şükela:  tümü | bugün
  • pazar günün bütün bir gün bir sandık başında geçiren yazık denilecek insanlar ama sol baş parmağımın her yerine bulaştırdığı o çıkmayan boyadan sonra hiç üzülmediğim ki$iler.
  • bunlardan ortada oturan kamu adına görevlidir. genellikle öğretmen, memur vs kişilerden seçilirler. onun etrafına odaklananlar ise parti gözlemcileridir. işleri aslen gözlemlemek olsa da yardımcı da olurlar. zaten işin bir parçası olmak işlerine gelir.

    kural, bunların birbirlerine hangi partiden olduklarını söylememeleri ve ima etmemeleridir. fakat hemen hemen her sandıkta söylenir bu. seçmene karşı tabi ki gizli tutulur. o ayrı..

    ilk önce seçimden bir gün önce gidilir. sandık vs kurulur, görevliler mekanı öğrenmiş olur. seçim günü geldiğinde sabah 6'da sandıkların oylama işlemine açılmış olması gerekmektedir.

    tabi sandıkların saat 6'da oylamaya açılması için görevlilerin saat 5 buçuk civarı gelmeleri gerekir çünkü oy pusulaları, mürekkepler, oy vermek kabinleri düzenlenecektir vs.

    ben 2001 seçiminde parti görevlisi idim ve daha başlangıçta partilerin söylenmesinin yasak olduğunu ima ettim. ancak çok sürmedi 1-2 saat içinde herkes hangi partiden olduğunu söyledi. sandık başkanımızın partisi yoktu tabi ama oylamanın bitmesine 10 dakika kala nihai kararını vererek oyunu genç partiye attı kendisi.

    saat 8'e doğru vatandaşlar akın akın gelmeye başladı. her türlü kolaylığı göstermeye çalışıyorduk çünkü herkes hangi sandıkta oy kullanacağını bilmiyordu. semt olarak okur yazarlığın ve gelir durumunun (ve chp yanlılığının) yüksek olduğu bir yerdeydik, o yüzden çok hır gür çıkmıyordu. yalnız o semtte, tamam itiraf ediyorum sitede kapıcı olduğunu bildiğim bir adam sandığa gelirken karısına: "hangi partiye oy atacağını biliyorsun değil mi? hı!?" diyerek hafiften icbar etme durumları gösteriyordu. bana öyle geldi ki adam akp'ye oy verdirtmek istiyor karısı ise başka bir partiye, tahmin yapmak gerekirse genç partiye oy atmak istiyordu. bu burada kalmadı. zarfları alıp da kabinin arkasına geçtikten sonra bir de baktık adam kadının yanına gelmiş "ona değil, buna!" diyor! hemen müdahale edildi. adama ceza kesilmedi tabi karısının hür iradesine karışmasınaizin verilmedi. zaten kadında da buna izin verecek göz yoktu ya.

    arada azınlıklar da geliyordu ve çoğu gibi onlar da bir devlet dairesine işlerinin düşmesinden, bir memur önünde bir işlem yapmak zorunda kalmasından çekinen insanlardı. türk olup da ermeni, ya da musevi olduğunu anlatabilmek için izahat gerektiren memurlar vardır çünkü. bunların türk vatandaşı olduğunu idrak edemeyen "dur bakayım şunun zaafından(!) faydalanıp kendime ufak bir menfaat edineyim" diyenler de çıkabilir. velhasılkelam yaşlı bir kadıncağız çekinerek geldi. nüfus cüzdanı yoktu. muhtemelen yıllar önce kaybetmiş ve yenisini almak için başvurmaya çekinmişti. kadıncağız ermeni olduğu halde yozgat doğumluydu. yanında çocukları da vardı. çocukları dediysek 45-50 yaşında insanlardan söz ediyorum. onların yanlarında kimlikleri vardı. o kimliklere baktıp, kadıncağızın resimli bir başka belgesine baktık ve oy kullandırdık. 40 milyon içinde bir oy ne ifade edecekti bilmiyorum ama o tek oyunu kullanmak için pazar sabahı o yaşına rağmen (ki zor yürüyordu) oraya kadar gelmiş bir insanın bunu yapmasını sağlamak insana kendini iyi hissettiriyor.

