şükela:  tümü | bugün
  • aynı zamanda bir savage garden şarkısıdır kendisi.
  • in santa monica,in the wintertime,
    the lazy streets so undemanding i walk into the crowd
    in santa monica, you get your coffee from the coolest places on the promenade
    where people dress just so beauty so unavoidable, everywhere you turn it's there.
    i sit and wonder what am i doing here?

    (chorus)

    but on the telephone line i am anyone, i am anything i want to be.
    i could be a super model or norman mailer
    and you wouldn't know the difference or would you?

    in santa monica, all the people got modern names like jake or mandy
    and modern bodies too
    in santa monica, on the boulevard, you'll have to dodge those in-line skaters
    or they'll knock you down
    i never felt so lonely never felt so out of place
    i never wanted something more than this

    (chorus)

    but on the telephone line i am anyone, i am anything i want to be
    i could be a super model or norman mailer
    and you wouldn't know the difference
    on the telephone line i am any height, i am any age i want to be
    i could be a caped crusader, or space invader
    and you wouldn't know the difference or would you?
  • saatlerce oturup rahatca kafa dinlenesi yer
  • los angeles in en bi sevimli kosesidir santa monica. 3rd street te kendinizi avrupada hissedersiniz. yaz kis sokak muzisyenleriyle ve ilginc gosteriler yapan gruplarla doludur ve her zaman kalabaliktir. sahili bir harikadir. huzur dolu sicacik muthis biryerdir.
  • öyle huzur verici bir şarkı ki dinlerken canım hep kahve içmek istiyor.
  • buranın sahilinde* bir iskele vardır ve bazı amcamlar camların üstüne çok güzel manzara resimleri çizer, inanamayacağınız kadar yetenekli sokak gitaristleri vardır 3rd streette, ayrıca churros diye bişiyi ben burda öğrendim,yedim, beğendim.
    ayrıca türkiye'ye dönmek üzere olan bir grup arkadaşla beachte gezerken hedefleri gitmeden bir tangalı görmekti... görmesine gördüler de bi daha görmek isteyeceklerini sanmıyorum **
  • kuzey afrika asıllıydı, her ne kadar katolikler kendisini, oğlunu kutsayıp hristiyan yaptı diye azize ilan etmiş olsa da, kocası patricius gibi pagan kökleri vardı, ailesi tarafından hristiyanlaştırıldı, sonraları kocasını da pagan inançlardan uzaklaştırdı. zor bir evliliği olduğundan, tüm kadınların, eşlerin azizesi sayılır.
  • theory of a deadman isimli 3 doors down'esque' grubun pek nadide $arkisidir, ayni zamanda fahrenheit isimli oyunda da mevcut olup orada cok fena halde tribe sokmaktadir.

    itiraf ediyorum ilk dinledigimde "ana, nickelback lan bu!" demedim mi, dedim. olsun. gasoline albumunden, puyrun:

    she fills my bed with gasoline
    you think i wouldn't notice
    her mind's made up
    her love is gone
    i think someone's trying to show us a sign
    that even if we thought it would last
    the moment would pass
    my bones will break and my heart would give
    oh, it hurts to live

    and i remember the day when you left for santa monica
    you left me to remain with all your excuses for everything
    and i remember the time when you left for santa monica
    and i remember the day you told me it's over

    it hurts to breathe
    well every time that you're not next to me
    her mind's made up
    the girl is gone
    and now i'm forced to see
    i think i'm on my way
    oh, it hurts to live today
    oh and she says "don't you wish you were dead like me?"

