şükela:  tümü | bugün
  • --- butun kitaplari iceren spoiler ---
    sandor'un akibeti hakkindaki oldukca populer bir teori'de, arya yanindan ayrildiktan sonra, brienne of tarth'in ziyaret ettigi yasli kesis tarafindan kurtarildigi yonunde. bu teori dogruysa ( ben dogru oldugunu dusunuyorum) sandor kopek kask'ini atip, hayatini kesis olarak devam ettiriyor yasli kesis'in yaninda.

    brienne yasli adama, sandor'u bulduktan sonra ne yaptin diye soruyor.

    adam sandor'u nasil buldugunu anlatiyor. daha sonra brienne'ye "the hound is dead" diyor.

    buna karsilik brienne, o zaman soylentiler dogru, sandor clegane oldu diyor.

    yasli adam, "he is at rest." diye cevap veriyor.

    brienne ayrica hound ile ayni boyutta iri yari bir adami yasli kesis'in tapinaginda mezarci olarak calisirken goruyor. kesislerin yuzleri peceyle kapali oldugu icin fakat yuzunu goremiyor.

    ayrica brienne, sandor'un siyah renkteki meshur ati strangler'i goruyor tapinagin ahirinda. stranger'in sandordan baska kimseyi dinlemeyen cok hircin bir at oldugu bilinmekte.

    --- butun kitaplari iceren spoiler ---
  • serinin en nefis şahsiyetlerinden birisi. iyi mi kötü mü belli değil. tam gri bölgede bu arkadaş ve şahsımca en baba karakterlerden birisi.
    şimdi spoiler kısmında, hakkında detaylı bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.. seriyi kitaptan değil de diziden takip eden arkadaşlarımızı rencide etmemek adına.. kitapları okuyan (en azından 4. kitabı bitirmiş) kardeşlerimiz gönül rahatlığıyla okuyabilirler...

    --- spoiler ---

    brienne of tarth zırhlar içinde iken, malumunuz erkek sanılan bir kadın. 1.98'lik bir zırhlı şövalye görünce içinden kadın çıkacağını ummak cidden delilik.. kendisini böyle sevdik hürmet ettik.. clegane biraderler de bu seride boyları ve ebatları ile dikkat çeken abiler. sandor kardeşimizin de boyu 2.07 filan. tam bir dev. abisi devin hassosu ama o ayrı, mevzumuz sandor. şimdi bu bilgi cepte dursun..

    4. kitabımızın (epsilon, sibel alaş ç. versiyonundan söz ediyorum) sayfa 154'üne gidelim şimdi. brienne ablamız ve yoldaşları sessiz rahiplerin diyarı olan sessiz ada'dalar. günahlarının kefaretini, tefekkür, dua ve sessizlikle ödemeye çalışan insanlardan mütevellit ruhani bir yer. sadece kıdemli kardeş (liderleri gibi bişi) ve gözetmenlerin konuşmasına izin veriliyor. bu gözetmenler de haftada sadece 1 gün konuşabilmekteler..

    ne diyorduk 154. sayfa.. evet bizimkiler mekana giriş yaparlar.. tasvirler, betimlemeler arasında şöyle bir pasaj dikkatimizi çeker (veya öldüğünü sanan arkadaşlarımızın çekmez), der ki: "... daha yukarıda, koyun güden üç çocuk gördüler ve bir mezarlığın yanından geçtiler. brienne'den daha iri bir kardeş bir çukur kazmaya çalışıyordu; adamın hareket ediş şeklinden, bacağının sakat olduğu anlaşılıyordu. adam bir kürek dolusu taşlı toprağı omzunun üstünden arkaya atınca, toprağın bir kısmı brienne ve yanındakilerin ayaklarına denk geldi. kardeş narbert onu "daha dikkatli ol!" diye azarladı. "rahip meribald'in ağzı toprakla dolabilirdi". mezar kazıcı başını öne eğdi. köpek onu koklamak için yanına gidince, adam küreğini bıraktı ve hayvanın kulaklarını kaşıdı.

    "bir çırak," diye açıkladı narbert.

    şimdi bu açıklamanın bulunduğu paragraf ise aslında şöyle başlamıştır: "yukarı çıkarken bir düzine kardeşle karşılaştılar.; kahverengi ve boz cübbeler giyen başlıklı adamlar, ..."

    burada bir soluklanalım.. elimizde ne var ona bir bakalım? tüm diyarın en iri yarı şahıslarından biri olan brienne'imizden daha iri bir kardeş var.. cübbeli, yüzü kapalı.. kendisi çırak seviyesinde bir çömez.. yeni yani mekanda.. hmmm

    devam ediyoruz... sayfa 158'den 159'a geçen paragrafta bakalım neler denmiş? "... çırakların çoğu podrick'le yaşıt ya da ondan küçüklerdi (bu arada podrick kardeşimiz 10 yaşında olarak zikredilir kitabımızda) ama yetişkin adamlar da vardı; tepede karşılaştıkları tuhaf yürüyüşlü, yarı sakat, iri mezar kazıcı onların arasındaydı.

    duruyoruz.. abimiz kesinlikle çömez.. çocuk yaşta eğitilenlerin arasında bir ayı olarak yerini almış... demek ki sonradan bir tövbekar kendisi.. devam ediyoruz..

    kıdemli kardeş - brienne diyalogları.. tazıyı anlatan... sayfalar 160 sonu diyelim, 161 başı diyelim:

    ".. yanlış kızı kovalıyorsunuz leydim. eddard stark'ın iki kızı vardı. sandor clegane'in kaçırdığı kız diğeri, küçük olan." vay vay vay

    neyse devam ediyoruz..

