şükela:  tümü | bugün
  • internet ya da facebook bağımlılığı gibi, yakında kitleselleşmeye başladığını göreceğimiz durum.

    "internet bağımlılığı" ilk kez 1996 yılında kavramlaştırılmasına rağmen, internet bu kadar yaygın olmadığından hayatımızın içinde değildi. bugün, farklı ülkelerde internet kullanıcılarının %1'ü ile %10'unun internete bağımlı hale geldiğini ortaya koyan çalışmalar var.

    aile ve arkadaş toplantılarında birbiriyle konuşmayan, insanlarla etkileşmek yerine telefonunun ekranına bakmayı seçen, insanla temastan kaçınan, özgüvensiz insanlar ordusu yarattılar.

    sanal gerçeklik (sg) de birkaç yıl öncesine kadar pahalı bir teknolojiydi. oculus rift isimli sanal gerçeklik projesi ortaya atıldığında 2011 yılındaydık. 5 yıl sonra, artık arkasında facebook ve samsung gibi dev tekellerin durduğu, 600 dolara satın alınabilen bir sanal gerçeklik gözlüğü var. yıllar ilerledikçe yeni modelleri gelecek ve bu fiyat daha da azalacak.

    küçük çocuklar çoktan sokaklardan çekildi. insanların hayata karışmasını, yeni arkadaşlar edinmesini sürekli engelleyen bir ortamda yetişen bir nesil var. japonya'da yıllardır evinden çıkmamış 1 milyon genç olduğu düşünülüyor (bkz: hikikomori). avrupa'da ve abd'de yalnız yaşayan insanların sayısı da artıyor.

    internet iletişimi kolaylaştırdığı kadar, asosyalleşme sorunlarına yenilerini eklemişti. artan işsizlik, sağda solda patlayan bombalar ve yabancılaşma yüzünden, sokaklara çıkıp sosyalleşmek yerine, bir gözlük takıp saatlerini gerçeklikten uzakta geçirmeyi tercih edecek milyonlarca insan var.

    bir ay boyunca uzun saatlerini sg gözlükleri takılı halde geçiren bir insanın, beyninde nasıl bir değişim olacağını, gerçeklik algısının bundan nasıl etkileneceğini tahmin etmek zor. iyi olmayacağı kesin. ve kapitalizm için bu bir sorun değil, yeni bir pazar demek.

    işin bir de yozlaşma, yabancılaşmanın derinleşmesi boyutu var. bu gözlüğün yalnızca bilgisayar oyunu tarzı eğlenceler ya da iş görüşmeleri, ziyaretleri için kullanılmayacağını biliyoruz. kapitalizm her türlü yozlaşmadan kâr elde edebilen bir sistem. yeni geliştirilen ve 360 derece çekim yapabilen kamera sistemleriyle birlikte, sanal gerçeklik deneyimi sağlayan porno siteler, bu bağımlıların akınına uğrayacak. sanal gerçeklik bağımlılığı ile porno bağımlılığı yan yana ilerleyecek.

    "teknolojide son nokta" diye pazarladıkları her yeniliğin, aslında bizi nasıl kolay yönetilir, her an izlenebilir hale getirdiğini biliyoruz. yolladığımız emailler, girdiğimiz internet siteleri denetim altında. tüketim alışkanlarımız büyük şirketler için birer veri. televizyonlardaki yazılımlarla hangi kanalda, neyi izlediğimizin bilgisi merkezlerde toplanıyor.

    sanal gerçeklik bokun üzerindeki tüy olmaya geliyor.
  • bu gerçekliği biz bile yaratmadık. birileri yerimize, hakkımızda düşünüp karar verdi ve bunu sorgulama şansımız olmadı.
  • eskiden haberlerde sigara içme yaşının 13'e düştüğü anlatılırdı. atari salonlarına uğur dündar baskın yapardı. internet cafeler polis baskınlarına sahne olurdu.

    şimdi bırak sigarayı esrar içme yaşı 12'ye düşmüş, bonzai kullanımı neredeyse sigara kadar yaygınlaşmış, uyuşturucunun her çeşidi istenildiğinde bulunabilir olmuş.

    anne babalarımız televizyonu yakından izliyoruz diye ikaz ederlerdi, gözünüz bozulur derlerdi. sokağa çık arkadaşlarınla oyba derlerdi. oynardık; üstümüz başımız kirlenirdi, yaralanırdık ama mutlu çocuklardık.

    şimdi telefon-tablet kullanımı 3 yaşına kadar düşmüş, emzikli bebeler bile telefondan video açılmazsa mama yemez süt etmmez olmuşlar. bu da aman çocuk bana karışmasın, aman soru sormasın diyen anne babaların kurtarıcısı olmuş.

    bir kafeye giriyorsun herkes telefonu ile ilgileniyor, caddede telefon ekranına bakarak yürüyor, anı yaşamaktansa fotoğraf çekiyor.

    sanal gerçeklik bizi biz olmaktan çıkartıp birer zombi haline getiriyor ve bu maalesef 6 aylık bebeklere kadar inmiş durumda.
  • bu hali ile ele alındığında tehlikelidir. insanı sorumluluklarını unutturacak hale getirir. yapmayın kendinize bunu.

    internet memlekete geldiğinde modem bağlanırken çıkan sesleri bilenlere selam olsun... hala kulaklarımda... sanki uzaya füze gönderiyoruz... öyle bir mübarek bağlanma ayini...

    şimdi gün bugün. o füze nerelere gitti, o halden bu hale nasıl geldik bilinmez tabii ama bu halden başka bir şeye evrimleşirsek o sanal dünyalar sonumuz olur. boğuluruz.

    bilgiye belki bir iki tıkla ulaşabiliyoruz ama o bilginin ne kadar temiz olduğu da muamma...

    eski kafanın önde gideni olduğum için bugünkü sanal dünya gelişmeleri zaman zaman aşıyor beni. sanırım öğrenmek de istemiyorum.

    zaman zaman çıkarın hayatınızdan bu sanallığı. bakmayın sosyal medya hesaplarınıza. uzağınıza atın telefonunuzu. deneyin. ne kadar bağımlı olduğunuzu kendiniz fark edin.

    hayat sokakta. klavyede değil. telefonda da değil. tecrübe ederek öğrenmeye bakın.