şükela:  tümü | bugün
  • ingilizce adıyla #alive. kore yapımı zombi filmi. burning'in yıldızı ah-in yoo başrolde. kore'nin yıldız oyuncularından shin-hye park ise yardımcı rolde takılıyor. filmin % 90'ı tek mekânda, bir apartman dairesinde geçiyor. ara ara tabii ki bu daireden çıkılıyor ama filmi tek mekânlı filmlere dahil etmek mümkün. herkesin zombileştiği bir anda oyun düşkünü bir gencin hayatta kalma savaşına odaklanılıyor 1,5 saatte. yer yer heyecanlı, yer yer sıkıcı, yer yer bol klişeli bir film... fakat asıl sorun klişelerin olması değil, en heyecanlı ve gerilimli sahneleri şak diye kesip saatler veya günler sonrasına bağlamak. bunu tam sevişme sahnesi başlarken sahnenin kesilip sabahki sahneye bağlanmasına benzetebiliriz. misal: elemanımız zombilerle karşı karşıya geliyor, onları nasıl atlatacak, neler olacak diye düşünürken sevgili yetenek yoksunu yönetmenimiz ve kurgucusu olacak o arkadaş gerilimi yarıda kesip 10 gün sonrasına bağlıyorlar sahneyi. böyle o kadar çok sahne var ki... halbuki zombi filmi çekiyorsan gerilimi 1 dk'yla sınırlamayacaksın, oldu bittiye getirmeyeceksin.

    iki geriliriz, üç heyecanlanırız, tatlı shin-hye'ye gene âşık oluruz diye açtık, doğru dürüst gerilemedik, shin-hye'yi de doğru dürüst göremedik. filme bak... düşük bütçeli tv filmi olmuş. karşıdaki apartmana tırmanan zombiye şişe fırlatan eleman yaratmışlar. zaten herifin hal ve hareketleri yer yer sinir bozucu. velhasıl kötü bir zombi filmi. bunun yerine netflix'in kingdom'ı izlenebilir. son yıllarda çekilmiş en iyi zombi yapımlarındandı kingdom, niyeyse 3. sezonunu halen onaylamadılar. velhasıl bakalım train to busan'ın devamı peninsula nasıl çıkacak? fragman umut vaat etmemişti...
  • güney kore yapımı bir başka zombi temalı, hayatta kalma filmi ki zaten filmin ismi de hayatta kal.

    filmin işleniş şekli modern teknoloji katılarak ve modern teknolojinin getirilerinin nasıl hayatımıza yansıdığı ve kanıksadığımızı göstermiş.

    --- spoiler ---

    öncelikle filmin ilk başında direkt mesajı veriyor bu konuda, baş rolümüz yayıncı bir genç, hayatını büyük ihtimalle odasında ekran karşısında geçiriyor ve ailesi onun ihtiyaçlarının çoğunu karşılıyor. yemek, kıyafet vs. tabii bu gencimiz bu elzem konulardan bi haber yaşadığından ortaya çıkan salgında dım dızlak ortada kalıyor.

    filmin bu modern teknolojiyi yedirdiği bir çok konu var ama sanıyorum ki asıl düşünmedikleri mevzu artık telefonların internetinin daha önemli olduğu ve iletişimin internet üzerinden yapıldığı. filmde iletişim sms ya da direkt aramalarla yapılıyormuş gibi işleniyor ki o kadar teknolojik uygulamalar arasında bunların kullanılması ama iletişim uygulamalarının kullanılmamış olması filmin işlediği konuyu biraz eksik bırakmış.

    bu teknoloji dışında filmdeki karakterlerin yansıtılış şekilleri bana gayet doğru geldi. ana kahramanımız kısa sürede çözümler konusunda kafa yormaktansa ölümü tercih edecek noktaya geliyor. (burada ufak not komşu kahraman da aynı tercihte bulunmuş fakat sebebi biraz daha farklı, film içinde sebebini çok bahsetmedikleri için değinmiyorum) ana kahraman açlık ve susuzluk durumlarını çözmek gibi bir yola kızı gördükten sonra başvuruyor ki ilk başta yapılması gerekenlerden biriydi. fakat tabii ki karakterin yansıtılış şekli bu durumu böyle ele almasının daha uygun olacağını gösteriyor.

    klişeler konusuna çok takılmayacağım, çatı sahnesi bi çok filmde kullanılmıştır ama bana direkt world war z filmini hatırlattı.

    --- spoiler ---

    film kendi klasmanında ortalama bir seviyede, biraz sıkıcı sahneler mevcut ama bunun sebebi karakterlerin hissiyatını daha iyi anlatmak için yapılmış bir tercih olarak düşünüyorum. izlenebilir bir zombi filmi olarak buraya not edeyim.
  • geceye doğru izlemeye başladım. aslında niyetim 1 saat izlemek yatmaktı. hatta amerikan filmi klişesi varsa hemen siler yatarım diyordum. ama araya kore binalarının mimarisi, iç dekor, güzel oyunculuk, uzun süreli yalnızlığın iyi sergilenmesi, sürprizler falan girince filmi çok beğendim. sonunu buldum. gayet güzel.