şükela:  tümü | bugün
  • reha muhtarı kimsenin tanımadığı,suç oranının sıfır olduğu ,hawai ile yeni zellanda arasında yer alan,kuzey pasifik'te bir yerleşim birimi,huzur içinde yaşanılacak
    yer
  • (bkz: adidas samoa)
  • batı samoa nın baskenti apia , amerikan samoa nın ki pago pago
  • para birimi tala'dir. ekonomisinin buyuk kismini tarim olusturur. en yuksek yeri 1858m ile mauga silisili'dir.
  • aile baglari cok kuvvetli olan insanlarin yasadigi ada. erkegin anne babasi hayatta oldugu muddetce, en buyuk oglunun evinde kalir, sofra hakki once onlara ikram edilir gelin 50 yasina gelmis bile olsa ayni masada oturup yemez, aile tartismalarinda gelin hakli bile olsa kendi fikrini aciklayamaz buyuklerin dedigi yanlis bile olsa kabul edilmek zorundadir. tek bir oda halinde yapilmis buyuk bangalow da aksamlari araya gerilen carsaflar duvar vazifesi gorur butun aile mutlu mesut yasar.
  • dövmeleri, değişik cinsel alışkanlıkları, margaret mead’i ve son olarak bir “posta pulu” infiali ile ünlü ülke.

    nisan 2000’de, amerikan posta idaresine, amerikan samoa bölgesini temsil eden bir pul bastırması için büyük bir kampanya açan ülke. posta idaresi, pulları iki kez tedavülden kaldırmış, bunun sonucunda samoa’lı bürokrat eni f.h. faleomavaega, 15.000 imza toplayarak posta idaresine başvurmuştur. posta idaresine, otomobiller (1996), karikatürler (1995), atlı karınca atları (1995), bülbüller (1992) ve birçok farklı temalarda pul bastırıp, samoa’yı gözardı etmelerinin de ayıp olduğunu hatırlatmıştır.

    samoalılar oldum olası ülkelerinin bilinmemesi, ya da bazı özellikleri ile alenen alay edilmesinden büyük rahatsızlık duyagelmişlerdir. (örneğin, snapple, “samoan splash” isminde bir meşrubat çıkardığı zaman, internette bir forumda, samoalı biri, rahatsızlığını şu şekilde dile getirmiştir: “samoyedlerin, samoa’da yetiştiğini zannedenlere tahammül ediyoruz. pago pago’yu, peygo peygo diye kıkırdayarak anons eden hosteslere de tahammül ediyoruz. samoan splash piyasaya çıktığında bir nebze umutlandık. kim olduğumuz, ne olduğumuz belki de bu şekilde kamuya duyurulacak. en azından amerika bizi tanıyacak, bu içecek, tanrıların bir nektarı lezzetinde olmalı, çünkü ismini etnik kökenlerimizden alan bir içecek de ilahi bir tada sahiptir kesin”. halbuki meşrubatın aroması için de, samoa’yla uzaktan yakından ilgisi olmayan, brezilya kökenli cupuacu adlı bir meyve kullanılmıştı-bu da tabii ki samoalıları yine sinirlendirmişti ki, bir de üstüne üstlük, snapple daha sonra bu meşrubatı, piyasada tutmadığı ürün yelpazesinden çıkarmıştı) özetle, ülke zaten, samoa pullarının kaldırılması safhasına gelindiğinde, duygusal anlamda “bilenmişti”.

    1900 senesinde amerika tarafından ilhak edilen samoa’nın, batılıları tedirgin eden dövme ve cinsel ritüelleri bulunmaktaydı. ama bunların farkedilmesi zaman almıştı. mesela, 1722’de samoa’ya giden hollandalılar, bellerinden ayak bileklerine kadar uzanan dövmeleri, ustaca dokunmuş ipek giysiler zannetmişlerdi. daha sonra fransızlar, bunları boya sanmıştı. daha sonra, fransız jan francoise de la perouse’un 1787’deki dünya turunda, bu süslerin dövme olduğu ortaya çıkmıştı (hatta, tarihte “perouse vakası” diye bilinen bir olay da yaşanmış, la perouse, samoalı yerlilerden birini, hırsızlık yaptığı iddiası ile başparmaklarından, geminin direğine asınca, iki tarafa da büyük kayıplar verdirten bir arbede çıkmıştı).

    daha sonra, buraya londra’dan iki misyoner gönderildi; amaçları, bütün gün çıplak gezen ve balık tutan samoalıları zaptı rapta almaktı. özellikle aile ilişkilerini düzenleme amacı güden misyonerler, poligamiyi ve boşanmaları önlemeye, evlilik öncesi başlık parası benzeri takasları durdurmaya, zinanın önünü almaya, fuhuşa bir son vermeye, hal ve tavırlardaki ahlaksızlığı sona erdirmeye ve özellikle kadınların tamamen giyinik olacağı yeni giyim standartları getirmeye başladılar.

    ancak sonunda, misyonerler, kelimenin tam anlamı ile “yenildi”, böylece, yerlilere getirilen suçlamalara bir de yamyamlık eklendi. öte yandan, dövme sanatçıları bölgeye büyük ilgi göstermekteydi. misyonerler, her ne kadar hıristiyanlığa kucak açan yerlilerin, dövmelerden vazgeçtiğini belirtmekteyse de, almanlar batı samoa’yı ele geçirdiklerinde, bölgeye tayin ettikleri yönetici de ilk iş olarak kendine dövme yaptırmıştı. bu da, yerliler tarafından büyük bir takdir görmüştü. (die samoa-inseln isimli kitabında, augustin kramer, dövme işleminin ne kadar zahmetli olduğunu, tüm ayrıntıları ile anlatmaktaydı: “dövmeyi yapan kişinin, özellikle genital bölgeler üzerinde çalışırken, çok maharetli yardımcıları olmalı, çünkü iki kalça arasında çalışmak, büyük beceri gerektiriyor, ayrıca, anüs, apış arası, skrotum ve başı da dahil olmak üzere penis üstünde çalışmak da son derece zor.“)

    gerçekten de, samoa’da, kadınlarda da büyük dövmeler olmasına rağmen, dövme yine de, çocukluktan erkekliğe geçiş olarak kabul görüyordu.

    öte yandan, 1925’te buraya giden margaret mead, coming of age in samoa kitabında, ülkenin, bir özgür aşk ütopyası olduğunu belirtiyordu. eş sayısına sınırlama getirilmeyen bir ülkede, güney pasifiğin ortasında bir ütopya fikri, amerikan posta idaresi de dahil çoğu kişinin hoşuna gitmiş olmalıydı ki, sonunda 1998’de üzerinde margaret mead’in resmi olan pullar bastırılmıştı. yine de, bu, 2000 nisan’ında yaşanan, samoa temalı posta pulu krizine engel olamadı.
  • (bkz: boo yaa tribe)
  • .ws alan adi uzantisina sahip ulke.
  • sehirlesmis bolgelerinde obez nufus oraninin %75'i gectigi ulke. (kaynak: dunya saglik orgutu)

    edit: "obezitenin tanimini (bmi > 30) kim yapmis, ey gafil avrupamerkezci?" diyeceklere okkali bir sahika kocarslanli tepkisi verecegimi ifade etmek isterim.
  • (bkz: fofo)