şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ne kadar duygu yüklü bir anlatı... aliya'yı, mostar'ı hatırladım.
    saraybosna'nın en zor zamanlarını; savaşı yazmak, sarabosna'ya kar düştüğünde. çam ağaçları buz kesip çatırdarken...
    tüm insanlığı yüreğinde toplayan asil, özgür bir şehrin dağlarına atılan bombaları, kadınların endişelerini, çocukların göğe bakışlarını...
    çocukları öldüren bombalar. yüz seksen derece sapmış, şirazesinden çıkmış, belleği boşalmış hayaller...

    balkanlara gidenlerin mutlaka okuması gereken, muhteşem bir kitap.

    paul auster, kitap hakkında şöyle diyor:

    "saraybosna blues, hem bir savaş muhaberatı hem bir felsefi soruşturma. bu şiirlerde, mikro-denemelerde ve kısa düzyazı hikâyelerde, mehmedinoviç, tüm yürek burkan açık seçikliği ve detaylarıyla, bir dünyanın yıkılışını belgeliyor. yazarın bu kitabı, bizim zamanımızda'nın genç hemingway'inde bulunan, zevk dolu bir gerçeklik tutkusunu okura geçiriyor."
  • semezdin mehmedinovic'in saraybosna kuşatması yıllarında ve savaşın orta yerinde yaşama savaşı verirken tuttuğu notları kapsayan kitap.

    her sayfa ayrı ayrı işliyor insanı. öylesine vurucu ki yazılanlar, başçarşı'nın ortasında patlayan bombalar sizin de kulaklarınızı sağır ediyor. kitapta bahsedilen mayolu sırp kadın askerlerin sniper ile iki üç müslüman vurup sonrasında ara vererek güneşlendiğine yazarla birlikte siz de tanık oluyorsunuz sanki.

    okunması gereken bir eser olduğu kanaatindeyim.
  • duygu yüklü olmaya çalışmak yerine olanı anlattığı için başarılı bulduğum kitap. bosna savaşı'na olan ilgimi de arttırmış bulunmakta. kitabı okuduktan sonra kusursuz çember filmini tekrar izledim. gözümden kaçırdığım çok fazla nokta olduğunu fark ettim. çok fazla malumatım yok konu üzerinde ama izzetbegoviç'in de ölümcül hatalar yapmış olabileceği fikri aklıma düştü. belki de çetnikler her halukarda soykırıma gidecekti. izzetbegoviç avrupa'nın ortasında böyle bir katliam yaşanabileceğini, olayların buraya varacağını hiç tahmin edememiş gibi. "medeniyetin beşiği elbette dur derler" gibisinden düşünüp askeri planda bir hazırlık yapmayı aklının ucundan geçirmedi ve gerçekten gafil avlandı. arendt'in açıkladığı "kötülüğün sıradanlığı"ndan başka bir sebep var sanki burada. asker emir komuta zincirinde kendini haklı çıkarabilir, ama yan komşunuz, komşularınız size bu kadar nasıl bilendi. tito diktatör olarak biliniyor. yansıtılan bu. muhtemelen de öyledir, ama bu kadar çok uluslu bir toplumu başarıyla yönettiğini anlıyoruz sonraki yaşanan olaylardan. bir tarafı tutmuyorum. ham bilgimle fikir yürütmeye soru sormaya çalışıyorum. bu konularda kitap tavsiye edecek olan varsa yeşillendirsin.
    edit: imla