şükela:  tümü | bugün
  • gecenin bu saatinde goygoyun dibine vurmak isteyenler için biçilmiş kaftan olan başlık.

    kimi oooo forum diyecek, kimi nicke bakmadan, "bla bla bla delikanlı" diyecek,,bu saatte tansiyonu düşmüş imla hastalarıda, de da diyecek,,kim ne derse desin mk.

    ağlatmak sanatsal açıdan 500 gömlek başarılıdır.

    ağlatmak için bir hikayeniz olması gerekmektedir. güldürmek ise sıradan.

    ağlatmak, bir altyapıvari hüzünlendirme gerekmektedir. güldürmek ise ani ve sıradan

    ağlatmak, insana insani duyguları yaşatarak, ve insana insanca yaklaşarak yapılınca başarılı olur. güldürmek ise recep ivedikvari şekilde, bhoovavava diye böğürdüğün zaman olan şeydir. (tabi ben ve ekşi tayfası bu gülmeyi geçersiz sayacaktır. ben ve ve ekşi taayfa bu adama gülmeyiz)

    sanatsal açıdan ağlatmak ve güldürmek arasındaki başarıda, uçurum kadar fark vardır.

    her insan ağlatamaz ama her insan güldürebilir, tebessüm ettirebilir.

    ama her insan ağlatamadığı gibi azıcık olsa da hüzünlendiremez.

    not; tabi ağlatma ve güldürme sanatsal açıdan ve sinema dünyasından değerlendirmesi emirdir.

    hadi şimdi; "ağla yaaa açılırsın" vb gibi bkz'leri debeye taşıyın. yarın burada en zeki güldüreni debede görmek istiyorum. ama bir entry ile ağlatanı göremiycez tabiiii, o zor iştir vesselam.
  • iyi bir espri anlayışı olan izleyici için bence güldürmek. insanoğlu aynı şeylere üzülür ama gülemez. ayrılık olsun, ölüm olsun, dünyanın her yerinde aynıdır ama mizah anlayışı ve güldürmek değildir. amerikalının katıla katıla güldüğü şeylere öf be bu ya mizah mı şimdi bu diyebiliyoruz. ama biri ölüyor diyelim bu herkesin ağlaması için yeterli bi sebep oluyor.
  • ağlatmak için de güldürmek için de aynı etmen gereklidir.(bkz: şaşırtmak)
  • sanatsal açıdan güldürme ya da ağlatma, aralarında zerre kadar fark olmayan iki katharsist biçimdir. bu iki unsuru içeren eser, izleyiciye/alıcıya, özdeşim kurabileceği unsurlar sunarak, onu etkiler, yönlendirir ve manipüle eder ve sonuçta eserden anlık haz/lar alınmasını sağlar. eğer eser böylesi bir boşalma ve rahatlama sağlayacaksa akılda kalmaz, örneğin sinema salonundan çıkıldığı anda, eser/ürün görevini tamamlar ve elbette sanat eseri olamaz. olsa olsa ticari bir nesneye dönüşür. adorno'nun kültür endüstrisi kavramını bu noktada ele almak faydalı olacaktır. alıcı parasını vermiş, hoş vakit geçirmiş ve ticaret gerçekleşmiş olur. örneğin film salonunda filmi izleyen izleyici 90 dk. lık tecimsel süre sonunda ağlamış yada gülmüş, rahatlamış olarak sinema salonundan çıkar. bir rüya sürecini andırır, sinema izleme edimi de kişilere bir anlık bile olsa gündelik yaşamın sıkıntı ve baskılarından uzaklaşma şansı tanımış, aslında diğer yandan da kaçtığı şeyleri doğallaştırmasını, kabul etmesini de sağlamıştır.

    bir eserin, sanat eseri olabilmesi için bir "derdinin" olması gerekir. yani anlatacak bir "mesel"i olmalı brechtyen ifadeyle. sanatın ifadesi için araç olarak hangi materyal (tas, kil, film şeridi, sahne, vs.) kullanırsa kullanılsın, sanat eseri katharsist sağlayacak unsurlardan arınmalıdır. eser ancak sistemin dışında bağımsız olarak var olup, kişileri değil de kavramları sorgulatmayı başarıyor, izleyici de soru işareti yaratıyorsa, işte bu noktada eleştirel duruşu ile gerçek bir sanat eseri olabilir. örneğin bir karakterin dramatik hikayesi ile ağlatmak/güldürmek yerine, onun hikayesinden hareketle adalet, suç, günah, ceza, vb. kavramlar üzerine izleyicisini düşündürüyor, yeni kapılar açıyorsa, sanat eseri tam da bu noktada var olur. gerisi hikayedir. gerçek sanat eseri olabilmek hala "biriciklik" duygusundan geçer, tekrar, benzerlik, kopya gibi unsurlardan değil.
    maalesef türkiye'de dram değil de melodram, mizah değil de kaba güldürü filmlerinin üretilmesi ise bu bağlamda başarı sayılmaz. (ancak bu üretimin olmamasında da zihniyet, kültür, coğrafya, tarih gibi unsurların varlığı hesaba katılmalıdır, derdimizin aşağılamak değil de saptama da bulunmak olduğunu da ifade etmeliyiz.)
  • ağlatmak. iyi forumlar karşim
  • kesinlikle güldürmek diyeceğim anket.

    işi bu olmayan bir insan için sahnede fazlasıyla bulundum. en azından türk insanı için konuşabileceğimi düşünüyorum. hayır senden mehmet ali erbil ötesi şeyler bekledikleri için iki küfürlü şey söylediğinde gülmüyorlar. ama ağlamaları çok kolay. melankolik bir toplum muyuz neyiz açıkçası bilemiyorum ama seyircide gereksizce çöken bir sessizlik, bir ağlama hali olabiliyor. güldürmek o kadar kolay bir şey değil. ağlamak bulaşıcı değil üstelik, ama gülmek bulaşıcı, ona rağmen.

    seyirci güldüğünde, biz ağladıklarından daha çok mutlu olurduk mesela başarısal anlamda. çünkü, güldürmek en zorudur.
  • insan gülmek için yer arar ama ağlamaktan hep kaçar diyerek cevabını veremeyip siktir olup gittiğim tartışma.