şükela:  tümü | bugün
  • şimdilerde yerlerinde yeller esen insan topluluğudur.

    çok değil, daha 10-15 sene önceleri bu özelliğiyle övünüp, dünyaya örnek olan topluluktu.

    şimdi ise bazı değerleri çok kısa sürede kayıp etmiş hatta üstüne menfaat ve çıkar ilişkisini benimsemiş, empati kurmaktan yoksun bireyler haline gelmiştir.

    sahi o bir zamanlar var olan, misafirperver sıcak ve samimi türk insanı, haikaten de o güzel beyaz atlara binip gittiler mi?
  • eşimin bir arkadaş ortamı içinde, yılda en fazla iki kere gördüğü ve yaşını bile bilmediği bir tanıdığı var. eşim bize yakın oturuyor diye, yardım etmek için kendisini eve bırakmak istemiş. adamın çoluk çocukla ilgili anlamsız sorularından sonra söyledikleri:

    - abi yanlış anlama bir şey diyeceğim. erkek çocuk sevgin çoksa, bi daha çocuk düşünüyorsanız bak hanımının ay haline bi kaç gün kala operasyon yaparsanız erkek oluyor. kim denediyse sonuç aynı.
    - ???
    - seni sevdim de ondan dedim.

    ----

    bugün bebeyi de aldık biraz gezmeye çıktık. çok kalabalık bir yere girerken bir teyze yanaştı, bebek arabasında oturan ve o sırada ağlayan çocuğumuzun ayağına gülerek eliyle hafif sert bir şekilde (aşırı gerizekalı milletimizin çocuk sevme ve genel olarak sevgi gösterme biçimi, şiddeti gülerek uygulamaktır) vurdu, "napıyosun hayvan mısın" dememize fırsat vermeden ve bize hiç bakmadan gülerek hızla uzaklaştı.

    ---

    tatilde havuz başında yan şezlongtaki kadın, 3 gün boyunca 2.5 yaşındaki çocuğunun altını o şezlongta, herkesin içinde değiştirdi, güldü, eğlendi, ellerini yıkamadan havuza girmeye devam etti.

    ----

    bir sürü porschenin otoparkında olduğu bir sitenin havuzunda (sadece fakirler yapıyor sanmayın diye yazıyorum o salak arabayı), havuz bezi bağlı olmayan bebeğini yetişkin havuzuna sokmaya çalışan kadını arkadaşımın uyarması üzerine gelişen diyalog:
    - onun kirinden ne olacak hihihi
    - hanfendi siz ne diyorsunuz, mikrop yayıyorsunuz her yere, bahsettiğiniz şey bok, çiş.
    - takıntılı mısın sen?

    -----

    bebemi her gün yürüyüşe egzersize çıkarıyorum, komşulardan biri her gördüğünde çocuğumla (bana selam vermeden, ben görünmezmişim gibi) konuşuyor, evladımla samimiyet kurmaya çalışıyor, anneliğimi yargılıyor.
    - üstün kalın ne güzel, ay altında pijama var heralde, üşümeyesin?
    - ay çorabın yok, üşümeyesin?
    - yemek yedin mi sen çok zayıfsın?
    bir gün kendisine merhaba dedim, he dedi. "he".

    -----

    arkadaş ortamı çok geniş, evden sosyalleşmek için çıkmadığı bir günü olmayan arkadaşım:
    - herkes anneliğimi sorguluyor, beni aşağılıyorlar, her şeyime karışıyorlar.
    - kim, ailen mi?
    - yok, arkadaşlarım. çok üzülüyorum, bir şey de diyemiyorum.

    ----

    iğrenç vatsap grubundan çıkmam sonucu arkadaş:
    - ay gel ya muhabbet ederdik.
    - istemiyorum.
    - kibirlisin.
    - istemiyorum, yüzlerini senede bi belki görüyorum, neden 345 ileti okuyayım, boş konuşuluyor, vaktimi ayıramam, neden geleyim.
    - çünkü biz arkadaşız.

    ----

    oldukça hasta, merdivenlerden desteksiz inemeyecek kadar beli ağrıyan yaşlıca hanım:
    - aşure yaptım belim tutmuyor. yarın da herkesi kahvaltıya çağırdım (herkes çocukları, torunlarla birlikte yaklaşık 20 kişi yapıyor).
    - yapmasaydınız keşke, isterseniz kahvaltı için börek söyleyelim size, uğraşmayın bu halinizle.
    - olur mu ne derler? ben hazırlarım her şeyi.

    ----

    3 yıldan sonra bir ortamda gördüğüm ve çocuklarının adını bile bilmediğim arkadaş:

    - kadınlığım bitti, eşimle özelimiz kalmadı, benimle beraber olmuyor.
    - kadınlığın eşinle birlikteliğin demek mi?
    - sen çok okuyosun ya biraz değişiksin. vırı vırı tırı mırı ( burada konu benim kibrime, anlayışsızlığıma, çok zaman sonra ve tek çocuk sahibi olduğum için onlarla dünyamın farklı olmasına geliyor).

    ----

    başka yeri ayarlayamazsam acil gittiğim ve beni 1.5 yılın ardından gören kuaför:

    - eşim beni aldattı. karıyı da yakaladım, cıngar çıkardım, köpek gibi döndü.
    - ne büyük aşkmış çok mutlu olun inşallah sıcacık yuvanızda.
    - sen konuş tabii eşin dışarıda bebeğine bakıyor, hayat sana güzel. (anlattı, çocuğuna annesi bakıyor, deli para kazanıyor ve ben sabah 7'den akşam 9'a kadar aralıksız çocuğuma bakıp meteliğe kurşun atıyorum, eşime doğumgünü hediyesi almak için 2 ay önceden plan yapıp kenara para koyuyorum, en büyük lüksüm saat 21.30'da duble türk kahvesi içmek)

    böyledir türk swmimiyeti, mecburen katlandığı misafirlikleri, gerizekalı vatsap grupları, her durumda en çok kendisine acıması ama en büyük işkenceyi kendisine yaptığını bilmemesi, az önce uğurladığı misafirinin arkasından konuşması, magazin ve evlilik programlarıyla daha da perçinlenen o herkesi 40 yıllık arkadaşı gibi görme çabası, her çocuğa dokunma hakkını kendinde bulması, herkesin hayatında yaralar açması. aşırı mesafeli ve kimseyle ilgilenmeyen milletlere çok saygı duyuyorum.