şükela:  tümü | bugün
  • 8 sene önce bir gün sandal kiraladığımız aklıma geldi. nehrin durgun akan yüzünü kürek dalıp çıktıkça kırıştırıyorduk, sonra geri düzeliyordu. güneşli hava, hafif esen rüzgar, üstümde siyah-beyaz desenli bir elbise (acaba ne oldu o elbiseye?), üşüdüğüm için de leylak rengi ince bir hırka. salıncakta da sallanmıştım o gün, doğru bak...

    insan zihni işte, bir kelimelik başlığı sol frame'de görüp nereden nereye uçuyor...
  • yoldan çıktım geldim
    kuyuya düştüm kendim
    tırmandım parmaklarımla
    kirlensin tırknaklarım da

    nakaratıyla henüz çıkmış yüzyüzeyken konuşuruz şarkısı. bu aralar türk gruplarımızın synth'i keşfetmesiyle hafif tame impala rüzgarları esmeye başladı. bu güzel bir şey ama hala enstrümental olarak bir doluluk vermiyorlar bize. bu şarkı da bunun bir örneği.
  • girisiyle mustafa sandal'a (90lardaki hali tabii) selam cakmis yuzyuzeyken konusuruz sarkisi. ben de diyorum sarkinin adi neden sandal.
  • bilmiyorum ben mi çok abarttım ama çıktığından beri günde en az 20 kere dinliyorum. içinde yaşamak istiyorum. şarkıya ikametgah aldırmak için napmam lazım acaba.
  • bozcaada'da bir restoran.

    4 kişi için gelen mezelerin fiyatlarının 4, porsiyonlarının neredeyse 1 kişilik oluşu (öyle anlatıldığı gibi çok da iyi değillerdi ayrıca), ana yemeğin bir kaç defa hatırlatılmasına rağmen getirilmemesi ve son olarak hesabın kontrol edilmesiyle birlikte 100 küsür liralık bir fazlalık tespit edilmesi ile keyif kaçıran mekan.
  • yaz biterken loop'a alinip icinde kaybolunasi sarki. kendileri hakkinda soyle buyurmus; "tüm dijital platformlarda ve terk edilmiş yazlık diskolarda.”
  • bide en super kokulu tutsu bu agactan elde edilir
    ayrica bu tutsu ba$ agrisi
    ve sindirim sistemindeki rahatsizlara iyi geliyomu$ diyede bi rivayet var
    yakayim ben hemen
  • dünyanın en fotojenik nesnesi.
  • okuyabileceğiniz en güzel metinlerden biridir,

    duygu güles yazmış:

    http://bachibouzouck.com/…em&id=4509:sandal&lang=en
  • saat 03:42 , uykun var, yollar boş, sen mi kullanıyorsun araba mı düz gidiyor, meçhul, bir şarkı başlıyor sikindirik gece playlistlerinde çalan garip parçalardan sonra, bu sefer arabayı sen kullanıyorsun, yol bitmesin... üzülüyorsun canın yanıyor ama bunun getirdiği bir sıcaklık var, belki eski günlere olan özlem, belki de anıların verdiği mutluluk, belki bir daha yaşarsın benzerini, belki de yaşarım diyip umut ederken ölüp gidersin, umudun verdiği sevinç, belirsizliğin verdiği hüzün. neyse sen çok düşünme, belki de en iyisi sadece dinlemek.
    (bkz: yüzyüzeyken konuşuruz - sandal)