şükela:  tümü | bugün
  • bilincin ve bilinçsizliğin buluştuğu ifade biçimi. bilinçli olarak yapılan bir eylem ve bilincinde olmadığımız doğanın kaynaşması. insan, evrenin sadece bir parçası değildir. kendini doğada dışa vuran tin, insanda belli bir şekilde ifadeye gelir. yaratıcı doğa ve yaratıcı düşüncenin bir olma hali.
  • marx'ın "ide denen şey doğanın insan aklındaki yansımasıdır" sözünden hareket edersek sanat eseri doğanın taklit edilmesinden başka bir şey değildir.
  • insanın bilinçli ve amaçlı olarak tasarladığı yaratıcı, hayal urunu olan, estetik öğelere sahip doğada bulunmayan eser.
  • (bkz: eksponat)
  • en çok da icra edenin kafasını karıştıran, oluşturulma sebebiyle samimiyet duvarlarını kuşku yollu sallayan ürün. "kimin yahut ne içindir bu?" sorusu olmaksızın müsterih bir akılla geçilmelidir karşısına. kant'ın dediği sanat eseri karşısındaki duruşumuz tıpkı tabiat karşısındaki duruşumuz gibi olmalıdır!
  • seyircisinin hayatına en çok değdiği ve ondan en uzak kaldığı yanlarıyla çarpıcıdır daima. iki uçtan en az birini barındırmalıdır her hâlukârda...
  • dürtü ile başlayıp aşk ile rafine edilmiş düşün eseridir. bir başka deyişle sanatçının intuitionism kalabalıgından sembolizm yalınlığında sadeleştirme başarısıdır. akla atılmış bir cimcikle yola çıkan sanatçının eli kolu bacağı, özgünlüğe, orjinaliteye ve son adımda da özgürlüğe göğüs açar. sanatçı bu ruhanideyken, gelecekte sanat eseri olacagından bi haber yaratı üstüne giydirilenleri organize etme çabasındadır. yaratının sahası her ne ise sanatın ortak paydaları form, derinlik, oran, ölçü, organizasyon, birlik, düzen, armoni anlam vs. takımı altında kendine ayna karşısında poz arar. bu vakitten sonra sanatçının varmak istediği estetiğe ulaşmasıyla, vitrinleri şenlendiren yaratı için sanat eseri tamlaması artık uzak değildir.
    bu referans takımının son parçası şüphesiz ki toplumdur, toplumun sanat yargılarıdır. sanatçının yaratısını rafa kaldırıp bitti diyememesi toplumun bu değer yargılarıyla ilintilidir. ne gariptir kale ağzında ki son vuruş sanatçı da değil milyarların ayağındadır. toplum sanatcının zikrini fikrini harmanladığı bu yaratının son duruşuna bir değer biçer. sanatçının attığı pasın zarafeti doğrultusunda beğenirse gol beğenmezse geri pas yapar.
  • bazıları için el emeği* ve imitasyon becerisinin ayrıntılardaki kanıtıdır; bazıları için aşkın* bir deneyim sonucu sanatçının ve izleyenin taa derinlerinden, bazıları içinse türlü vücut atıkları ve sıvılarının kendiliğinden dışavurumu sonucunda ortaya çıkan şeydir.

    ilki için: http://www.graal.univ-montp2.fr/…orre_di_babele.jpg
    ikincisi için: http://www.globalgallery.com/…od_images/bm-r720.jpg
    üçüncüsü için: http://creativetechnology.salford.ac.uk/…d_1955.jpg
  • "seyircinin kendisini kutlamasını sağlar ve onu oldugu şeyi olmakla yetinmeyen bir insan yapar. " * *
  • acılı bir sürecin çıktı'sıdır.

    sanatçı sanatını zevk için icra etmez. acılarından arınmak için eder. o şey -sanat eseri- ortaya çıktıktan ve acı dindikten/hafifledikten sonra topluma mal olur. ve insanlara "beyinlerimize temas edebileceğimiz başka kanallar" olduğunu kanıtlama misyonunun bir neferi olarak tarihteki yerini alır. parayla karşılığı olabilecek bir şey değildir. onun metalaştırılması, insanoğlunun pratik gereksinimlerinden ve her şeyi bir pahayla sabitleme kompleksinden doğmuştur.