şükela:  tümü | bugün
  • en sevişgen sarhoşluk. bira sarhoşluğu bomboştur örnegin, rakı sarhoşluğu mekankolik, vodka sarhoşluğu tamamen beyni uyuşturmaya odaklı ve hatta ayari kacirinca mideyi bulandirmaya, muhtelif shot içki sarhoşluğu da öyle. ama şarap sarhoşluğu keyiflidir. usul usul sarhoş olursunuz, rahatlarsiniz, üzerinizdeki gerginlik gider, kafa bulandirmaz şarap ve raki gibi depresyona sürüklemez, eskileri akla getirmez, tam aksine umutla dolar iciniz, dünyadaki bütün güzellikleri fark eder olursunuz ve içtikce sevişme istegi hasıl olur bünyede. o yüzden bana göre sevişme öncesi içilmesi gereken ya da sevişmeyi tetikleyen bir ickidir şarap. tehlikelidir, herkesle içilmez..

    ve fakat ama şarap şarhoşluğuna rağmen mutsuzsaniz ve içinizdeki o boşluk, o eksiklik hissi dolmuyorsa o zaman vay halinize..
  • bira sarhoşluğu, isyan içerir, arkadaşlık içerir, salaş bir tarz içerir, yırtık bir t-shirt gibi.
    rakı sarhoşluğu, meyhane masasında sarhoş bir generalin gururunu, onurunu içerir.
    şarap sarhoşluğuysa sadece aşk içerir. tek kişilik.
    şarap yalnızlığın içkisidir. yalnızlık şarap mezesi.
  • en lezzetli sarhoşluk türlerinden biri. hep çakırkeyf hali yaşatır gibi. sohbet etme kabiliyetinizi kaybetme riskiniz çok düşüktür. sağduyu baki kalır. belki hafif bir depresyon, lüzumsuz çocukluk anıları...
    dezavantajları; illa birşeyler yemek istersiniz, bazen hakikaten içe kapanırsınız. bir de ertesi günkü baş ağrısı çekilmez.
    reçetesi; yatmadan önce iki aspirin ve bol su içiniz.
    (bkz: tekila sarhoşluğu/@koyukirmizi)
    (bkz: cin sarhoşluğu/@koyukirmizi)
  • aklıma ihtimal necip fazıl'dan okuduğum bir eski istanbul darb-ı meselini getirmiş sarhoşluk. nereden okuduğumu bile unuttuğuma göre, hikayenin ayrıntılarını da unutmuş olabilirim, aklımdaki haliyle anlatayım. her maddenin kafasının başka olduğuna dair bir nükte:

    rivayet bu ya, üç kafadar, her biri başka bir maddenin müptelası, eski istanbul'da surların dışına çıkıp kafayı bulalım demişler. şarapçı şarabını almış, afyonkeş afyonunu, esrarkeş de esrarını. çıkmışlar surun, şehrin dışına, bir ağaç altında keyiflenmişler. bir zaman sonra akşam çökmüş, dönmek vaktidir deyip yola koyulmuşlar. fakat surlara geldiklerinde bakmışlar ki, şehrin cümle kapısı kapanmış. ne yapacağız diye düşünürken, afyonkeş "yav şuraya kıvrılalım, uyuyalım, sabaha nasılsa açarlar" demiş. şarapçı, diğer yandan "yav ne uyuması, bir tekmeyle indiririm ben kapıyı" diyormuş. esrarkeş gülmeye başlamış, ne gülüyorsun diye sordularında "yahu anahtar deliğinden içeri süzülüversek ya, neyi tartışıyorsunuz?" diye kıkırdamış.

    hakikaten şarabın gazabından kork, çünkü fena kırmızıdır.
  • şarap, karaciğer değil de kalp tarafından ayrıştırılan bir alkol çeşididir sanki. içinizden geçenleri içtikçe dışa vurabilmenizi sağlar. en asil duyguların sarhoşluğudur.
  • mutlu sarhoşluktur. bedeni değil, hüznü sarhoş eder.
  • demlene demlene yavaşça gelen sarhoşluktur. etkisi uzun olup, tatlı sohbetlere yelken açtırır.

    (bkz: şirince)
  • acısı ertesi gün, daha doğrusu uyuyup uyanınca çıkar. tüm gün midede bir yanma, bulanma olur. su içtikçe açılır, daha fena olursunuz. şarap kırmızı ise şayet kusmaya kadar yolu vardır. şarabı tadında bırakmak gerek, hele de ertesi gün çalısılıyorsa.
  • sarap sarhoşluğu şöyle bişeydir; gecenin bu saatinde işbu başlığı sabri sarıoğlu diye okutandır
  • su içtikçe tazelenen sarhoşluktur