    bu işin en zor kısmı aslında bunlar değildi. vatandaşa en zor gelen kısım parmağının boyanacak olmasıydı. özellikle bayanlar boyanın tırnaklarına değil parmaklarına sürülmesi için rica ediyordu. "işaret parmağınızı" uzatın dedikçe anlamazdan gelip baş parmağını uzatanlar da vardı. yalnız bunlarından bir tanesi "sür canım ne olacak!" deyip hiç dert etmemişti. hayranlık duymuştum o tavrına. boya sürme işi de sandık başkanımız olan bayana aitti ve o da itinalı yapmaya çalışıyordu bu işi. benim parmağa katmerli sürdü o ayrı... geçekten benim de derdim değildi.

    öğlene doğru her parti kendi görevlilerinin yemeğini getirdi. bu konuda en iyisi genç parti imiş. ama bizde genç parti ve akp gözlemcisi yoktu. anap, dyp ve chp'ninki de geldi. lakin benim partininki gelmedi. sağolsun chp'li arkadaşların ikramı sayesinde aç kalmadım. iyi ki de gelmemiş çünkü aynı partinin bir diğer sandık görevlisi olan bir akrabamın olduğu yere gelen partililer: "kim xxp'liyse alsın" deyip torbayı atıp gitmiş. belki de partilerin belli edilmemesi kuralıyla ilgili birşeydi bilemiyorum ama partiler arasında türünün tek örneğiymiş.

    son 1 saat ortalı bayağı seyreldi. sadece sandığını bilememiş, bulamamış olanlar geldi. son 10-15 dakika da kendimiz oylarımızı kullandık ve süre doldu. 5-10 dakika da uzatmaları oynadık, sandık kapandı, tekrar açıldı ve açık sayıma geçildi. güzellik şuydu ki sitenin bir çok sakini açık sayımı izlemeye geldi ve onların önünde yapıldı sayım. sayım sırasında hadepliler de gelmişti.

    oy pusulalarını verirken kısaca tarif etmeye çalışıyorduk ama kısa olunca anlaşılmıyor. uzun tarif edince de kuyruk erimiyordu. bağımsız adaya oy vermekle partiye oy vermek ayrımını analtamadığımız çok insan olmuştu. şöyle ki:

    bağımsız adaya oy verecek kişinin pusuladan hiçbir partiye damga vurmaması, boş bırakıp oy vereceği bağımsız adayın ufak kağıdını sandığa atması gerekiyordu. ancak çoğu vatandaş hem partiyi damgalamış hem de bağımsız adayının kağıdını zarfa koymuştu. sandık başkanları bunları geçersiz sayacak oldular. hukukçu kimliğimi koyarak ben müdahale ettim. zarfa bağımsız aday kağıdı koyanlar aynı zamanda bu kağıtların da arkasını damgalamışlardı. oysa mevzuata göre bu kağıtların damgalanması o kağıdı geçersiz kılar. o kağıtlar bu şekilde geçersiz olduğuna göre partiye verilen oyun verilmiş tek oy sayılması ve geçerli olmasını söyledim. başkanlar hık-mık, olur mu ki derken site sakinlerinden ileri gelen biri de: "burada geçersiz oy olmasın" demeye getirdi ve beni destekledi. böylece pazar günü üşenmeyip sandığa kadar gelen hiç kimsenin emeğini heba etmemiş olduk.

    tabi sayımla bitmiyor. her türlü istatistiki veriyi sorgulayan 8-10 kağıdı da doldurmak bendenize düştü. tüm bu emeğin karşılığında birkaç hafta sonra ilçe seçim kurulundan 20-30 milyonluk bir ücret alacaktım ama o gün yaptığım işin verdiği huzur daha büyüktü. keşke ülkenin her yerinde de oylama ve sayımın böyle yapıldığını bilsem.
  • "17 milyon fazla oy pusulası ne olacak!!!!1!1!!! oyları alacaklaaaar, yakacaklaaar, yırtacaklaaar" diye ağlaşan ergenlerin zorunlu hizmete tabi olarak rastgele bir parti adına bu göreve atanması lazım. o kadar derdine düştüysen bu kağıt parçalarının git başında nöbet tut be adam/kadın.

