlı ruhlar yer altında otururdu.
    şaman bu evrenlerin üçüyle de bağlantılıydı, bir çeşit aracılık yapıyordu, insanların isteklerini yeraltı ve gökteki ruhlara iletiyorlardı.
    (bkz: tamu/@ay hatun)

    şaman elbisesine altaylılar manyak yakutlar kumu der. elbisenin üzerinde ona esrik yolculuğu sırasında yardımcı olacak çeşitli unsurlar ve hayvan kalıntıları vardır.
    araştırmalara göre en eski şaman elbiseleri hayvan şekillerini taklit eden giysilerdi. (gerektiği zaman o hayvanın şekline girebileceğini* * sembolize ediyor.) bazen de demirden eldivenler ve takma dişlerle kendilerine vahşi bir hayvan görüntüsü verirlerdi. (bu hayvan kendi soyunun türediği bir totemdi aynı zamanda)

    şaman'ın tören sırasında kullandığı en önemli eşyası davuldur. davulun tekdüze sesine uygun olarak şaman ruhsal yolculuğuna çıkar. bu yolculuk sırasında davul sembolik olarak onun atı, kayığı, geyiği olur.

    davul eskidikçe değiştirilirdi ki bunun da oldukça uzun ritüelleri var ama bazen eskimesine gerek olmadan da yenisini yapmak gerekebilirdi. mesela bir kişi öldüğü zaman, ölen kişinin evinde şamana ait eşyalar davul vs varsa, erlik'in ölüm tanrısı/elçisi aldaçı eve girdiği için bu eşyaları kirlettiği kabul edilir ve davulun yenisi yapılırdı. (hakikaten pes dedirtecek kadar uzun va karmaşık ritüeller var bu aşamada. kasnağın yapılacağı ağacın seçilmesinden tut, derisi gerilecek hayvana kadar)

    wilhelm radloff türklere ait bir şaman ayinini şöyle anlatır:
    hasta için çağrılan şaman en iyi yere buyur edilir. şaman saçlarını çözüp dağıtır ve hıçkırmaya
    başlar; giysilerini giyip, süslerini takar. çubuğuna doldurduğu tütünden çekmeye başlar. gittikçe sararır; titremesi ve hıçkırığı gittikçe artar; yurdun* ortasına bir at postu serilir. şaman biraz su içtikten sonra, çadırın ortasına gidip, dört rüzgar yönüne
    doğru eğilip, ağzındaki suyu dört bir yana serper. bu sırada hiç kimseden ses çıkmamaktadır.
    ocağa beyaz at kılları atılır ve ateş söndürülür. güneye yönelen şaman, davulunu bir kalkan gibi tutar. bir şeyler mırıldanır ve hıçkırır. kesin bir sessizliğin egemen olduğu sırada gürültülü bir biçimde geğirir. yurdun bir yerinden ya bir atmaca ya da bir martı çığlık atmaya başlar. derken ortalığa yine bir sessizlik çöker. sonra şaman
    usuldan usuldan davulunu çalmaya başlar, tıpkı bir sivrisinek gibi sesler çıkartır; giderek davulun sesi güçlenmeye başlar, bir gök gürültüsü halini alır. buna uygun olarak kuşlar, atmacalar bağırmaya başlarlar. davulun vuruşları iyice artar, zil ve çan sesleri birbirine karışır, adeta ses tonlarından bir su çağlayanı halini alır. birden her şey susar...
    yeniden davuldan sivrisinek vızıltısına benzer sesler çıkar ve gürültü gittikçe artar: bu biçimde sürüp giden gürültü sırasında şaman büyüsel şarkılar söyler, yerin kudretli öküzünü, stepin beyaz atını, ateş cinini vb çağırır. şaman şarkı söyleyerek ciniyle diger koruyucu cinlerin yanına gelmelerini rica eder ve onlardan yardım ister; onlara bir takım sorular sorar ve karşılıklar alır. sorduğu soruları da kendisi yanıtlar.
    böylece çağrılan cinler gelmiş olurlar. öyle ki onların birden ortaya çıkışından, korkunç
    bakışlanndan korkan ve çarpılan şaman yere düşer... kendi koruyucu cini şamanın içine girdigi zaman, şaman yeniden kendine gelip, doğrulur ve başlar oynamaya sıçramaya... hareketleri gittikçe çabuklaşır. o kadar ki, onu tutmak isteyenler büyük çaba harcarlar. şaman bir deli gibi oynar da oynar. sonra sakinleşerek yumuşak bir ilahi çalar ve söyler... sonunda ne bilmek istemişse, hepsini bilmiş olur: hastalığın nedeni nedir ya da kimdir? sonra da cinlerden, hastalığı sağaltması için kendine yardım edeceklerine dair söz aldığını söyler. ve birden canhıraş bir feryat yükselir. böylece hastalığın nedeni olan cini uzaklaştırmış olur. hastanın ağrıyan sızlayan yerini emmeye başlar.
    bu arada kutsal cinler için nasıl bir kurban verileceğini de öğrenir. hastalığın nedeni
    uzaklaşmış, kurban kabul edilmiş, dua duyulmuştur....

    " şaman kültüründen anlaşıldığına göre, kam/şaman olarak seçilecek insan, inisiye töreninden önce hastalanır ve bir süre ruhların emrini yerine getirmekten kaçınırdı. ruhlar, şaman olacak adayın başını kesip yüksek bir yere koyarlar, sonra onun organlarını çıkarıp yeraltı dünyası ve gökyüzüne bağlanabilecek şekilde yeniden kurarlardı."*

    kaynak:
    celal beydili - türk mitolojisi ansiklopedik sözlük
    yaşar çoruhlu - türk mitolojisinin ana hatları
    wilhelm radloff - sibirya'dan seçmeler
    bahattin uslu - türk mitolojisi
    bahaeddin ögel - türk mitolojisi

    (bkz: şamanizm kökenli türk adetleri)
    (bkz: şaman rahiplerin kullandığı narkotik bitkiler)
    (bkz: inisiyasyon/@ay hatun)
18 entry daha