şükela:  tümü | bugün
  • tanıma gerek yok, çalışmayın kardeşim şantiyede falan. hele elektrik-elektronik mühendisi falansanız, gidip doğalgaz çevrim enerji santrali şantiyesinde hiç çalışmayın. hatta santral mi gördünüz, kaçın! yok illa çalışacağım ben hayatla ilişiğimi kestim, sosyal hayat falan istemiyorum artık derseniz, işe en başından başlayın, ortasında bulaşmayın. ondan sonra tam commissioning öncesi, aynı holdinge bağlı bir şirketten, enerjiye transfer olup santrale gönderilirsiniz, kendini beğenmiş, burnundan kıl aldırmayan 4 supervizori öldürmek için seri katillerin hayatını incelemeye başlarsınız. ha yok herşeyi kabul ettiniz, pazar dahil hergün sabah 8 akşam 10 çalışmaya da razısınız, hemen en yakın sağlık kurumuna başvurunuz. durum acil olabilir.
  • eğer santiyede çalışmak eylemi arap ülkelerinden birinde yerine getiriliyor ise - örneğin (bkz: libya) - cuma günü çalışılmamaktadır. (bkz: cuma günü calismamak)

    fakat şantiyedeki işlerin yoğunluğuna göre bu durum, bir hafta cuma günü çalışmak, diğer hafta cuma günü çalışmamak şeklinde seyredebilir. bundan sebeptir ki çalış cuması denilen bir kavram vardır.
  • eğer bir otel şantiyesinde çalışıyorsanız ve forklift operatörü uzunca bir süre tam zurnanın zırt dediği zamanda izin almış ve malzeme indirmekten isyan eden bir işci güruhu ile uğraşıyorsanız işin başa düşüp deneme sınama yolu ile forkliftin nasıl kullanıldığını öğrenip mal çekmek zorunda kalabilirsiniz hatta ve hatta otele gelen sizinle alakası olmayan içki kamyonlarının boşaltılması sırasında hiç de üzerinize vazife olmamasına rağmen abi ne olur indir şunları diye çağrılabilirsiniz.... ama işin en keyifli anı ise o içki kamyonundaki paletleri bir şişe jack karşılığında indirmeniz olacaktır.
  • alırsınız valizinizi süre süre küçük taşların üzerinde yerlerşirsin odana şantiyede. alışık olmadığın bi iklimdeyse ilk haftalar hasta olursun, şantiyedeki o küçük hastaneye gidersin kimse seni bilmediği için yanına gelen giden olmaz. zamanla anlarsın, tüm şantiye toplanıp bi fotoğraf çektirse kaybedenler kulubü. hayatla olan bağların sınırlandığı için, izin alıpta o büyük şehire evine gidecekken ilk gittiğin havaalanında ilk güzele söyle bi gözucuyla tedirgin bakarsın. yozlaşmaya başlarsınız gençler kısacası. s.kerler böle işi. on bin almışım ne.
  • adrenalin bağımlısı olmaktır. ben bu kadar heyecan, bu kadar aksiyon yaşamamıştım hiç. bu, iyi mi kötü mü anlayamadım henüz. ama zamanı hızlandırdığı için biraz korkutucu.
  • her şeyin mümkün olduğu fikrini yerleştirir kafanıza.
  • bir dünyaya yetecek komplo vardır. bir şantiyenin içinde , yemekhanecisi, koğuşçusu, çalışanı, puantajcısı, muhasebecisi, haritacısı hepsi ayrı dünya...

    çok "insan" tanırsınız.
  • telefonunuzda, kendi fotoğraflarınızdan ya da eşinizin dostunuzun fotoğraflarından çok saha fotoğrafları olmasıdır.
  • çantadan trapez vida, saplama vs çıkmasıdır. ruj ve parfüm taşımak varken trapez vida taşıyoruz. kader utansın.
  • traş olup, ütülü pantolon - gömlek giyme zorunluluğunun asla olmamasıdır.