    (bkz: sandık görevlisi olmak)

    http://forum.donanimhaber.com/m_30261612/tm.htm
  • zavallı ben.biraz önce girebildim eve, çünkü sevgili devletim beni sandık görevlisi olarak uygun görmüştü.ben de "lan sandık başında adam gibi biri olsun, kabul edeyim bari" demek gibi bi gaflette bulundum.sabahın köründe çıktım evden; zşra en geç 7de görevli olduğunuz sandığın başında hazır bulunun buyurmuştu sevgili devletim. iyi hoş kalkayım gideyim, görevlendirildim, üstüne para da verecekler. fakat paraya ihtiyacım olduğunu düşünen devletim nedense acıkabileceğimi, susayabileceğimi hiç düşünmemişş, beni çayın 1, nescafenşn 1,50 tlye satıldığı bir okulda görevlendirmişti. bir partiye üye olmadığım için partililere dağıtılanlardan da nasiplenemedim haliyle. hadi chpye gelen sandviçler neyse de akplilere iki defa gelen köfte ekmek mahvetti beni. bu mu lan sizin müslümanlığınız diye çemkiresim gelse de sesimi çıkartmadım.
    (bkz: çok mağdurum be ata'm)
  • marttaki seçim için başvuru süresinin geçip geçmediğini merak ettiğim gündelik iştir. bilen varsa lütfen bilgilendirsin.
  • yorucudur ama iyi bir deneyimdir, ücret verilmesi ise yorgunluğu silip atabilir.

    öğrenci olarak partim tarafından bina sorumlusu oldum, galiba tahminimce asıl işlerden sorumlu olmam gibi geliyor çünkü parti içinde aktif birisi de değilim, adım yazıldı yedek görevlilere ve oldum ancak bilenler varsa yazarlarsa mesaj olarak bende bilgilenirim, buraya yazarım.

    bina sorumlusu nedir, neler yapar, ne kadar ücret alır?
  • 30 mart seçimlerinde görev almak isteyenler için:
    http://www.oyveotesi.org/
  • seri eksi oy veren ibneleri sayacaktır.
  • suriyelilerin oy kullanmasını engellemesi bekleniyor bunlardan.

    bu kişilerden biri de benim. gerekli şartları sağlamış birine nasıl oy kullandırtılmayacağını da açıklasalar da bilsek. elinde üzerinde tc kimlik numarası olan bir nüfus cüzdanı ve listede ismi varsa, bu kimlik sahte mi denecek ne yapılacak?

    çok saçma bir misyon yüklenmiş kişiler bunlar. ben orada partimin oylarının çalınmasını engellemek için gözlemci olarak bulunuyor olacağım. kimin suriyeli olduğunu, kimin hülle ile vatandaşlık aldığını nereden bilebilirim. bilsem bile ne yapabilirim. resmi kimlik kartını ve seçmen listesindeki ismi nasıl reddedebilirim.
  • öncelikle (bkz: oy ve ötesi)

    sonra;

    ilk kez katıldığım bir organizasyondaki gözlemlerimi, ileride işimize yarar diye biraz maddelemek istiyorum. çünkü hepimiz tecrübesizdik bu kez ve bazen gafil avlandık, bazen bizim kontrolümüz dışında şeyler oldu. bilgi paylaşımı her şekilde faydalı olacaktır diye düşünüyorum. benim tecrübe ettiklerim ile başkalarınınki farklıdır, benim şaşırdığım ve dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm noktalar da farklıdır. herkes böyle kendi gördüklerinden bir dahaki sefere nelere dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederse, aynı saçmalıkları yaşadığımızda daha çabuk hareket edebiliriz belki. "şöyle yapmak lazım" demeleri hiç sevmediğimi, diyenden de haz etmediğimi ayrıca belirteyim. maddeler tamamen yardımcı olmak, o durumu daha önce yaşamamışlara yol göstermek amaçlıdır. herkes kendi yolu yordamıyla katkıda bulunsun pek tabii.

