şükela:  tümü | bugün
  • ülkedeki sanat camiasının (özellikle oyuncu, şarkıcı, müzisyen) meslekleri gereği muhatap oldukları kodamanlardan, siyasilerden, havaya para saçanlardan, her gece 200 bin lira ezenlerden bunların dünyasının içinde yaşadıkları halde kim olduklarına ve ne şatafatlar yaptıklarına dair isim kullanmadan üstü kapalı da olsa bir şeyler söylememeleri ilginçtir.

    sadece politik gelişmeler karşısında milliyetçi olmaları, islamcı olmaları ya da atatürkçü olmaları değil mesele. onlar halk oyalansın ve kafayı dağıtsın diye yaratılan gündemler. asıl olay gecelerde dönüyor. bu denli işsiz ve fakirin olduğu ülkede bir gecede yüzbinlerce liralık hesaplar alınıyor. ne savurganlıklar yaşanıyor anlamsız şeyler için. herkes vur patlasın çal oynasın kafasında ve inanılmaz paralar saçılıyor ortalığa. hizmet sektörünün bir ayağında (komi, garson, barboy...) gece çalışmışsanız eğer o ünlü isimlerin gece sahne aldıkları mekanlarda dönen parayı ve hayatı görmüşsünüzdür; uyuşturucular, viskiler, şampanyalar birbirini kovalıyor.

    asgari ücretle başka sektörlerde çalışan yurdum işçisi, memuru, bu hayatları ve ortamları çıplak gözle asla göremiyor ve kendilerini o heriflerin nasıl düzdüğünü kafasında fotoğraflayamıyor.
    ülkenin yarısı yansa sikine takmayıp gecesinde hatunlara şampanya patlatabilecek adamlar bunlar. bizim yeni köle sahiplerimiz. e bu herifleri kim eğlendiriyor? bizim "sanatçılarımız!". mekanlar ve sektördeki her boku, her karanlık mevzuları kendileri bizzat tecrübe ediyor. her kodamanı zamanla tanıyor ne işler çevirdiğini öğreniyor; belki nefret ediyor ve parasına bakıyor. ama görüyor! aslında ülkeyi bu heriflerin yönettiğini öğreniyor. üretilen siyasi gündemlerin ne kadar yalan olduğunu anlıyor. kimlerin kimlerle yiyip içtiğine tanık oluyor fakat çıkıp da biri demiyor ki "ey vatandaş zaten işgal altındayız, sömürülüyoruz, çoğunuz yalan paralara ömür harcıyorsunuz, gelin birbirinizi sevin zaten hepiniz aynı takımın oyuncularısınız. siktir edin tuvalet fırçasını, siyaseti, sporu, sanatı falan bu ülkede asıl hayat gecelerde. gündüz siz onlara çalışıyorsunuz onlar geceleri yiyor. tecrübelerimi isim ve mekanları tahrif ederek yakında kitaplaştıracağım".
    yazın be kardeşim yazın yani! birkaç yıllık garsonluk ve bar tecrübemde ben gördüklerimi yazsam roman olur. siz 20-30 yıl sahnedeyken gördüklerinizi yazsanız türkiye'nin sosyolojisi alanında doktora tezi olur. en büyük türk sosyoloğu olarak tarihe geçersiniz. baskı göreceğini düşünüyorsan 50-60 yaşındayken paran da olduğuna göre yurt dışında da yaşayabilirsin. git orada yaz, baktın burası sana kızdı.takıl keyfine bak, gelme bir süre ama efsane ol. hepinizin de değil birinizin bunu yapması gerekiyor. bırakın artık şu para aşkını, ucuz korkuları arkadaş!
  • ellerini tasin altina koymayan ve sanatci gecinen vicik vicik bir tayfa var etrafta. neymis ben sanatciymisim, sanat ile politika karismazmis... sanat ile politika ayrilmaz bir ikilidir, sanatci sadece sanatiyla degil tolumsal olaylara karsi aldigi tavirla da onemlidir. bugun ota boka susan sanatci gecinen lavuklar ileride sanat yapacak bir vatana sahip olamadiklarinda vururlar baslarini en yakinda ki kayaya.
  • işte hakkında konuşmadıkları ülke gerçeklerinden biri de şudur:
    ülke gerçeği hakkında konuşup her türlü saldırıya, lince, hakarete ve tehdite maruz kalan sanatçılara halk asla sahip çıkmaz.

    gören de diyecek ki; sanatçılar ceberut saldırılarla boğuşurken halk onlara her zaman ve her yerde sahip çıkıyor da onlar nankörlük yapıyor. ama şu sözü aklınızdan çıkarmayın:
    bir halk neyse; sanatçısı da, siyasetçisi de, sporcusu da odur.