şükela:  tümü | bugün
  • "bu hastalık gözün arkasında sıvı birikimiyle karakterize bir durumdur. hastalık ilk olarak görme bulanıklığıyla başlar. daha sonra değişik derecelerde cisimleri çarpık görme, renkli görme ortaya çıkar. bazı hastalarda bakılan yer görülmeyebilir. hastalık 20-50 yaşları arasında görülür. her 10 hastadan 9’u erkektir. hastalığın sebebi kesin olarak bilinmemektedir ancak iltihabi bir hastalık değildir. bazı çalışmalarda kişilik yapısıyla ilgili olabileceği söylenmektedir.

    santral seröz retinopati nasıl tanınır?
    hastalık göz doktoru tarafından teşhis edilir. göz bebeklerini geçici olarak genişleten bir damla damlatıldıktan sonra gözün arkası oftalmoskop denilen bir aletle muayene edilir. genellikle göz dibinin bu şekilde muayenesi teşhis için yeterlidir. hastalık fundus fluoressein anjiografisi denilen bir tetkikle çok açık olarak gösterilebilir. fundus fluoressein anjiografisi sırasında hastaya koldan bir enjeksiyon yapıldıktan ve seri halde göz dibi fotoğrafı çekilir.

    santral seröz retinopati nasıl tedavi edilir?
    hastalık doğal seyrine bırakılırsa 4-8 hafta içinde kendi kendine iyi olur ve görme eski seviyesine döner. ancak tekrarlama şansı çok fazladır. hastaların 1/3’ ünde hastalık bir kez, %10’ unda ise birden fazla tekrarlar. tekrarlama şansı en fazla iki yıl içindedir. hastalığın tedavisinde herhangi bir ilaç kullanılmaz.

    hastalığın daha çabuk iyi olmasında laserlerin faydalı olduğu bilinmektedir ancak yine de ender olarak kullanılır çünkü kendi kendine iyi olma şansı çok fazladır. laserin gerekip gerekmediğine doktorunuz karar verecektir."

    hastalığın genel tanımı bu ve yapılan muayeneler ve çekilen çeşitli tomografiler (oct) ile konulan teşhis sonucu babam 2 yılı aşkın bu "santral seröz retinopati" rahatsızlığı ile yaşamakta, hastalık zaman zaman atağa geçtiğinden sol gözünde ciddi boyutta bulanık&paslı görme, nesnelerin köşeleri kırık görme, renkleri farklı görme, gece görme de aşırı zorlanma ile tekrarlamakta ve dr önerisi ile nükseden durumlarda aşağıda isimlerini yazdığım ilaç kullanımı ile devam etmektedir.
    1-diazomid
    2- kolinor
    3-azopt (damla)
    4- indobiotic (damla)

    bu hastalığın kesin/alternatif çözüm ve çözümleri nelerdir ve bu konuda ihtisaslaşmış olan yerler nerelerdir bilmiyoruz, bu sebepten fikirlere acigiz.

    konu için alıntı yapılan link: http://www.kaskaloglu.com/…santral-seroz-retinopati
  • sebebi tam olarak anlaşılamamakla beraber doktorların genel olarak yaptığınız işle, stresle ilişkilendirdiği hastalık türü. pilotlarda görülme sıklığı yüksek olduğu söyleniyor. tedavi yöntemleri arasında göze altuzan enjeksiyonu yapılması da bulunuyor.
  • adını bir türlü ezberleyemediğim hastalığım. karizmatik bir adı var en azından. basur, fıtık gibi değil. sıradan hiç değil. gözüm bulanık görse de, kelimeler karışsa da, doktorumun yaklaşımını sevdiğim bir hastalık oluverdi.

    "stresten oluyor genellikle, bu yüzden hastalarımıza istirahat öneriyoruz. bir ay rapor yazalım isterseniz." dedi bana. her ne kadar sadece bir haftalık rapor alsam da istediğim zaman gidip bir ay rapor alabileceğimi bilmek mutlu ediyor beni.

    bir de işime gelmeyince göremiyorum ben deyip işin içinden sıyrıldığım zamanlar oluyor.

    damlayla falan geçmiyor, gözün arkasına etki eden bir damla olmadığı için bir tek enjeksiyon yapılması işe yarayabiliyormuş. onun için de uzun süre gözlem yapıyorlar. yarı görür yarı kör idare ediyorsunuz işte.
  • 30-40 yaş aralığında ve stresli işlerde çalışanlarda görülme sıklığı yüksek olan bir göz rahatsızlığı.

    göz anjiyosu ile teşhis konulmakta, tedavi için pek bir şey önerilmemekte ve istisnai vakalar hariç bozulan görüş 2 ay-2 yıl aralığında büyük oranda kendiliğinden düzelmektedir.

    bu rahatsızlığa ait ilave bilgi ve deneyimleri öğrenmek için (ingilizce) bir yahoo groups sayfası da var.
  • ssr diyor bazı oftalmolog arkadaşlar buna. "sesere; sinir sitres rahatsızlııı. ehheheheh" diye eğlenebiliyor da kimisi. belki de gerçekten komiktir. ama az önce geçirdiğiniz testlerden sonra gözünüz yuvasından çıkmaya çalışır, beyniniz de kulağınızdan akarken insan gülemiyor haliyle.