    - öncelikle sandık kurulu bizden daha bilgili değil. çoğu yerde, sandık başkanı da dahil olmak üzere oy ve ötesi'nin on sayfaya sığdırdığı temel bilgilendirmeden bile yoksundu. okuma yazma bilmeyen seçmenler için ya da engelliler için ne yapılacağını bilmiyorlardı. güvendikleri tek kaynak da tabii ki sandık kurulu kitapçığı, o yüzden buna hazırlıklı olup olay anında hemen kitapçıktaki maddeyi gösterebilmek gerekli. bazı gözetmen arkadaşlar sandık başkanının en azından yasayı bildiğini düşünerek pasif davranmışlar, dikkatinizi çeken en ufak olayda söze karışmaktan çekinmeyin.

    - sandık başındaki usulsüzlüklerin pek çoğu da "hile" amacıyla değil, neyin ne olduğunu bilmemekten ileri geliyor. o yüzden şüpheli durumlarda, kabine iki kişi girenlerde, resimsiz kimliklerde karşıdaki şahsa potansiyel hırsız değil de, ne olduğunu bilmeyen bir insan muamelesi yapıp, onu çok kibarca durdurup sandık kuruluyla konuşmak gerekebiliyor. kötü niyetli olmayan ve daha iyisini bilmeyen insanlar, dolandırıcı muamelesi görünce hem panikliyor hem de agresifleşiyorlar, o açıdan kriz yönetimi şart. oradan uzaklaştırılacak kadar büyük olaylara sebep olmaktansa ılımlı yaklaşmakta fayda var.

    - gönüllü avukatlar bizim en büyük dostumuz. hepsine çok içten teşekkürler. umarım bir dahaki seçimde daha da çok gönüllü avukatımız olur. sandık kurulu tarafından dinlenmediğinizde çabalarınızın boşa gitmemesi için aynı okulda görevli bir avukat varsa yanınıza gelsin, durum bir anda değişiyor (maalesef). bunun dışında sizin bir yerlere olanları bildirdiğinizi, bir "örgütlenme" içinde olduğunuzu anlamaları da işleri değiştiriyor. o yüzden emin olamadığınızda oy ve ötesi başta olmak üzere diğer gönüllü arkadaşlarınıza haber vermekten, sormaktan, yardım istemekten çekinmeyin. avukat arkadaşlarınızı da gönüllü olmaya ikna edin, savaştaki doktorlar kadar mühim varlıkları.

    - eğer görevli olduğunuz sandığın işleyişi iyiyse, sandık kurulu ve başkanı sağduyulu kararlar alıyorsa diğer sandıkları dolaşın. bunun yasal kısmını bilmiyorum, ama ben müşahit kartımla birçok sandık gezdim, soran olursa kartımı göstermem yeterli oldu. zaten partinizin adını söylediğinizde genelde daha fazla soru sormuyorlar. sorun çıkaracak sandıkları içeri girer girmez anlayabiliyorsunuz, genelde masanın başında bir yığın, imzalanan kağıtları açık açık göstermeyen çalışanlar, varlığınızdan rahatsız olan kurul. o zaman lütfen orada uzun uzun kalın, hatta somut olarak hata/hile yaptıklarını görürseniz kesinlikle ayrılmayın, gerekirse başka bir partiden gözetmen bir tanıdık çağırın, iki kişi oturun.

    - kurulun, üçten fazla müşahit olursa istediklerini atma hakkı var, o yüzden o sayıyı geçmeyin. sayımda ise her partiden bir müşahit kalabiliyor, bunu önceden düşünün. güvende olmadığınızı düşünüyorsanız başka bir partiden gözetmen arayın. gerekirse okul sorumlunuza durumu bildirin, o birini yanınıza yönlendirsin. burada yine örgütlenmenin önemini anladık.

