şükela:  tümü | bugün
  • maltepe belediyesinin düzenlediği kültür sanat etkinliklerinin duyurusunda kullanılan yağlı boya aşık veysel tablosunu eser sahibine sorma gereğini bile duymadan afişine taşıma ayıbıdır
    https://i.hizliresim.com/g9worz.jpg
    - ki ilk değildir:
    aşık veysel anmasında kullanılan yağlı boya tablo

    afişde pervasızca kullanılan aşık veysel tablosu için telif teklif etmeyi şöyle bırakın eser sahibi ressam zeki dinlenmişin onayının bile alınmaması bu ülke insanlarında sıkça şahit olduğumuz davranış kodlarına yakışır bi durum. dolayısıyla aşina. ama eser sahibi olarak isminin bile geçmemesi yutulur şey değil!
    emeğe saygı "vazgeçilmez minumum" listesindeki bi ilkedir ve ilkesizlik genetik kısmet değildir. maruz kaldığında/bıraktığında geçiştirilmeyerek öğretebileceğin/öğrenebileceğin şeydir.

    bir başkasından geçici olarak kullanmak üzere kalemini isterken (kilit kelime. "istemek") bile ne kadar kibar olabiliyorken her bi milimetre karesi emeği yansıtan bi eserde bu fütûrsuzluk,bu şuursuzluk,bu cesaret nereden geliyor...hiç anlamıyorum!

    o kalemi izinsiz alırsanız kalem sahibinin "kalemimi çaldı" yargısı abartı mı olur sizce?

    sahi hırsızlık ne kadar eski bi meslek?

    söz konusu duyuruda yer alan bilgilerden "maltepe belediyesi"nin dört yılda beşyüz bin kişiyi kültür ve sanatla buluşturduğunu öğreniyoruz. bu etkinlik kapsamında karikatürden resime, tiyatrodan müziğe pek çok dalda sanata ücretsiz olarak kapılarını açtığını da okuyoruz ayrıca. satır araları ve metin altlarını da okursak haklı bi gurur taşıyan bi bilgilendirme yazısı.
    ne güzel!
    kültür ve sanat vizyonunu "etkinlik düzenleme"yle sınırlar ve sanatseverliği sindirerek değil sadece araçsal ve geçici olarak sahiplenirseniz onun opus magnumu olan emeğe saygı gözünüze batmayabilir. nereye bakacağına,neye kahrolacağına şaşırmış, kültür ve sanatta incelik aramanın yahut dile getirmenin bile ayıp kaçtığı, her değerin her dileğin bi takım çıkar kavgaları için can veren insan yavrularıyla kıyaslanıp değersizleştirildiği yaralı bi toplum olarak "sonuçta iyi bi şey için" deyip sineye mi çekmeliyiz? her alanda yalan referans, uydurma haber, montaj kayıt, niteliksiz bilginin neredeyse mizahi sıçramalarına tanık oduğumuz ve aralarından gerçeğe ulaşmak için yol katederken yaptığımız gibi iç çekerek geçiştirmeli miyiz bunu da? bence hayır! sanatta vasatlığa sessiz kalmanın gerekçesi yok!

    ha bu arada eserin sahibini aştığı durumlar da söz konusu olabiliyor bazen. yabancılarla kurduğu bağ yerli yerindeyse kendi başına yürüyebiliyor.
    ama..
    yine ve hep sahibinin yüklediği efsunla yapıyor bunu.
    n'diyim..bunun da yolu açık olsun, arkasını unutmasın.
  • google > images > asik veysel tablosu > view image > save image

    mantigiyla calisildigi icin bu gibi olaylar daha sık yasanir.
  • insanlar birbirlerinin ortaya koyduklarına saygı duymuyor ve bu “ortadakiler” erişilebilir olduğunda kullanmakta sorun görmüyor.

    - telif?
    + neden erişebildiğim bir şeye para ödeyeyim?
    - eser sahibini bilgilendirme?
    + kötü bir şey yapmıyorum, bu yüzden gerek yok.

    aferin.
  • yıllar önce almanya'da yaşayan bir arkadaşımın yaşadığı durumu hatırlatmıştır. deviantart'ta paylaştığı istiklâl caddesi resmini, istanbul'a gittiğinde, orda burda tablo ve poster satan seyyar tezgahlarda görüp "bu resim benim ve benden izin alındığını hatırlamıyorum" deyince satıcı "biz bilmiyoruz abi valla, biz de bunu bilmem bilmem nerden alıyoruz" demiş. arkadaş resminin bu kadar yayılmasına sevinirken, diğer yanda bunun resimdeki imzasının silinip, bu şkilde saygısızca yapılmasına epey içerlemişti ama maalesef elinden gelen bir şey yoktu.

    maalesef türkiye için çok olağan bir durum. keşke herkes emeğe saygı gösterse ve keşke sanatçıların emeği bir şekilde yasalarla ya da artık nasıl olacaksa, daha iyi korunsa.