şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: anahtar)
  • daha detayli* gorusler icin david bordwell'in 'art cinema as a mode of film practice', steve neale'in 'art cinema as an institution' ve thomas elsaesser'in 'art cinema as a mode of production' makaleleri okunabilir.
  • woody allenin kendisinin ağzından döküldüğü üzre artsy fartsy sanat filmleriyle en önemli hesaplaşması olan the interiorsa da bakmakta yarar var, çünkü woody çıkmış bu hemen de en başarılı filmi olan annie hall dan hemen sonraki filminde, the interiorsda*, artsy fartsy yönetmenlerin en babalarından ìngmar bergmanin ( tabii ki amerikalılara göre artsy fartsy olan bir yönetmen bu) filmlerine ve üslübuna dokundurmuş, bergmanin cries and whispersda kullandığı öğeleri kullanip sanat filmleri denen şu amerikalıların canavardan kaçar gibi kaçtığı filmleri güya incelemesine alıp kendi kendini rezil etmiştir. neymiş sanat filmi üzerine eleştirel film yapayım derken, kendi elitizminde boğulmamak söz konusu bile değilmiş, nasıl ama bir woody allen filmi düşünün ki, filmin çoğu üç artsy fartsy * kız kardeş ve annenin birbirlerini psikoanaliz uğraşlarıyla geçiyor ve sonlara doğru kızlardan birinin "günlüğüme yazmaya karar verdim çünkü hislerim çok kuvvetliydi" gibi bir tadı kaçmış bergmana göndermeyle bitiyor. of hayır başka türlü olabilirdi bu "sanat filmlerine ti'ye alır bir sanatsal bakış açısı" denemesi.
  • genelde sinemayla alakadar olmayan insanlarin begenmeyecegine emin oldugumuz filmlere "nedir abi bu?" diye sormasiyla, hem biraz kendimizle dalga geciyormus izlenimi yaratmak hem de sorani bastan savmak icin kullanilan "sanat filmi abi siktret anlamazsin!" cümlesi disinda kullanildiginda anlamsiz kacan bir tanimdir. ha öte yandan sinema eylence diyil sanattir üstelik yedincisi!!! karateyle kungfuyla sanat olmaz, sorgulama olmaz.
  • bir tanimi su sekildedir:
    gayetle cirkin bir adam, yarim saat bir yatagin uzerinde oturup sigara icer, sonra bir kadin gelir, sevisirler, sonra adam yerdeki karolara bakar, sonra aradan yarim saat daha gecer.. ara sira kapilar acilir kapanir.. sonra kafasini arkaya atarak gulen cirkin sisman yasli kadinlar gorulur kirmizi bir fon uzerinde. sonra karolar.. ve yarim saat daha gecer.

    aslinda gercek sanat filmi, kesinlikle insani daraltan bir film degildir. aksine, o para kazanmak gibi bir amaca hizmet etmeyen, izleyenlere ilham veren, onlarin hayatlarina ayna tutan ve kendilerini gormelerini, bu sayede de gelismelerini saglayan filmlerdir.
    tabi ki her film sanatin bir parcasidir. fakat sanat ve zenaat arasindaki fark gibi; bazi filmler birbirinin kopyasi gibi dururken, nadir ama kiymetli bazilari yillarca hatirlanir.
  • genellikle konusu ve stili ile experimental olan filmlere verilen isimdir. bu tarz filmler genelde dusuk butceli olarak cekilirler ve bir film sirketinden bagimsiz olarak yapilirlar. sanat filmi kavrami ilk olarak fransada 1908 yilinda, "cinema d'art" adi ile ortaya cikmistir. avrupada 1920 lerde sanat filmi kavrami avant garde avrupa filmleri olarak nitelendirilirken, 1930 lardan itibaren italyandaki neo realism akimindan oldukca etkilenen sanat filmi sinemasi avant garde filmlerin yerine daha gercekci ve karakterlerin piskolojik yapilarinin one cikarildigi filmlere yer vermeye baslar. kisacasi sanat filmlerin temasi sosyal ve piskolojik gercekcilik olmaya baslamistir. 1950 lerden itibaren ise sanat filmi sirf avrupa filmlerini kapsayan bir olgu olmaktan cikip evrensel bir olgu haline gelir.sanat filmi kategorisinin bazi unlu yonetmenleri ise: agnes varda , liliani cavani, nelly kaplan, ve chantal akermandir.

    avrupada millet sanat ve yanliz sanat diye kafayi yerken hollywoodda neler oluyor diyorsaniz? isin cok enteresan bir aciklamasi var. amerikada 1920 lerden beri sanat filmi kavrami erotizmle birlikte anilmaktadir, bunun en buyuk nedenlerin biride amerikada sanata buyuk sansurler yapildigi "hays code" doneminde ve oncesinde porno filmlerin amerikan sinemalarindan sanat filmi adi ile gosteriliyor olmasidir. halen sanat filmi diyince aklina porno film gelen bir zihniyette halen amerikada mevcuttur.
  • ticari kaygısı olmayan "ben bu işten para götürmeye çalışmayım, dar bir kitleye hitap ediyim" diyen yapımcı/yönetmenlerin veya gişe filmi çekme imkanı/yeteneği olmayan yönetmenlerin yaptığı filmlere yakıştırılan bir tamlama.. kimi zaman hakaret, kimi zaman övgü ve yüceltme anlamında da kullanılan gereksiz bir söz öbeği. gişe filmleri gibi "herkes izlesin çok para kazanayım" diyen filmler olmadığı için hitap ettiği izleyicinin zevkini hedeften vurması hasebiyle izleyicisinde daha kolay "hayatımın en iyi filmi" etkisini uyandırabilir ya da savunulmasını keskinleştirebilir.. kısmen ortak özellikleri ise insanın iç dünyasına duyulan ilgidir derim..başka da bir şey demem..örnek verip rencide etmekte istemiyorum yönetmenleri..
  • yakin plan cekimler bolca yapilir

    kamera titretilir, siklikla flu cekim yapilir

    uzun diyaloglarla hayat anlatilir

    kisa diyaloglarla anlamsiz cumleler kurulur

    film los isik yogunluklu cekilir

    diyaloglar kisik ses ile gerceklestirilir

    filme bir cinnet sahnesi konulur

    uzun sessiz sahneler eklenir

    sevisme sahnesi olmalidir, kadin sirt ustu yatar vaziyette goguslere yakin plan cekim yapilir