şükela:  tümü | bugün
  • sanatın aslında ne amaçla icra edildiğine atıfta bulunan bir tespit. sanat kötü ya da daha nesnel bir ifadeyle “olumsuz” olarak kabul edilebilecek şeyleri, katlanılır kılmak adına var olmuştur öteden beri.
    bu durumu bir örneklersek eğer:
    the lord of the rings‘teki favori karakterinizi düşünün. hangimiz o karakterle içten içe yer değiştirmek istediğimiz gerçeğini inkar edebilir?
    öte yandan her zaman biliriz ki: söz konusu karakterin hayatı tam anlamıyla koca bir rezalettir. aragorn’un ıstırabı sadece kitaplarda asildir.
    hannibal lecter’ın cinayetleri sadece filmlerde çekicidir.
    suç ve ceza’yı okuyan hangi insan raskolnikov ve müfettiş arasındaki efsanevi diyaloğu bizzat yaşamış olmayı istemezdi? raskolnikov’un pişmanlıklarla dolu bir genç olduğunu bildiğimiz halde...

    acı, ıstırap, kötülük ve dahi dünya üzerinde olumsuz kabul ettiğimiz ne varsa sanat süzgecinden geçirildiğinde büyülüyor bizleri.
    sıkılmak duygusunu anlatan bir roman bile kendisini sıkmadan okutabiliyor, hatta romandaki sıkılan karakterle yer değiştirmek dahi istiyor insan!

    sanat... çok büyük bir tuzakmış meğer! yeri geldiğinde hayatı katlanılır kılarken, yeri geldiğinde gözlerimizi kör edebilen... esas olanı ve art niyeti saklamak için sanata başvurmak kadar sinsi işleyen bir plan olmasa gerek şu monoton ve sıkıcı dünyada!
  • kötü şeyleri katlanılabilir kılmasının yanısıra estetik bir zevk dahi verir.arthur schopenhauer‘ın bir sözü var bu konuda tam halini bulamadım.aşağı yukarı şöyle.gerçek hayatta acı veren şeyler, bir sanat eserinde hoşumuza gider.