şükela:  tümü | bugün
  • insanın iç dünyasında yoğun bir ruhani coşku yaratma kabiliyetine istinaden, mağara alegorisi'nden feyz alınan camii. mimar emre arolat bu projesiyle barselona'da `dünya mimarlık ödülü` ile taltif edilmiştir.

    (bkz: melca)

    ulema rahatsız olsa da, kanımca, allah ile kurulabilecek doğrudan, aracısız bir ruhani birliği -bir anlamda dinin ideolojik bağlamının sönümlenmesini- ima eden, bir tevazü mührü. dahası, herkesin tanrının dostu olması murad edilen, eşitlik tayahhülüne yaklaşan, zamandan ve mekandan azade bir poetik eser.

    (bkz: mekanın poetikası)
  • (bkz: 2001 a space odyssey)

    o ne lan öyle. tüyler oldu diken diken. böyle camii de mi yapardık biz.
  • nihayet! diye haykırmak istediğim. nihayet! oh be. mimari olarak çok nitelikli bir yapı olsa da cemaatin tepkisini merakla bekliyor olacağım.

    ayrıca duvarında spagetti yiyen pacman nakışı bulunan camiidir. onu da nazar boncuğu sayalım.
  • 21. yüzyıl türkiyesi'nde cami diye yapılan şeylerle değil aynı ülkede, ayrı galaksilerde dizayn edilmiş gibi duran güzel cami.
    (bkz: protokol camii)
  • selçuklu mimari kültürü üzerine bir şeyler koyarak osmanlı mimari kültürünü oluşturan bu toplumun, cumhuriyet döneminde bütün bunların üzerine bir şey koymayıp geçmişi kopyalamaktan (tayyip'in çamlıca'ya yapmayı planladığı estetik yoksunu camii gibi, veya hemen hemen her mahallede gördüklerimiz gibi) öteye gitmediği apaçık ortada iken, güzel-çirkin-iyi-kötü farketmez camii mimarisine yeni bir bakış açısı getiren bir tasarıma sahip camii.
    mağara konsepti gereğidir elbette ama çok boğuk geldi ama açıldığında ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.

    değişik hacı
    fena değil yahu
  • nedense resimlerini gördüğümde bana helsinki'de gördüğüm temppeliaukion kirkko'yu anımsatan cami.

    temppeliaukio church
  • darth vader camii de bunun yanına taşınsa büyükçekmece'den güzel game map olur.
  • standart bir cami yapımı için harcanan paranın katlarcası harcanarak yapılmış bir tür füzyon camii,kaldı ki standart bizans kubbeli camilerimiz de birer israf abidesi bana sorarsanız.mimar vedat dalokay 'ın çizdiği camilere bir dönem "gavur camisi" diyerek gitmeyen vatandaşların bulunduğu bir ülkede inşa edilmiş üstelik, bir dönem ziyaretçileri olur bir zaman sonra da zaten namaz niyazla pek işi olmayan ve içme suyu havzasına nasıl becerip yaptılarsa villa siteleri diken abilerimizin yanından geçip gittikleri arada cenazelerinin kaldırıldığı bir cami olarak devam eder sanırım.

    camilerin yükseltilmesi dinen caiz görülen bir şey yanılmıyorsam ya da hatta yüksek tutulmaları gerekiyor emin değilim, bizim diyar-ı rum'a( anadoluya) yerleşip de bizans kiliselerini görmemizle başlar standart cami stilimiz ve hep düşünmüşümdür bu kubbeyi yükseltmek için yapılan masrafla bir cami daha yapılırdı diye, yeni çizgilere sahip çok daha modern ve çok daha fonksiyonel camiler var ama bu cami daha çok ikonik bir yapı olsun ödül alsın ilgi toplasın diye yapılmış duruyor, zaten mimara bıraksalar o fabrika bacası misali minareyi de yapmayacakmış haberlere göre. ve yine sözlük kaynaklarına göre * fikri de arak bir cami imiş. yine de allah mübarek etsin diyorum.
  • değişik camii.