    i wanted more than this
    i needed more than this
    i deserve more than this
    but it just won't stop
    it just won't go away

    i needed more than this
    i wanted more than this
    i asked for more than this
    but it just won't stop
    it just won't go away
  • sahilden bakinca antalya'ya benzer biraz.
  • dunyadaki endustrilesmis ulkeler icinde, aldigi ruzgar dusunuldugunde, metrekareye en yogun cis kokusunun dustugu sehirden bozma semt. (bu tespiti yanlislayabilenin gozlerinden operim) nedeni de bircok evsizin burayi mesken tutmasi. zaten ilk dikkati ceken durum da bu; bu kadar zengin bir mekanda nasil olur da bu kadar evsiz olabilir. bu bir yanilsama aslinda. bircok evsiz oraya mekan zengin oldugu icin geliyor zaten. ama daha onemlisi, evsizlerin sayisi da, ortamin sterilligi yuzunden iyice goze batiyor. oysa los angeles downtown'daki evsiz sayisi buradakinin en az 10 misli. bu evsizlerin ucte birinde en az bir cesit akil hastaligi var fakat kendi kendine bagirip cagirmanin otesine gecip baskalarina satasani neredeyse hic gorulmez, sehir geneli epey guvenli.

    [bu arada los angeles bolgesinde her gece sokaklarda ortalama 90 bin evsiz varmis; bu sayi daha kalabalik olan new york ve cevresinde 40 bin, ulkenin ucuncu buyuk sehri chicago ve hippi merkezi san francisco'da ise 10 binin alti. isin ironik taraflarindan biri de, bu evsizlerin yaklasik 10 bininin hollywood civarinda yasamasi] http://www.wsws.org/…es/2005/oct2005/home-o17.shtml

    kutuphanesi guzeldir. ehliyetini gosterenin bes tane dvd, cd, kitap, audiobook alma hakki vardir, uyelik basvurusu tamamlaninca sinir kalkar; hepsi bedava tabii.

    starbucksin hear music denen ve subesi olmayan dukkani vardir. yarisi muzik dukkani seklindedir ve satilan her cd, duvara monte edilmis ve merkezi bir hard diske bagli 40 kusur terminalden dinlenilebilir. yeterince otlanildiktan sonra, kahve icilen bolume gecilir, herkesin onunde bulunan touchpad ekranlardan istenilen sarkilar secilir ve kahve icilirken o sarkilar cd'ye taze taze kaydedilir. dukkanda bulunan her sarki secilebilir sanirim. tabii muzikten pek anlamayan beni asil hayrete dusuren, bunlarin ticari anlasmalarini nasil yaptiklari. yani bir cd satilsa sarkicinin, record label'in, distributorun alacagi pay bellidir de, hit sarkisindan 36 tane, dandik sarkilarindan da 4-5 tane secilip cd'lere yazilinca ne oluyor, kim ne aliyor belli degil. guzel bir hizmet ama.

    ikisi de uc katli olan ve bir blok mesafeyle ayrilmis, barnes and noble ve borders kitapcilari sahane mekanlardir. dergi bolumlerine girip, koltuklar dolu oldugu icin baskalari gibi yere uzanip, 5-6 saat boyunca onunuze gelen her dergiyi okumaniza ve sonra hicbirsey almadan cikmaniza kimse birsey demez; bilakis kitapcinin olayi budur. etrafta kitap/dergi okuyan insanlarin bulunmasi, musterinin alisveris tecrubesini zenginlestirdiginden, siz hicbirsey almasaniz dahi dukkana hizmet ediyorsunuz, uzulmeyin.

    ote yandan, benzer bir halti yiyip, dukkana zerre hizmetinizin dokunmadigi bir yer var ki, oradakilerin sabrinin sirrini cozemedim. brookstone denen ve bir suru high-tech ev/konfor urunleri satan bir vaha burasi. bu vahanin girisinde de 6-7 tane degisik masaj koltugu var. denemesi bedava. denemeyi asip, isi piskinlige vurup sira bekleyenlere aldirmadan uyuyormus yahut sakatmis numarasi yaparak suistimal etmek de bedava. hatta piskinligi de asip, gercekten uzerinde uyuya kalmak da. eger sansina tum masaj koltuklari doluysa, arka tarafta hamaklar satiliyor, orasi gasp edilebilir. yol ustunde de portatif masaj cihazlari kapilir, hamakta yayilirken oranizini buranizi titrestirirsiniz, disardan bakana sempanze olursunuz.