şükela:  tümü | bugün
  • ali arda'nın muhteşem çevirisiyle son olarak ithaki yayınlarından çıkan üçlemenin ilki
    (bkz: daha fazla kumkurdu)
    (bkz: daha da fazla kumkurdu)
  • åsa lind’in olağanüstü güzellikteki çocuk kitabı. türkçedeki ilk baskısı yerdeniz yayınlarından çıkmıştır. suçluluk duygusuyla kıvrandırmaz, ders vermez, adam etmeye çalışmaz, ağlatmaz, okuyan çocuklar; arkadaşlarımla her zaman iyi geçineceğim, annemi babamı büyüklerimi bundan sonra hiç üzmeyeceğim demez. kumkurdu, zeka küpü bazı yazar ve öğretmenlerin pek sevdiği aç kalmak, donarak ölmek, dayak yemek, sokaklarda sürüm sürüm sürünmek gibi katkı maddeleri içermez. başka türlü bir şeydir, şöyledir:

    dışarısı bütünüyle griydi. gri bulutlar ve gri deniz ve gri ıslıklı bir rüzgâr. ama bütün bu grilerin arasında denizde, güneş sarısı bir şey salınarak parlıyordu. bu, denizde yıkanan kumkurdu'ydu.
    zackarina'yı görür görmez denizden çıktı ve şöyle bir sallanarak parlak kürkünün üzerindeki deniz suyunu saçtı.
    -yüzmek için harika bir gün, dedi. saatlerdir yüzüyorum.
    -saatlerce? dedi zackarina. üşümüyor musun?
    -ben hiç üşümem, dedi kumkurdu. ama eğer biraz üşürsem, yani burnum falan, o zaman çoook eski zamanlarımı anımsarım.
    -çok eski? ne zaman, o zaman?
    -o zaman ben bir kordum, dedi kumkurdu. o zaman her şey çok sıcaktı.
    -kor? dedi zackarina. sen kor muydun? ateşin içindeki gibi?
    -evet, öyle, dedi kumkurdu. kızarmış bir kor, yakıcı ve kırmızı, yeryüzünün kalbinde,işte ben öyleydim.
    zackarina elini kumkurdu'nun parlayan kürküne koydu. çok sıcaktı.
    -sonra bir volkan oldum, diye devam etti kumkurdu. derinlerin derininden patlayarak yeryüzüne fışkırdım. poff! vahşi ve güzel. gökyüzünde tıpkı bir havai fişek gibi!
    -sonra? dedi zackarina.
    -taş oldum, dedi kumkurdu. daha doğrusu bir parça granit.
    -taş olmak sıkıcı bir şey olmalı, dedi zackarina.
    -hayır, çok eğlenceli, dedi kumkurdu. çok seyahat ediyorsun.
    ve taşların, dağların doruğundan vadilere, yeryüzünün en güneyinden en kuzeyine nasıl seyahat ettiğini, bütün dünyayı nasıl dolaştığını anlattı.
    -taş olmak çok baş döndürücü, dedi kumkurdu.
    -peki, nasıl kumkurdu oldun o zaman? dedi zackarina.
    -oyun oynadım, dedi kumkurdu. rüzgârla oynadım, suyla oynadım ve milyonlarca yıl doğada oynadım, bugüne kadar oynadım ve ben oldum; dünyanın en harika yüzücüsü!
    sözünü bitirir bitirmez kendini yeniden dalgaların üzerine attı. şlapsss!
    -hey bekle! diye bağırdı zackarina. ben o zaman! ben, ben olmadan önce neydim sence?
    -bunu yalnızca sen bilebilirsin! diye bağırdı kumkurdu. bu senin öykün!
    dalgaların içine dalarak kayboldu. zackarina evin yolunu tuttu. gökyüzü ağır, gri yağmur bulutlarıyla kaplanmıştı. bir yağmur damlası düştü ve bir tane daha ve bir tane daha.
    düşünmeye ve hatırlamaya çalıştı. o da bir zamanlar tıpkı kumkurdu gibi kırmızı bir kor muydu?

    åsa lind’e, yerdeniz’e ve kumkurdu üçlemesinin şimdiki yayıncısı ithaki’ye teşekkür etmezsek olur mu, olmaz. teşekkürler.
  • zackarina ile kumkurdunun kısa kısa öykülerinin toplandığı kitap. zackarina ile kumkurdu her şeyden konuşuyorlar, evrenden, dostluktan, aileden, aşktan ve aklınıza gelebilecek bir sürü şeyden. kesinlikle çocuk klasikleri arasında favori üç kitabımın arasında yeri sabittir.

    kanat çocuktan kumkurdu: üçü bir yerde çıktı, tüm seri tek bir kitap halinde çok başarılı. http://www.kipitap.com/…kurdu---ucu-bir-yerde/1996/
  • bugün edindiğim enfes çocuk kitabıdır. bu asa lind eseri, kanat çocuktan çıkan üçü bir yerde baskısıyla pek bir şahane olmuştur. ben çocuk kitabını 100 metreden tanırım ilkesiyle daha elime alır almaz "evet bu kitap beni mutlu etmeyi başarabilir" dedim. zira şu satırlar insanı gülümsetmekten başka ne içindir?