    "... kızın nerede olduğunu, hatta yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. bununla birlikte bildiğim bir şey var. peşine düştüğünüz adam öldü.
    aha da şu an öldüğünü öğreniyoruz sandor clegane'ciğimizin.. ama yer miyiz? hayır dostlar hayır.. devam edelim..

    ".... .. bu yeni bir sarsıntıydı. "nasıl öldü?"
    "kılıçla. tıpkı yaşadığı gibi."
    "bunu kesin olarak biliyor musunuz?"
    "onu bizzat gömdüm. isterseniz mezarının nerede olduğunu söyleyebilirim.... "

    sonra 161'in ortasından 162. sayfaya kadar geniş bir portresini çizer kıdemli kardeş.. ona acıdığından bahseder.. esasen bilahare anlatacağı kendi hikayesi ile empati yapmaktadır.. üstüne basarak şu cümleyi kullanır:

    "huzura kavuştu."

    sonra kendisinin de bir zamanlar şövalye ve daha önemlisi günahkar olduğunu ve bu sessiz ada denen mekana gelesiye kadar yaşadığı hayatı nakleder. bu naklediş esnasında kurduğu enteresan cümlelerden biri (sayfa 163):

    "ne zaman değişti?" diye sordu briennne.
    "üç dişli mızrak savaşı'nda öldüğüm zaman. ...."

    abimiz fiziken ölmemiştir ama metafor kullanır, çünkü o bahsettiği savaş sonrası eski hayatı ve kimliği ölür hatta bizzat şu cümleyi de söyler:

    "ölmek yerine burada, sessiz ada'nın üstünde uyandım. kıdemli kardeş (bunun o adaya ilk geldiği zamanki kıdemli kardeş), isim günümdeki kadar çıplak bir halde kıyıya vurduğumu söyledi. ... ... hepimiz çıplak doğduk. sanırım en uygun olan, ikinci hayatıma aynı şekilde başlamamdı. ondan sonra on yılı sessizlik içinde geçirdim."

    brienne aslında bu kadar teferruatla kendi hikayesini anlatan kıdemli rahip'in maksadını anlayamamıştır.. yazarımız da zaten sayfa 163'ün sonunda direktoman bunu yazar:

    "anlıyorum." brienne, adamın bütün bunları neden anlattığını ya da adama ne cevap vermesi gerektiğini bilmiyordu.
    "anlıyor musunuz?" adam öne eğildi, kocaman elleri dizlerindeydi. "o halde şu arayıştan vazgeçin. tazı öldü, sansa stark zaten yanında değildi. ... ..."

    değerli arkadaşlar sayfalar boyu kıdemli kardeşin hikayesi, iri yarı mezar kazıcısı vs muhabbetler boşa değildi. george martin abimiz esasen basbas bağırmış bize sandor clegane'in ölmediğini.. hatta bizzat atının ahırda olduğunu aynı pasajlarda okuyoruz. kendisi besbelli ki onu en son bıraktığımız o feci durumda bu kıdemli kardeşçe bulunup, iyileştirilip, sessiz ada ekibine dahil edilmiştir. zaten kitapta hep gri bir karakter olarak dikkatimizi çekmişti. gerek sansa, gerek arya'ya olan yardımları, ne bileyim joffrey piçini terkedişi vs vs

    dediğim gibi, sandor abimizi öldü olarak kabul eden değerli arkadaşları bahsettiğim brienne bölümünü tekrar okurlarsa, kendisinin hayatta olduğu gerçeğinin bir su zerreciği gibi berrak şekilde gözlerinin önünde olduğunu fark edeceklerdir. sandor reis'in şahsının hastası bir okur kardeşiniz olarak size bu tespitlerimi derlemek ihtiyacı hissettim.

    baki hörmetler.

    --- spoiler ---
  • bir çok yerde "köpek" diye bahsedilmekte ancak orijinal lakabı "the hound" yani tazı'dır.
  • game of thrones dizisindeki karakterlerden biridir.

    tek ben mi böyle düşünüyorum bilmiyorum; ama bu karakteri izlerken aklıma hep nejat işler geliyor.

    hem tip olarak hem de karakter olarak feci derecede birbirlerini anımsatıyorlar.
  • game of thrones dizisinin en sağlam karakterlerinden birisidir fakat hizmet edeceği doğru kişiyi bulamadı daha.
  • --- spoiler ---

    arya - everybody names his blade.
    sandor - every cunt.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    cunt
    --- spoiler ---