    neyse dört hafta sonra kontrolüm var. ilerleme olmazsa ben de gülebilirim bu kez... belki.
  • kortizol hormonundaki değişiklikler, kortizon kullanımı ve dolayısıyla strese bağlı olarak gelişebilen bir göz hastalığıdır. bir diğer adı da santral seröz koryoretinopatidir(sskr). akut tipi genellikle 2 - 4 ay arası kendiliğinden düzelir. 6 ayda geçmezse hastalık kronikleşir ve müdahale edilir. en sık uygulanan müdahale fotodinamik tedavidir (aynı zamanda sarı nokta hastalığında da bu tedavi uygulanır). fotodinamik tedavi sonrası ise üç ihtimal vardır:
    -hastalık düzelir ve görme eski haline döner.
    -hastalık düzelir (sıvı kaybolur) ama kalıcı hasar oluşur.
    -hastalık düzelmez.
    kalıcı hasarda sabah uyandığınızda merkezi görme yine simsiyah olur ama bu kısa süre sonra geçer. çok az silik bir izi kalır. karanlıkta yeniden belirginleşir. ayrıca görmede yamukluk/küçülme ya da büyüme olabilir. düz bir direği yamuk görebilirsiniz veya insanların kafasını hem küçük hem de bir omzunun üstüne yana kaymış bir vaziyette görebilirsiniz.
    kendi deneyimlerim:
    ocak 2015 merkezde saydam karanlık ve oval bölge görme.
    ocak 2015 teşhis.
    mart 2015 görme keskinliği 0,8. karanlık bölge aynı.
    nisan 2015 görme keskinliği 0,6. karanlık bölge aynı.
    mayıs 2015 görme keskinliği 0,4. karanlık bölge aynı.
    haziran 2015 görme keskinliği 0,2. karanlık bölgede artış.
    haziran 2015 fotodinamik tedavi. cam kırığı görüntüsü.
    temmuz 2015 görme keskinliği 0,5. karanlık bölgede azalma.
    ağustos 2015 görme keskinliği 0,5. karanlık bölgede azalma.
    ocak 2017 görme keskinliği 0,5. karanlık bölge sadece sabah ve karanlıkta rahatsız edici.
  • tam 1 ay önce sabah uyandığımda; etrafımı, 1 şişe cin devirmişim gibi görmemle hayatıma giren, isminin hakkını sonuna kadar veren hastalık gibi hastalık.

    verilen ilaçların yalnızca yüzeysel bir tedavi sağladığını, stres/tasa faktörleri ortadan kalkmadıkça iyileşemeyeceğini bilmek, insanı daha da strese ve sinire sevk ediyor. bir de doktorun, ailenin ve etrafındakilerin, sanki bu hormonu salgılamanın bir kontrol düğmesi varmış gibi; "stres yapma" demeleri insanı iyice çileden çıkartıyor. iyileşme süresi 6 haftadan başlıyor ancak 4 hafta olmasına rağmen henüz belirgin bir düzelme olmaması o cânım kortizolü daha da tetikliyor.
    tadından yenmeyecek bir kısır döngü.

    aslında olmayan tedavisine gelecek olursak; nevanac ve azopt isimli iki damlanın eşlikçisi o diazomid denilen lanet hapı her aldığımda, sanki iyileşmek değil hasta olmak için uğraşıyormuşum gibi geliyor.
    hayatımda yan etkisini bu kadar efektif gösteren başka bir ilaç daha içmedim. helal olsun.
    vücuttaki tüm potasyumu tükettiği için 5 basamak merdiven çıkımı sonrası hissedilen kas uyuşukluğu ve güçsüzlük, 2 saatlik ağır kardiyoya eşit. her gün bölgesi değişen eklem ağrıları, "acaba bugün buramı nereye çarptım" diye düşündürtüyor. doktorun bu yan etkiler için çözümü ise kalinor isimli hiç bir halta yaramayan potasyum desteği dışında: muz. evet.
    uzun bir rapor alıp kafa dinleme şansı olmayanlar için son alternatif ise psikiyatriste sevk edilmek. henüz bu aşamayı gururuma yedirebilmiş değilim ancak muhtemelen antidepresanlarla daha aktif bir iyileşme görülebilir.

    bu süreçte başıma gelen tek güzel şey; stres ile diazomid'in ödem attırıcı etkisinin kombosu sonucu 12 kilo vermiş olmak. yine de vücudun başka bir yerinde olsa gün içerisinde unutup belki bir nebze rahatlayacakken; direkt görme problemi yaratması sebebiyle asla unutulmuyor oluşu epey sinir bozuyor.

    siz siz olun; kendinizi, geceleri uyku kaçıracak düzeyde sinir, stres, gam, kedere gark etmemeye özen gösterin. çünkü hastalık geldikten sonra buna müdahale etmek imkânsıza yakın oluyor.
    kamu spotu bitti.
  • "ben bitti demeden bitmez!" diyerek masaya yumruğunu vuran, hayatıma yeni sürümüyle tekrar katılan cânım rahatsızlığım. (bkz: #74822998)

    ben de nerede kaldı diyordum; günlerdir boşuna mı midemde stres yumrusu öğütmeye çalışıyorum. melaba.
  • sadece stresten değil dışarıdan alınan fazla kortizon ihtiva eden ilaç ve spreylerle de oluşabiliyor. bir kere çıktı mı, düzelse bile %50 ihtimalle nüks ediyor sonrası allah kerim.

    alerjilerin arttığı bu dönemde bilinçsizce burun spreyleri kullanmayınız.