    --- ölü bir balık gibi hareketsiz s.43 ---

    zackarina dünyanın en güzel bacaklarına sahipti. bu bacaklar neredeyse her şeyi yapabilirlerdi. koşabilir ve zıplayabilir, bisiklet pedalı çevirir ve dans eder, yazları futbol oynayıp kışları kayak kayar ve daha neler neler yapabilirlerdi. ama bir konuda çok iyi değillerdi; hareket etmeden sakince durmak...

    --- ölü bir balık gibi hareketsiz s.43 ---
  • --- spoiler ---

    zackarina'nın kumkurdu'nun evine çaya gittiğinde birlikte oturup "kum kurabiyesi" ve "rüya kurabiyesi" yemeleri gibi tatlı bir ayrıntıyı barındıran, keşke küçükken bu kitabı keşfetseyim dediğim ama 29 yaşında okurken de eminim aynı keyfi aldığım kitap.

    --- spoiler ---
  • küçük prens'in fragmanın çıkmasıyla aklıma yeniden düşen enfes üçlemenin ilk kitabı. şimdi diyeceksiniz ki ne alaka?

    kumkurdu temel olarak küçük prens'in yolundan giden bir kitap. yani temelde ortak özellikleri var diyelim. ikisinde de dünya ve insanlar üzerine söyleyecekleri çok şeyleri olan iki varlık (küçük prens, kumkurdu) ve onları dinleyen, zaman zaman sorular soran, anlamaya çalışan iki kişi (çöle düşen pilot, zackarina) var.

    ama nedense ben kumkurdu serisini daha çok seviyorum çünkü küçük prens'te biraz daha karamsarlık var gibi. yani orada dinleyici bir yetişkin ve bir şekilde yetişkin olunca kaybedilenler, unutulanlar anlatılıyor sanki daha fazla. zaten bu yüzden seviyoruz kendisini. bize unuttuklarımızı hatırlattığı için.

    lakin kumkurdu öyle değil. zackarina güzel bir ortamda büyüyen ve her çocuk gibi korkuları ve milyonlarca sorusu olan bir çocuk. temiz. kumkurdu da "her şeyi" bilmesine rağmen biraz saf ve hatta salak. bu nedenle bu ikilinin hikayeleri bana daha naif, en azından daha umut verici geliyor.

    aslında böyle bir karşılaştırma yapmak ne kadar doğru bilmiyorum, zaten derdim bu bundan kesinlikle daha iyi demek de değil ama bu üçlemeye de bakın derim. ne kendinizi ne de değer verdiğiniz çocukları bu eserden mahrum bırakmanız doğru değil bence.

    idefix'teki tanıtım yazısından bir parça:

    ah ne harika!' dedi zackarina, 'uzayda uçmak ne güzel olur, bunu yapabilmeyi ne kadar isterdim.'
    'zaten yapıyorsun ya,' dedi kumkurdu.
    'dünya gezegeni denilen uzay aracıyla uzayda gezip duruyorsun.'
    'dünya uçuyor mu?' dedi zackarina.
    'saatte yetmiş iki bin kilometre hızla,' dedi kumkurdu. 'süper hızla, uzayın içinden vınnn!'
    'yaaa!' dedi zackarina birden bire sersemlemiş gibiydi. kumsala sırtüstü uzanıp gözlerini kapadı.
    'saatte yetmiş iki bin kilometre? inanılmaz bir hız, en iyisi düşmemek için iyi tutunmalı.'
    uzay aracı gezegen? diye düşündü; kendisi de bir astronottu o zaman.
    uzayda uçtu, uçtu, uçtu.
    kulakları uğulduyor bedeni karıncalanıyordu.
    'mutlu seyahatler,' dedi kumkurdu.
  • çocuklarınıza gönül rahatlığıyla okutabileceğiniz ya da okuyabileceğiniz harika bir eser; küçük kızımın elinden düşüremediği yeni dostu.
  • üzülüyorum kendim için. çocukken böyle güzel kitaplar okumadım diye.
    çocuk kitabı ama ben bile bu yaşımda okurken zevk alıyorum, kahkahalar eşliğinde kızıma okuyorum.
    her çocuğun okuması gereken bir kitap seti. çocuğa anlatmakta zorluk çekilecek her konuyu öyle güzel anlatıyor ki..
  • çok çeşitli konuların inanılmaz güzel anlatıldığı, genellikle empati ve karşısındakini anlamayla biten kısa hikayelerin olduğu seri. yanlış anlaşılmasın, herhangi bir ders verme, değerler eğitimi vs. derdi yok.

    okuma bilmeyenlere okurken en keyif veren kitaplardan, ayrıca şüphesiz bu karne gününde okumayı öğrenmiş tüm ilkokul çocuklarına verilebilecek en güzel hediyelerden birisi.

    keşke ben yazsaydım. yazabilseydim.*
  • kumkurdu.

    bir cocugun mahrum kalmamasi gereken kitap.

    uc serisi vardir, ucu de defalarca okunabilir guzelliktedir.

    su yasima geldim, hala zevk aliyorum okurken.

    alakasiz olarak: kumkurdu' nun kapak tasarimi fjallraven' in logosunu cagristiriyor surekli.