şükela:  tümü | bugün
  • cumhuriyetin ilk donemindeki sanatcilarimizin ortaya attiklari bu kavram, sanatin halki bilinclendirmek ve egitmek amacina yonelik en guzel arac oldugunu ileri surmekte ve bu ugurda, basit, halkin - yuksek ogrenim gormemis genis kitlenin - anlayabilecegi seviyede, gunluk yasamdan bol bol alinti yapan, halkin ortak sorunlarina parmak basan, mizahi guldururken dusundurmek amaci ile kullanan bir uslubu benimsemektedir. daha sonralari buna karsit olarak ortaya cikan sanat sanat icindirin tam tersidir (dogal olarak).

    gunumuz turkiyesinin en guzel bir bicimde bagrina bastigi "medya halk icindir" kavramini da bu kavrama baglayabilir miyiz acaba ? keza sanat halk icindir kavramina karsit kavramlarin ortaya cikmasindaki ana etkenlerden bir tanesi - sanatin kendi icindeki anti dinamikleri haricinde - de bu sekilde sanatin bir adim bile ilerleyemeyecegi sonucudur. devamli olarak halk anlayacak, halk sevecek, halk ogrenecek diye basit cumleler kura kura, belli basit kaliplarda eserler vere vere, kah guldurup kah aglatacagiz diye diye ayni yerde donup durmaktadir sanat. e bu durumda halk ne kadar egitiliyor acaba diye dusunurken sanat sanat icindir ise halki sanattan hepten sogutmaktadir : abstract eserler, ic-dis karmasasi, impresyonizm, ekspresyonizm, kubizm, dadaizm derken sanatci bir yana halk bir yana gitmektedir.

    peki gunumuz turkiyesinde neler olmaktadir ? halk tiyatroya gitmemekte midir ? gazete okumadiklarini biliyoruz, keza okusalar da ne farkedecek acaba diye dusunmekten de kendimizi alamiyoruz, tamamen pacavraya donen gazeteler kendilerini okumayan halka kendilerini okutmak icin tabak canak, bisiklet, araba, ev ada, televizyon ve cinden ucuza gelebilecek ne varsa kullandilar. sanat halk icindir bir kenara, sanat ticaret icindir bile sonuk kaldi bu manevralar yaninda. ama nafile halk zaten sevmedigi ve cikarci olmakla sucladigi basindan iyice uzaklasti.

    ama tamamen degil, cunku spor var, spor halk icin, en azindan futbol oyle. spor basini ucuyor ulkede. spor (futbol) ile alakali her turlu aktivite program/kitap/dergi/resim/fotoroman cok tutuyor. bu arada tiyatroya gitmeyi filan birakin ulkede okur yazar orani giderek dusuyor, rekor sayida okuma yazma bilmeyen insan var artik hem de buyuk sehirlerde. sanat halk icindir de artik televizyon dizileri ve programlari halk icindir seklinde bir metamorfoza ugradi.

    bir televole, bir sahane pazar, bir bbg, bir pembe brezilya fotokopisi her turlu sosyal icerikli surreel diziyi baska turlu aciklamak istemiyor insanin cani (halki uyutmak, oyalanacak birseyler vermek eline vb) iste yine bastayiz, sanat halk icindir, ya da en azindan televizyon halk icindir, iyi de halk baska birsey yapmaz oldu. tiyatro yok, kitap okumak yok (orhan pamuk ve perihan magden haric sanirim), dergi alip okumak yok (dergilerde ne var ki ? paramatik, borsamatik, gezi, atlas, ulan para yok nereye gezi kimin borsasi, en baba dergi 35,000 basiyor, en baba gazetenin ne kadar bastigini bilmek isteyen bir gazete alip rakamlara baksin - eger dogru iseler tabii ki). e tabii, dyecegiz ki "ya milletin parasi yok - ki dedik zaten - nasil alsin dergi, kitap nasil okusun" ... dogru ... da ... (halk evleri nereye gitti ya ? ben cocukken bir suru cocuk tiyatrosu olurdu - evt bir kayip kavram daha cocuk tiyatrosu - hatirlayan var mi ?) kahveye, sigaraya, rakiya, mezeye, kablo televizyona, cine5'e, digiturk'e para yetistiren adam nasil parasiz oluyor ? canim onlar ayri diyelim, tamam, e peki nasil olacak simdi bu is ? halk neden ilerlemiyor ? internet patladi - mi - e nerde ? (iste burada bak yaziyoruz, yazarlari okuyoruz - ama biz halk degiliz, biz lumpenleriz, cogumuz da proleter)

