*

şükela:  tümü | bugün
  • para ya da cikar saglamak icin bir kimseyi kendi hakkindaki kotu bir bilgiyi elaleme yaymakla tehdit etme durumu..
  • hata yapana kadar bir sanattir.
  • nedense fransız kadınını canlandırır gözümde bu kelime.
  • (bkz: chantal)
  • (bkz: chantage)
  • kırıtık iş anlaşması.
  • ingilizcesi için;
    (bkz: blackmail)
  • (bkz: santaj montaj)
  • yiyilmesi planlanmış olan paranın temini için, muhatabın herkeşlerden gözü gibi sakındığı özel bilgi ve kaçamaklarını, minimum 1.3 megapiksel digital bir kamerayla görüntüleyip, daha sonra şahsa ileterek;

    "bak aslanım, bu fotoğrafların yayınlanmasını istemiyorsan, servetini bana göm" deme hadisesidir.

    ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. mesajın altına şu not düşülmelidir;
    (şayet cevabınız, "hayır! bize şantaj sökmez koçum" ise lütfen resimleri iade ediniz. elimizde başka kopyası yok. teşekkürler)
  • hayatın her alanında, herhangi herşey uğruna ve herhangi herşeyi kullanarak, çıkar için kişi, grup veya kurumları kirli çamaşırlarını afişe etmekle veya iftira atmak veya herhangi bir şekilde zor durumda bırakmakla tehdit etmek. şöyle bir şey bile olmuştur, emin olun.

    canlandırma

    oynayanlar:
    şantör: şantaj yapan (etken birey)
    şanted: şantaj yapılan (edilgen birey)

    falanca üniversitesi, bilmemne mühendisliği bölümü.

    şantör: hocam, ne diyorum ben size? ne diyorum? kaç senedir birinci sınıftayım ben?
    şanted: dört.
    şantör: düz bir fakülte kaç sene?
    şanted: düz?
    şantör: evet, düz! aynen bizimki gibi.
    şanted: e, o da dört.
    şantör: bravo! peki, ben bu fazladan üç yılı pedere nasıl yediricem, hocam?
    şanted: direkt anlat bence, evladım. böyleyken böyle de.
    şantör: di mi? valla bi daha bravo! babam organ işinde, hocam. yok pahasına sermaye yapar beni. hadi yapın şu işi! sıgara?
    şanted: alayım bi tane. sağol. valla şantör’cüğüm, ben bunu yaparsam ve bu öğrenilirse, mesleki kariyerim mahvolur. bu güne bugün bir bölüm başkanıyım ben.
    şantör: öyle mi? o kitap fotokopileri işinde niyeyse daha ziyade bir çetenin elebaşı gibiydiniz ama hocam. bi duyulursa “mesleki kariyeriniz” mahvolur.
    şanted: şantaj?
    şantör: montaj. şimdi, boş bi diplomayı alıyosunuz. üstüne benim şu... (cebinden bir vesikalık çıkartır) hey yavrum bee! poza bakın! bu fesikalığı, diplomaya monte ediyosunuz. üstünü de doldurup; tasdik ettiriyosunuz. iş bu! bu kadar!
    şanted: bu düpedüz sahtekarlık! evrakta sahtecilik!
    şantör: ve size çok yakışıyor sayın hocam!
    şanted: şantör! ileri gidiyorsun ama!
    şantör: gidemiyorum! hala birinci sınıftayım! açın bi önümü, bakın nasıl gidiyorum o zaman! hocam, hadi yapın bi babalık.
    şanted: evladım, sen de çalış biraz derslerine!
    şantör: çalıştım hocam. mesela şu çeşme’deki yazlık konusuna çok iyi çalıştım. şu parasının nereden geldiği meçhul yazlıktan bahsediyorum.
    şanted: ulan! sen nereden biliyosun o yazlığı! hem hem... onun parasını biriktirdik de şeyettik biz bi kere!
    şantör: ben de savunmanızda aynen böyle yazdım. artık rektör bey yerlerse...
    şanted: ne savunması? hangi rektör? ulan ne yaptın sen?
    şantör: aha da bu savunma, başkan efendi! (cebinden bir kağıt çıkartır.) şimdi işimize bakalım, okey mi canım?
    şanted: (sakinleşmek için derin derin nefes alarak) tamam çocuğum. istediğini yapacağım. peki benim bundan ne kazancım olacak?
    şantör: asil eşinize, “bal dudaklım, ahu’m”dan bahsetmem, ödeşiriz. okey? bu arada şaane bi hatun. yani tekrar bravo, hocam.
    şanted: defoool!
    şantör: ben şuraya bırakayım. şööle... şu da fesikalık. artık siz halledersiniz, hocam. hayırlı mesailer. ha, kantine de biraz borç yaptık. onu da aradan bi çıkaralım artık. ben müsaadenizi isteyeyim. ders başlıyor. matematik. çok mühim, biliyosunuz. hadi ,eyvallah.