şükela:  tümü | bugün
  • sırma saç da denir buna. daha şiirsel oluyo öyle.
  • turk erkeklerinin egitim, kultur, sinif vs. fark etmeksizin kollektif bir bicimde hastasi olduklari sey.
    (bkz: sari sacli olsun camurdan olsun)
  • neredeyse %90'ı koyu ten ve saç renginin olduğu canım ülkemizde pek bi rağbet gören, teknoloji harikası boyalarla elde edilen saç rengi....

    koyu renkli bir saçı açmak için kuaförlerin oriel dedikleri kimyasal bir madde kullanılıyor... saç rengini açmak her kuaförün becereceği bir şey değildir, o yüzden dikkat edilmelidir... işini iyi bilmeyen, orielin miktarını/oranını tam ayarlayamayan bir kuaförün eline düştüyseniz, derhal saçlarınızın bir kısmına veda ediniz, zira daha boyayı yıkamadan saçlarınız perçem perçem kayarak gider başınızdan ki buna saçın yanması denir... dökülmeyip de kafada kalmayı başaran saçlar yün keçesi görünümünde, çok zayıf ve bakımsız görünümlü olurlar.... olayın tek çözümü de o kısımların tamamını kestirmektir...

    demek ki neymiş? koyu renkli saçların rengini sarı saç yapmak deyip geçmemek lazımmış, kolay bir şey değilmiş, bir bilene yaptırmak lazımmış, yoksa saçları gözden çıkarmak lazımmış...

    bütün bunları nereden mi biliyorum? hayır sarı değil kırmızı yaptırma düşüncesiyle gitmiştim. o kadar vahim olmasa da dökülmüştü saçlarım daha kuaförden çıkmadan... neyse ki iyi bir bakımla bir süre sonra kendini yeniliyor saçlar...
  • muhtemelen çoğu türk kadınının hakkında "turk erkeklerinin egitim, kultur, sinif vs. fark etmeksizin kollektif bir bicimde hastasi olduklari sey" şeklinde yanlış bir inanca sahip oldukları şey.
  • bir $ekilde sahibi olunduklari icin suclamalara bile sebep olabilen sac rengi. feci derecede riskli bir renk aslinda.

    (bkz: sari saclarindan sen suclusun)
  • sari saclar hep safligi, temizligi, yumusakligi, kirilganligi simgelemistir.

    romalilar zamaninda sari sac tanrilarin/tanricalarin ve kahramanlarin sac rengi olarak bilinirdi. iste bu yüzden romali kadinlar rehin alinan german kadinlarinin sac örgüleriyle süslenir, veneziali kadinlar saclarinin rengi aciliyor diye saatlerce güneslenirdi. o zamanlarda kim bilir kac kadin sacinin rengini asitle acmayi denerken zehirlendi.

    renaissance ressamlarina inanacak olursa havva ananin saclari bile sariydi. yine ayni sekilde melekler, periler, kül kedisi, rapunzel, faust'un gretchen'i, nibelungen'deki kriemhild, film tanricalari marilyn monroe, marlene dietrich, günümüzden nicole kidman, claudia schiffer ve daha niceleri..

    almanya'da yasayan kadinlarin %70inin saclari orta veya koyu sari. %14ü dogal acik sari saclara sahip. kalanlarin sac koyu, kizil veya beyaz.
    sarisin kadinlarin %91i bu sac rengiyle erkekler tarafindan daha cok begenildigini düsünüyor. mesela ruhr universitaet bochumda yapilan bilimsel arastirmalar bunu dogruluyor. es/partner aranan basin ilanlarinda sarisanlar digerlerine göre daha fazla cevap aliyor. psikologlar bu erkekler sarisinlari sever tezini söyle acikliyor: acik renkli saclar isigi reflekte ediyor ve bilincaltimizda günes ve altin gibi pozitif metaforlar cagristiriyor.

    schwarzkopf'un yalancisiyim. (bkz: ironi)

    (ara: sari sac*)
    (ara: sarisin*)
  • türk kadininin kendisinde görmek istediği saç rengidir.. bu sonuca, istanbulda yaptigim yarı (hatta çeyrek ama olsun) bilimsel gözleme dayanan çalışmayla (bkz: toplu tasima) ulaşmış bulunuyorum..
    türk erkeğinin doymak bitmeyen tükenmeyen açlığı ve gerçek sarışın sayısının az olması böyle bir arz talep dengesini beraberinde getirmiş (ne zaman olmuş bilemiycem)..

