şükela:  tümü | bugün
  • yunanistan’da aristokrasinin yükselişi döneminde şarap çoğunlukla reçine ya da bal ile hazırlanır ve su ile karıştırılarak içilirdi. iki ölçü şaraba beş ölçü su katmak olağan, bir ölçü şaraba dört ölçü su zayıf, yarı yarıya karma ise fazlasıyla güçlü sayılmıştı. şaraba su katmadan içmek barbarca bir davranıştı. (yunanistan’da bu gün bile gündelik söylemde şarap için kullanılan sözcük “karışım” anlamı taşımaktadır.)
    nezaket kuralları bir kaba önce su konmasını, şarabın sonra eklenmesini gerektiriyordu. antik çağda tatlı şarabın tercih edildiği, tatlandırma için bal veya deniz suyu eklendiği bilinmektedir.
  • bir alt kolu olarak sarapla su içmek ediminin, fermentasyonu devam ettirdiginden içici şahsı daha çok sarhoş ettigi rivayet olunur.
  • eğer söz konusu şarap, kaliteli bir şarapsa bu eylem alenen bok yemektir.
    (bkz: pişmiş aşa su katmak)
  • sarap konusunda bilgili bir italyan dostumun turk saraplarini tuketirken yapilmasini salik verdigi bir uygulama. ben yapmadim o ayri konu. allaan italyani iste...
  • gunumuzde almanlar bu isi saraba buz koymak seklinde yapmaktadir.
  • odysseiadaki betimlemelerde de kendini sıkça gösteren uygulama.

    ayrıca (bkz: şaraba limon sıkmak)
  • şaraba yılan katmaktan daha makul bir yaklaşım.
  • fransızca bir deyimdir bu
    mettre de l'eau dans son vin: şarabına su katmak
    tutumunu esnetmek, katı olan tavrını yumuşatmak anlamına gelir. misal le figarodan bir alıntı:
    ....nicolas sarkozy a regulièrement affiché son hostilité à l'éntrée de la turquie dans l'union européene. depuis son élection, il a mis de l'eau dans son vin..."
    diyor ki: nicolas sarkozy her daim türkiyenin avrupa birliğine girişine karşı düşmanca tavrını göstermişti. seçimden beriyse şarabına su kattı; yani katı tutumunu yumuşattı.
    bundan daha güzel bir örnek olamaz herhalde bu deyimi açıklamak için...!
  • hadi gelin hep birlikte itiraf edelim. bunu bir bir türk yapsa, bütün sözlük onu çomarın götüne sokup çıkarırdı. ama fransız yapınca dö vin löjantansanyon.