şükela:  tümü | bugün
  • "anonim" anlamına gelen bir deyim. tanımlayıcı verinin eksikliğinden yakınarak kızgınlıkla kullanılır, zira takdiriniz, yüzlerce sarı çizmeli mehmet ağa bulunabilir istendiğinde.
  • iki dirhem bir çekirdek adlı kitabda, iskender pala'nın anlattığına göre bu deyimin hikayesi şöyle:
    sarı çizmenin moda olduğu bir zamanda, izmir eşrafından birisi uşağını çağırıp tembih etmiş:
    - bak a efendi! aydın'dan mehmed ağa isminde birisi gelecek. harman zamanında sarı çizme alması için on dört akçe vermiştim. borcunun vadesi geldi, bugün defterden borcunu sildim. şimdi faytona bin, doğru istasyona! uzun boylu, orta yaşlı, efe bıyıklı biridir, hemen tanırsın.
    uşak istasyona varmış. tren boşalmaya başlamış. bir müddet sonra tarife uygun adam aramışsa da nafile. bari çizmesinden tanıyayım diye bu sefer ayakları tarassuta başlamış. ne var ki sarı çizmelerden giyen giyene. nihayet çaresizlik içinde en benzettiği kişiye seslenmiş:
    - mehmet ağa! bizim bey seni konakta bekliyor.
    tesadüf bu ya, sarı çizmeli adamın adı mehmed olup, aydın'da kendisini ağa diye çağırırlarmış. beraberce konağa varmışlar. bey bakmış ki gelen sarı çizmeli ile onun borçlusu mehmed ağa arasında bir benzerlik yok. elindeki defterin alacak hanesine bir yandan mehmed ağa'nın adını yeniden yazarken diğer yandan uşağı paylamaya başlamış.
    nihayet uşak:
    - bey, demiş, burası koca bir şehir, sarı çizmeli de çoktu; mehmed ağa da. seninkini yaz deftere bir daha!
    bu hikaye halk arasında yayıldıktan sonra, kim olduğu, ne olduğu belli olmayan birisinden bahsedilirken "sarı çizmeli mehmet ağa" deyimi kullanılmaya başlamıştır.
  • nakaratı şöyle olan şarkı
    "yaz tahtaya bir daha
    tut defteri kitabı
    sarı çizmeli mehmed ağa
    bir gün öder hesabı"
  • yurtici kargo'nun eski$ehir'deki $air fuzuli caddesindeki $ubesindeki hatun gorevlilerden birinin, yolladigim kargoda alici ismi olmamasi yuzunden bana ettigi laf (yil 1996).. daha sonra bu yurtici kargonun cali$an gorevlilerinden birini üç boyut isimli hikayemde öldürdüm.. (bkz: uc boyut)
  • türkiye'nin en çok tanınan ve hiç bir paparazziye yakalanmadan elini kolunu sallayarak dolaşabilen, yaşayan efsane olarak tabir edebileceğimiz, bir zat-ı muhterem.
  • sözlerini de yazayım tam olsun;

    yaz dostum,
    güzel sevmeyene adam denir mi?
    yaz dostum,
    selam almayana yiğit denir mi?
    yaz dostum,
    altı üstü beş metrelik bez için
    yaz dostum,
    boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?

    yaz tahtaya bir daha
    tut defteri kitabı
    sarı çizmeli mehmet ağa
    bir gün öder hesabı

    yaz dostum,
    yoksul görsen besle kaymak bal ile
    yaz dostum,
    garipleri giydir ipek şal ile
    yaz dostum,
    öksüz görsen sar kanadın kolunu
    yaz dostum,
    kimse göçmez bu dünyadan mal ile

    yaz tahtaya bir daha
    tut defteri kitabı
    sarı çizmeli mehmet ağa
    bir gün öder hesabı

    yaz dostum,
    barış söyler kendi bir ders alır mı?
    yaz dostum,
    su üstüne yazı yazsan kalır mı?
    yaz dostum,
    bir dünya ki haklı haksız karışmış
    boşa koysan dolmaz
    dolusu alır mı?

    yaz tahtaya bir daha
    tut defteri kitabı
    sarı çizmeli mehmet ağa
    bir gün öder hesabı
  • aydın-izmir rivayetinden ayrı olarak kıbrıslı olduğu da iddia edilen kişi. kıbrıs'ın en korkulan kişilerinden olan sarı çizmeli mehmet ağa, halk nezdinde bir nevi robin hood'muş. ancak "bir nevi", çünkü kendisi zenginden fakire yapılan fon transfresinde bizzat uğraşmaz, isminin zikri yeterli olurmuş. fakir biri veresiye bişey aldığında "sarı çizmeli mehmet ağa'nın hesabına yazalım bi zahmet" demek suretiyle esnafın o günkü keyfini bozabilirmiş. "sarı çizmeli mehmet ağa bir gün öder hesabı" hesabı yanlış bir hesaptır tabii, ama para kaybını yalın şekilde ifade etmek de zordur.

    artık kahverengiye çalan sarı çizmelerin barış manço'da olduğu söylenir. sarı çizmeli mehmet ağa'nın kıbrıs'ın hangi köyünden olduğu da söylenmişti ama hesap kitap tutulmayınca bilgiyi iletmek pek mümkün olamıyor.
  • kurban tarafından coverlanmış ve super olmuş barış manço şarkısı.
  • gevur john doe der buna.