şükela:  tümü | bugün
  • chat, sozluk gibi gercekte olmayan ama bir sekilde insanlari bir arada tutan mekan.
  • cogu kisinin yalan soylerek kendini eglendirdigi pembe dunya.
  • kozmopolit iletişim problemi. estetik olmayan bakış açısı.
  • insanların iletişime geçtikleri kişilerin gerçek insanlar olduğunu unuttukları mekan.

    insanı gerçeklikten uzaklaştırıyor, başkalarını yalnızca yazılar ve resimler olarak algılıyoruz. tutumumuz çoğunlukla savruk ve küstahça, çünkü karşımızdakiler değersiz. bir ağ üzerinden iletişim kurduğumuz kutucuklardan ibaretler. ya bize kendilerini kanıtlayıp hayranlık uyandırmalılar, bir şekilde gerçek olduklarını anlamalı/duyumsamalıyız, ya da diğer türlüsü.
    düşünsel ilişkilerde, iletişimimizde öncelikle karşıdakini bir hafife alıyoruz, bu kendimize güvenimizi artırıyor, ego tatmini yapıyoruz ve her türlü düşünceye şiddetle saldırabiliyoruz. birebir bir insanla konuşmuyoruz çünkü. bir insanın varlığı kendi başına somut bir savdır öncelikle. karşı çıkıştır, duraksatandır. saygılı, kibar insanlar müstesna. onlar biraz daha ciddiye alarak yaklaşır diğerlerine. ama onlar da bu ağ üzerinden yaptıkları tartışmalarda bu bahsettiğimiz yabancılaşmadan kurtulamazlar. (misal, sözlükte bir giri üzerinden laf söylemek başkadır, yazarla birebir mesajlaşma biraz daha ciddidir, o yazarla yüzyüze gelmek esas olandır, ancak o zaman gerçek ve sağlıklı bir iletişim kurarız.)
    duygusal ilişkilerde de bu böyle. herkesin bildiği bir şey var, internet karşı cinsi birbirine yakınlaştırdı, artık erişim daha kolay. bu kolaylık kendini yalnızca mesafelerin ortadan kalkmasıyla göstermiyor. internet üzerinden yazışarak kurduğumuz ilişkiler bize gerçek gibi gelmiyor. istediğimizi söyleyip yapabiliyoruz, çünkü bu yaptıklarımızı aslında bir rüyada, gerçek olmayan bir insanla deneyimliyoruz. (aldatmalar vs. de bu nedenle daha çok ve kolay oluyor çünkü internet üzerinden bunu yapan insan ne yaptığını bilmiyor, gerçek bir insanla gerçekten iletişim kurduğunun farkına varmıyor, dolayısıyla vicdanını kullanmıyor). o kişiyle karşılaşmak bambaşkadır. varlığı başkadır. tamam, o bir bilgisayar kullanıcısı ve gerçek bir insan, bunu mantıken biliyoruz bir yere oturtmuşuz, ama hissetmiyoruz... sanal ortam sanaldır belki ama, bunu kullananlar gerçek hayatlara da sahip olan gerçek insanlar.
    gerçekliği azaltınca kendimizi daha mı güvende hissediyoruz acaba?
    sorumluluğunu üzerimize almadan eylemlerde bulunabiliyor, düşüncelerimizi ifade edebiliyoruz, mesele de bu galiba. kendin gerçeksin, yaptıkların sanal, ama gerçekliğe bir yerden dokunuyorsun yine de... işte o dokunduğumuz gerçeklik bizi daha titiz olmaya itmeli.

    istiklal marşı ve kapanış: olduğu kadar yazmaya çalıştım ama olmadı. hiç uğraşamam burada bırakıyorum umarım sonunu idare edecek kadar toparlamışımdır. eheh, aslında gerçek değil ki bu.
  • arkadaşımın arkadaşı ankara borusan'dan bmw 420 xd almış . sağ taraf olduğu gibi boyalı çıkmış. çok uğraşmış. en sonunda kamyonun üstüne koyup "ankara borusan'dan 0 km aldığım araba boyalı" diye pankart asıp yola çıkarmış . videosunu sanal ortama koymuş. arabayı apar topar geriye almışlar. bizde olduğu gibi onlarda da üzüm üzüme baka baka kararır geçerli galiba. (bkz: honda göçük onda)