şükela:  tümü | bugün
312 entry daha
  • zorbalara karşı, çocuğuna kendini nasıl koruyacağını anlatmaya çalışan ebeveyn. vurmak olmasa da zorbanın ve zorbalığın ne olduğunu, fiziksel şiddetten kaçınmayı, kendini savunmayı öğretmek gerekli. zorbalığa uğradığında öğretmenine ya da idareye olan biteni anlatması gerektiğini, ortaokul veya lisede nasıl dilekçe yazılacağını bilmeli. ilkokul ve anaokulunda veli öğretmenle mutlaka görüşmeli.

    çocuğunu korumak isteyen ebeveynler şunu her zaman hatırlayın; zorba çocuklar gözlerine kestirdikleri, ezebileceklerini düşündükleri çocuklarla uğraşırlar. sistematik bir şekilde psikolojik ve bazen de fiziksel şiddet uygularlar. zamanla bu şiddetin sıklığı ve dozu da artar. sözel ve fiziksel olarak kendini savunabilen çocuklar zorbalığa uzun süre maruz kalmazlar.
  • çocuğun olmayan herkesin pasifist kesildiği başlıktır.

    kız kardeşim ilkokuldayken ahmet (ismini hatırlamıyorum) diye bir çocuk kardeşimi devamlı rahatsız ediyormuş işte tipik ilkokul oğlan kız ilişkileri. kardeşim öğretmenine diyor öğretmen siklemiyor pek. sonra olay devam ediyor kardeşim bir gün kat nöbetçisine sölüyor, o da siklemiyor. kardeşim artık yeter diyor müdüre gidiyor ancak müdür de herhalde pek siklemiyor ki o akşam eve bir telefon geliyor ve telefonu annem açıyor. karşıdaki adam anneme "kızınız oğlumu yere yatırıp dövmüş" ana fikri etrafında bir şeyler diyor. tabi biz sorunca anlatıyor kardeşim bütün bu "ben herkese dedim kimse yardım etmeyince kendim halletim" hikayesini. kardeşim de ilkokulda rus yüzücüleri gibiydi maşallah vurduğu kalır yani yerde haha. işte kızım da büyüyünce halası gibi olur umarım.
  • kesin çözümdür. askerde bile işler. bana bulaşan elemana bi yumruk attım. askerlik sonuna kadar bi daha yanıma yanaşmadı
  • aslında iyi bir pedagogdan, bu durumu yorumlayan bir entry görmeyi çok isterdim çünkü herkes hemen hemen aynı çözümü bulmuş.

    7 yaş civarında bir erkek yeğenim var, bu çocuk 3 yaşlarındayken bir komşu çocuğundan çok dayak yedi. komşunun oğlu bizim oğlandan sadece 6 ay büyüktü ama cüssesi hem en, hem de boy olarak bizimkinin iki katıydı. annesi önce bizimkine kimseye vurma diyordu, komşu çocuğuna falan da vurmaması gerektiğini anlatıyordu ama sorun böyle çözülmedi tabii. çocuğun ailesiyle de çok yakınlar bizimkiler bu arada, yılbaşını falan beraber kutluyorlar. sonra anneden yeğenimin kendisini dövene vurması için onay çıktı ve o günden sonra işler tersine döndü. benim yeğen hırslı, yenilgiyi kabullenemeyen bir çocuk, artık nasıl vurduysa o iri yarı çocuğa, bir süre sonra sindirdi dayakçıyı. önceleri bizim oğlan dayakçı çocuktan korkarken, sonraları dayakçı çocuk bizim yeğenden çok korkmaya başladı.

    bu arada yeğenim de çok kıskandığı, kendisinden sadece 23 ay küçük erkek kardeşini zamanında çok dövüp hırpaladı. sonrasında ufaklık büyüyünce abisine karşılık vermeye ve kendisini savunmaya başladı. belki de bu evrensel bir kural ve herkes böyle öğreniyor hayatı. şimdi üçü de çok iyi arkadaş ve dayak olayı neredeyse bitti.