    günümüz modern mimarlarının büyük bir çoğunluğu geleneksel camiilerin en bilindik özelliklerini "gereksiz" bulmaya bayılıyorlar. mahalle aralarına, köylere vesaireye yapılan çoğu camii özensiz yapıldığı ve dandik taklitler olmaları nedeniyle boğucu bir sıradanlık içeriyor. hiç koymasaymışınız bu çinimsi şeyleri, yazık olmuş diyesi geliyor insanın. burası tamam. ama bu, bildiğimiz cami kültürünün tüm özelliklerini yoksaymayı mı gerektirir? hiçbir öğesi mi bir işe yaramıyor bunların?
    mimari açıdan düşünecek olursak, bir camiinin taşıması gereken işlevler bellidir. bu işlevlerden biri de yapının görüldüğünde ibadethane olduğunun anlaşılmasıdır. hayır, adam hiç koştura koştura cami aramamış ki hayatında, ne bilsin. ama bu minare denen şey namaz kılmak isteyen bir insanın aradığı mekan için en büyük işarettir aga. anlatamıyorsun ki. parayı basıp her zevkine uygun işlev yükletemiyor mu binalarına müşteriler? o müşteri amcamı nasıl dikkatle dinliyorsan ve onu memnun etmek için yırtınıyorsan; nasıl oradaki müşteri sen değilsen, camiinin müşterisi de sen değilsin; biziz. iki sene önceki bir seminerinde bu "gereksiz" gördüğü şeylerden bahsetmişti güzel güzel. "e huşu hocam?" olmuştuk biz de. gereksiz işte lan otur aşşa pis fakir!
    neyse koymuş sonunda bir kütle minare niyetine, o da hoş, güzel.

    çok hoş bazı ayrıntılara sahip bir yapı aslında mimari anlamda. hatta yapının kişiliğiyle ilgili bazı açıklamalar çok daha hoş. yaratıcı'yla bağları kuvvetli tutmak ve kapalı bir alan/mağara, iki uyumlu ve bağımlı fikir bana kalırsa. sornacııma, camide göze batan bir modernizm sadeliği var. ama onu da güzel kurtarmış, islam dininin sadelikle bütünleşik oluşundan yola çıkmış falan. sinan camilerindeki ağızlardan sular akıtan ama huşuya engel olabileceği söylenegelen aşırı muhteşem ayrıntılardan uzak oluşu, bu açıdan bakınca güzel. her tarafın brüt betonla kaplı oluşunaysa midem yeterli cevabı veriyor sanırım.

    ya geçelim bu ayakları. ısınabilmeye çalıştım camiye, bu kadar oldu. emre beyin bu hassasiyetlerin yüzde kaçını tasarımını yaparken hissettiğini ve düşündüğünü söyleyebiliriz allasen? sonuç ortada. modernizm fışkıran bir cami yapmak istemiş belli ki, camiye modernizm sokmak istemiş, camiyi modernleştirmek istemiş. hatta "modernizm camiye indi <3" falan işte. ödülünü de kapmış hemen, beklediği üzre. camiyi bizzat göresim var yine de, tatmak istiyorum havasını. düşüncelerimi değiştirir belki kim bilir. adam gibi bir imam ve müezzin her şeyi değiştirebilir yalnız, o noktayı esgeçmemek lazım. sancak ailesine hayırlı olsun, ne diyelim.
  • uzuuun uzun yolları arşınlayıp, istanbul'un bir ucundan toskana vadisi'ni bulduk. daha önce de niyetlenmiş fakat dönüp dolaşıp, türlü türlü navigasyon aletlerinden faydalanmamıza, benzincisine, esnafına, emlakçısına sormamıza rağmen bulamamıştık. malumunuz, cami epey bir tenhada.. toskana vadisi evlerini buldunuz mu, heh gaza basmaya devam edin 150 metre sonra hemen solda. veya e-5den gidecekseniz fatih üniversitesinden sonra sola saptığınız zaman zaten yolun sağında kalan minareyi görüyorsunuz. ama bildiğiniz minarelerden değil..

    camiyi bulduk. yerde ararken gökte bulduk hesabı, yerin üstünde ararken altında bulduk. aman efendim, bu nasıl bir tasarımdır, bu nasıl bir cesaret örneğidir ki klasik cami görüntüsünden eser yok. ihtişamlı camilerimizi hemen bir kenara savurmak gibi algılanmasın sözlerimiz, lakin her şeye bir kulp takan şu fakir gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilir: emre arolat aldığı "mimarlık oskarını" sonuna kadar haketmiş. caminin her yerini gezdik, bu kadar ezber bozucu bir ibadethane fikri büyük riskler taşıyor neticesinde fakat emre bey gerçekten titizlenmiş ki rahatsız edici bir şey göremedik. minare konusu eleştiriliyor fakat çinili kubbeler ve minare unsuru mutlak kaidedir diye bir şey yok islam'da. arap yarımadasında ne çinisi canım kardeşim? hatta bırak bunu, eski camilerde halı bile yokmuş. ibadethane temiz olacak, esas kaide bu.. ona bakarsan osmanlı zamanında yapılan ve günümüze kadar gelen camilerin çoğu ayasofya gibi hristiyan mimarisinden esinlenir, kronolojik açıdan.. zaten emre arolat'ın kendisi de uzun araştırmalar, uzun münazaralar neticesinde bu cami projesinin ortaya çıktığını, dersine çok çalıştığını ve projeyi anlattıktan sonra dönemin müftüsünün "bu camide ibadet etmek için sabırsızlanıyorum" demesinden nasıl bir heyecan duyduğunu serfiraz ergun'un aktüalite programındaki röportajında anlatıyor, çok doyurucu izahatlerde bulunuyor, izlemenizi tavsiye ederim.