    acaba televizyon programlari ve reklamlar icin harcanan paralar fonlansa - al bir fon daha - ve halkin egitimi icin mi harcansa ? tiyatro, devlet tiyatrolari daha fazla subvanse edilse, kitap fiyatlari ucuzlasa, daha fazla icerik olsa, halk kutuphaneleri yine cogalsa, biraz daha sanat halka gelse, halkim sever orta oyununu, karagoz ve hacivati, biraz daha guldururken egitsek, toplantilar olsa, koylu konussa ... ooooffff offff ...
  • (bkz: #9867165)
  • tabstract var, chrome'un uzantısı. yeni bir sekme açtığınızda, arka fon olarak her defasında başka bir tablo/çalışma getiriyor. aşinası değilseniz, ki ben değilim, nispeten çok renkli, bulutlu bir gökyüzünü andıran 1000 dölarlık tabloya bakıp, vay arkadaş diyebilirsiniz. ben dedim. bunu engellememe imkan yok, nispeten fakir bir insanım.

    o tabloda beni yakalayan bir şey yoktu. karanlık bulutlar ve pembeli, turunculu bir arka plan. o an için güzeldi, üzerinde daha fazla düşünemedim. ama misal schiele ile tanışmam esnasında öyle olmamıştı. egon schiele, ki çılgın bir hayat sürmüştü, ki mali durumu çok da kötü değildi her zaman diye biliyorum, hangi dürtüyle ressamlığına devam etmişti, belki o çok önemli değildir. schiele zannediyorum ölümünden neredeyse yüz yıl sonra, izmit denen bir yerde sokakta ucuz tablo kopyaları satan bir amcanın tezgahının önünde, ekspresyonizmden bihaber yaşayan biri onun tablosunu görünce zınk diye dursun diye resmetmemiştir, diye düşünüyorum. ressamlar, resmederler. oyuncular oynar. yazarlar yazarlar. siz san'atçılar sonucunu düşünerek sanatınıza devam edemezsiniz zaten, yaratıcılık süreci çok çılgındır, sanat dürtüsü çok başka bir durumdur.

    sanatçılar türlü dürtülerle işlerini yaparlar ama benim hayatım değişir. ben, okur ve izleyici olarak, siz sanatçılar iyi bir iş çıkardıysanız, ben değişeceğimdir. sanatçı zaten değişecektir, sanatçının değişimini esgeçiyorum ama asıl benim değişimim, bence, önemli olan. sanat, etkileştiği adamı değiştirir. çok genel konuşuyorum tabi. demek değil ki şimdi bir schiele tablosuna baksanız bir aydınlanma olacak. olmayabilir. ama bir film, bir tiyatro oyunu, şahane bir müzik eseri, ya da olağan üstü bir heykel, 4000 yıllık... ne yapabilirsiniz bir mimari mükemmelliğin karşısında, sallıyorum ayasofya'ya ne kadar karşı koyabilirsiniz?

    yani ben de schiele'den girdim, sallayın schiele'yi, osman hamdi'yi bilseniz, ah biraz bilseniz, bir parça değişeceğini bildiğim bir yığın insan var aranızda. mimar sinan'ı bilsek bi adam gibi, fuzuli'yi bir parça anlasak. daha da geriye gitsek, hititleri anlasak mesela (çok gittim), efes'in mükemmelliğini bi çözsek. roma toprağıyız ya biz, o kadar geriye gitmeden, bi ikibin yıl gitsek, hadi onu da geçtim -ya hristiyandı onlar ya-, antik doğunun güzelliğinden bir haberimiz olsaydı eğer, endülüs emevilerinin batıyı nasıl etkilediğini, doğunun sanatının bizzat batıyı nasıl etkilediğini bir parça bilseydik, antik güzellik palmira'nın ışid'in eline geçip de, ışid'in mal aksiyonlarıyla oralarda para edecek/itibar kazandıracak üç-beş bir şey varsa onları da yokederek bizzat bizim de inandığımız/ savunduğumuz her şeyin ama her şeyin köklerine ihanet ettiğinin (dinsizlere düşman olup onlarla savaşacağım diye sultanahmet'i patlatmak gibi düşünün) farkında olsaydık, biraz değişirdik.

    sanat biz güzelleşelim diyedir. bir rahatlayın, güzelliklerin, acının, hayatın, insanların, olayların,renklerin bir farkına varın, sosyalleşin diyedir. sadece izlemeyip, içine girseniz o zaman anlayacaksınızdır. konçertoları, batının akımlarını geçelim, kemençe de çalsanız, halay da çekseniz, oymacılıkla da uğraşsanız aynı şey.