    yalnız bir yazar karşılık veren kızının ertesi gün dayakçı çocuktan daha kötü bir dayak yediğini söyleyip, kızının bu olaydan sonra dayak yemeyi kabullendiğini belirtmiş. evet bu durumda ne yapmak gerekiyor peki? yani kendisini savunan çocuk, karşı tarafı daha çok sinirlendirirse ve gücü yetmediği için, daha çok dayak yerse ne olacak? bu formül her zaman çalışmıyor demek ki ve bunun için farklı çözümler geliştirmek lazım. dayak atan çocukların büyük çoğunluğu sınır konulmadığı ya da kendisi de şiddet mağduru olduğu için bu yola başvuruyor gibi ama bir de empati yeteneği olmayan sosyopat çocuklar var mesela. onları engellemenin yolu da farklıdır sanırım.

    basit gibi görünse de buradaki şiddetin dinamiği epey karışık ve üstüne kesinlikle çok daha fazla düşünülmesi gerekiyor. eğitim konusunda en aşmış milletler olan finliler ve iskandinavlar bu meseleyi nasıl çözüyor merak ettim gerçekten de.
  • yanlış başlık. sana vurana sende vur değil.

    sana vurana sen iki kez vur olmalıydı.
    bu ülkenin yarısından çoğu empati yoksunu, bencil, saygısız ve vicdansız.

    normalde ağzımı bozmam ama kusura bakmayin sikerler öyle adaleti.
  • benim bu, hiçbir sebep yokken oynarken oğlumun kafasına indirdi tipleme, daha 2,5 yaşındalar nerden öğrendin de vuruyorsun? şapşik ebeveynleri de çocuk işte olur modunda. bizimkisi tam sevgi kelebeği böyle bir şey bilmediği için neye uğradığını şaşırdı o gün anladım yanlış yaptığımı. ülke bu gerzekler ve onların çocukları ile dolu, mutlaka çıkacaklar karşısına, nereye kadar böyle gidecek hemen çektim kenara ciddi konuşma durumuna geçtim; ‘birine vurmak güzel bir şey değil ama biri sana vurursa sen de ona karşılık vermelisin, kendini savunmalısın!’
  • kucuk yastan judo kursuna gonderdik , rusyada okullarda zorbalik buyuk sorun , burda dustur kimseye bulasma, sana vururlarsa altada kalma,
  • “sana vurana sen iki kat fazla vur.” şeklindeki versiyonuyla yetiştirilme tarzım. 21. yüzyıldayız. kimse sevgi pıtırcığı, çiçek çocuklar değil. ha ortaokulda dövdüğüm kızlar çok iyi üniversitelere girmiş, o ayrı. iki yumruk isteyen varsa yeşillendirnskfkajsj neyse.
  • bence sıkıntı çocuğun annesinde gibi geldi.
  • biz eşimle öyle söylemiyoruz, oğlumuz üçüncü sınıfa gidiyor. gayet hareketli bir çocuk, cüsse olarak da iyi. ama şiddetten çok uzak. cüsse olarak kolayca alt edebileceği çocuklara bile vurmayıp kaçmayı tercih ediyor. çünkü arkadaşlarına vurmaması gerektiği öğretildi. bu çok kötü bir şeydi onun için. bu yüzden hep kaçmayı seçti. taa ki bunun onun kendine güven konusunda yıpratıcı bir şey olduğunu biz anlayıncaya kadar. çocuklar acımasız, bencil ve gerçekten (birbirlerine karşı psikolojik anlamda vahşiler) düz mantıklılar. yarını hesap edemiyor anlık kararlarla davranışlarını sergiliyorlar. hal böyle olunca bizimki pasif konuma düşmeye başladı. vuracak ama biz kızacağız diye bunu asla yapmıyor. bir gün bu yaptığımız şiddet kötü asla arkadaşlarına vurma telkinini, kaçma, sana vururlarsa sen de vur. ama sana vuran olmazsa asla vurma şeklinde değiştirdik. şimdi herkes rahat. pasifize olmuş bir çocuk olmaktansa vahşi karakterli, psikolojisi bozuk toplumda kaçan değil, kendini savunan biri olsun. bu küçük kavgalar, itişmeler aslında hayatı öğrenme, ve hayatın içinde edinecekleri rollerin alıştırmalarıdır. kesinlikle pasif kalmamalı. illaki vur değil tabiki, sadece kendini savunmayı öğrenmeli.
46 entry daha