    - sadece yasalara ve yazılı beyanlara itibar edin. biz akşam 20.00 civarı sayım yaparken sınıfın kapısından takım elbiseli bir adam görünüp "belediyeden karar geldi, yanlışlıkla içine muhtar kağıtları konan belediye zarfları da sayılacak!" deyip gitti. oysa, ysk 43/b'ye göre iki farklı seçim pusulası türü aynı zarftan çıkarsa bütün zarf içeriği iptal ediliyor. elbette gelen adamın elinde hiçbir yazılı belge, açıklama yoktu. bu tür söylemlere kulak asmayın, inanmayın, her zaman yazılı teyit isteyin, gösterilmediği takdirde kitapçıktak, yasaları baz alın. moral bozmayı, kendilerine inandırmayı çok iyi biliyorlar.

    - tutanak tutarken sayım bittiğinde gereğini yaptırmaya çalışın. nasılsa tutanak tutuldu diye oyları geçerli sayabiliyorlar. örneğin oy hakkı olmayan biri oy kullanmış bulunduysa, sayım başlamadan sandıktan rastgele zarf çekilip geçersiz sayılması gerektiğini unutmayın.

    - gördüğüm kadarıyla en kafa karıştırıcı unsurlar okuma-yazma bilmeyen seçmenler ve yaşlılıktan gözleri iyi seçemeyenlerdi. kitapçığa göre okuma-yazma bilmeyenlere mutlaka sandık başkanı eşlik edecek, başka hiç kimse, öz oğlu bile kabine girmeyecek; fiziksel engelli, felçli yahut görmeyen kişilere ise akrabaları ve hatta başka bir seçmen yardımcı olabilir. ülkede okuma-yazma bilmediği halde oy kullananlar, engelli olup oy kullananlardan (ne yazık ki) fazla olduğu için mutlaka durumu kontrol edin ve seçmene yardımcı olması gerekenin sandık başkanı olması gerektiği konusunda ısrarcı olun. kitapçıktan ilgili maddeleri bulup gösterebilirsiniz.

    - oyları sayarken geçersiz olan yahut boş çıkan pusulaların üzerine birkaç tane mühür vurdurun. bunu sandık kurulu yapabilir. aksi halde özellikle boş pusulaların hile için mühürlenmeyeceğini teyit edemiyoruz. aynı şekilde, seçmen listesinde oy kullanmamış kişilerin adlarının yanına da birer çizgi çekilmeli.

    - sağduyunuza güvenin. her hata yapanı sahtekarlıkla suçlamayın, ama ısrarcı olurlarsa da yasayı önlerine koyun. partiler üzeri bir duruş sergilemek önemli, ağzınızdan parti ismi çıkmasın. hepsine aynı mesafede durmaya çalışın.

    - sizin orada varoluşunuzun nedeninin insanları aşağılamak, had bildirmek değil, herkesin oyunu güvenceye almak olduğunu hissettirin. agresifleşmeyin, size iğrenç davranan insanları ciddiye almayın, sandık başında ve sayımda 15 saat geçireceğiniz insanlarla gerilim yaratmamak için işi şakaya vurun, onlar iğrenç de olsa vurun. o 15 saat sağ salim bitsin.

    - sayımdan sonra mutlaka tutanak alın, ıslak imza ve mührü olsun. bunu zaten artık hepimiz biliyoruz tabi:) mümkünse işiniz bitince kapı kapı gezip diğer tutanakları da fotoğraflayın, izin vermezlerse mecburum, şu partidenim, görevim bu deyin. bu sizin yasal hakkınız.

    - alttan alın da alttan alın. en zor kısmı bu, tacize, hakarete alttan almak, ben de çok başarılı olduğumu söyleyemiycem, ama deneyin. bu bir günü sosyal bir deney gibi düşünmeye çalışın.