    bir kere cami yapımında kullanılan malzemelerde sadelik ön planda, ibadethane yapımında sadelikle estetiği modern mimari ile çok başarılı bir şekilde buluşturmuş mimarımız. caminin çatısında, yani yol seviyesinde caminin üzerinde bulunan peyzaj çalışmalarında varlık ve yokluk çok iyi tasvir edilmiş. minare görevi gören taş bloğun yanındaki merdivenlerden aşağıya, camiye doğru ilerlerken bir zeytin ağacı ile karşılaşıyorsunuz. hemen yanından bir nehir gibi sular akıyor. dünyevi meselelerden arınmışlığa doğru, allah ile arandaki perdeleri kaldırmaya doğru ilerliyorsun bu akan suların mihmandarlığında.. ve işte caminin kapısını bulduk. ama biraz beklesin, abdest almamız gerek. abdesthaneler de yine son derece sade tasarlanmış; bronz renkte musluklar kullanılmış ve füme, gri tonlara sahip tuvaletlerin hemen giriş kısmına yerleştirilmiş. tek kusuru burada bulabiliriz, abdest alma yeri ile musluklar birbirine fazla yakın olmuş, suyun sıçraması ve oturulan alana sığmak açısından konforlu olmayabilir. o da nazar boncuğu olsun. evet tamamdır, artık caminin içine girebiliriz. krem rengi döşeme halıya basarak ilerliyoruz. girişte soldaki duvarda bulunan büyük vav dikkatini çekiyor insanın. hemen arkasından imamın evine, yani lojmana giden ara bir koridor var. görevli orayı da gezdirdi, son derece güzel ve konforlu, ama biz camiye geri dönelim. ilgimizi en çok çeken düz, kubbeli görünümden tamamen farklı tasarlanmış, basamaklı tavan oldu.. ve o basamaklardan birine bir kuşun el emeği göz nuru konduruverdiği yuvası.. daha açılışı yapılmamış bir caminin içine girmiş, tek tek çalıyı çöpü taşımış ve yuvasını örmüş.. bu basamakları kalbin katmanlarına atıfta bulunmak ve esas olarak da kaliteli bir ses aktarımı sağlamak amacıyla bu şekilde dizayn etmişler. cami girişinin sağında kadınların namaz bölümü bulunuyor. çok yüksek olmayan bir duvarla kapatılmış, zaten o bölüm caminin geri kalanına göre 1 metre kadar yüksekte inşa edilmiş. caminin içinde duvar diplerinde gri taşlarla doldurulmuş bir karışlık bir şerit bulunuyor. yine bu şeritlere duvar diplerinden dışarının güneş ışığı süzülüyor.

    camimizin tek minaresinde ramazan ayında mahya görevi üstlenecek farklı bir ışıklandırma sistemi varmış. merakla 2014 ramazanını bekleyeceğim. ayrıca biz gündüz gözüyle inceledik fakat akşamları caminin müthiş bir aydınlatması varmış, muhtemelen mavi tonlarında.. çünkü içeride de o tür şık aydınlatmalardan görmüştüm. çalışanlarla da kısa bir dedikodu yaptık, bir ay önce bilal erdoğan gelmiş camiyi görmüş. çok beğenmiş. normalde klasik, geleneksel camilerden hoşlanan ve bu formu kıracak tasarımlara fazla yakın durmayan erdoğan'a da anlatmış, o da merak etmiş ve büyük ihtimalle açılışa gelecekmiş.

    resmi açılışı yapılmadığından ve henüz imam da atanmadığından ötürü ibadete açılmamış, fakat 4-5 kişi geldi mi biri gönüllü olup namaz kıldırıyor, bize de denk geldi.. rotanızı ayarlayıp mutlaka gidin görün derim.