    zira otobüslere minibüslere metroya bindiğimde artık saçını sarıya boyatmamış veya gölge attırmamış birini bulmak zor oldu.. hatta geçen gün metroda benim bulunduğum vagondaki tüm kadınların saçı sarıya boyalıydı.. durağa geldiğimizde inen sarı saçlıların yerini başka sarı saçlılar aldı.. gerçekten önemli bir ekonomi olmuş bu sarı saç.. ayrica dip boyası gibi belli araliklarla yenilenmesini gerektiren bi konu da var.. (bu konuda etrafinizdaki kiz arkadaslariniza danışınız)..

    sanırım her sarışının güzel olduğunu düşünen ciddi bir kesim var bu ülkede hem erkek hem kadın.. aynı etki isveç'te esmerler üzerinde varmış sanırım, oraya koşarak gitmeye çalışan türk yerlileri vardı birara.. hayır yapmayın boyatmayın yakışmıyor demiyorum tabiki, herkes istediğini yapabilir ama beni rahatsız eden sürü psikolojisi mantığıyla, aman ben eksik kalmıyim diye sarışın olanların da var olması ki yakışıp yakışmamasına bakmadan boyayı gölgeyi attırıveriyorlar.. bu sürü psikolojisi ve dikkat çekme kaygısından hoşlanmadığım için "hepinizin dip boyası gelmiiiiş!" şeklinde bağırıp çekip gidesim geliyo..
  • beraberinde sari kas ve kirpik de getirir. sahibinin kas alma sorunu olmaz böylece ama albino diye de dalga gecerler.
  • toplumsal travmalara yol acmak uzeredir(ya da uzere filan degildir, basbaya acmistir.)

    bu sac, artik bazi insanlar uzerinde nasil bir takintiya sebep oldu, nasil bir eksiklik yaratti bilmiyorum ama tanik oldugum bir sahneden sonra, hakikatten bir hastaliga donustugune kanaat getirdim.

    yaklasik bir ay kadar once, seyredilecek bir film icin capitol'u ziyaret ettigimde, kapisinda karsilastigim bir aile, bu hastaligin da tasiyicilariydi. tabi o esnada ben bunun bir hastalik oldugunu farketmemistim ama zaten bu durum cok surmedi. neyse, olay su:

    tesetturlu bir genc annenin elinden tutan iki civciv sarisi sacli cocukk gordum kapidan girmeye calisirken. kiz bes yaslarinda var yok, oglan olan kucugu onun boy olarak da, yas olarak da yaklasik yarisina tekabul ediyor. saclar da, isveclilerde, almanlarda ve benzeri germen topluluklarinda gormeyi bekledigimiz cinsten. kucuk kizin hafif dalgali sapsari saclari belinden asagi dokuluyor, minik oglanin kivir kivir sari saclari yercekimine meydan okuyor. cok avrupai cocuklar yani.(tabi cocuklari arkadan goruyorum ben). elleri kollari da acik renk zaten, sorun yok buraya kadar. hos bir aile. kendim kapandim ama cocuklarimi da cok modern yetistiriyorum, avrupalilik bizim kanimizda var diyerekten ellerinden tutmus anneleri falan filan.

    iste bu mutluluk tablosu, cocuklarla aramda bir adim kadar kalana kadar surdu benim icin. o adimin bana gosterdigi ise, iki kardesin saclarinin diplerinden siyah siyah saclarin cikmakta oldugu gercegiydi. yani resmen, saclarini platin sarisina boyatmis 40 gobek zenci hatunlarin dip boyalarinin gelmesi gibi, cocuklarin da dip boyalari gelmis, civciv sarisi saclara meydan okuyan bildigin kara saclari dipten derinden hareket etmeye baslamisti. dogal olarak bu mutluluk tablosu gozumde catirdayip yerle bir oldu tabi. mesele bu degil. mesele, benim gordugum tablonun aniden yikima ugramasindan cok ote bir sey. bit kadar cocuklarinin saclarini "cok havali gorunuyor, aman ne avrupai bir aile oluyoruz" diyerekten civciv sarisina boyayan ve kendi gosteremedigi saclarinin yarattigi boslugu veya her neyse bunu tatmin etmeye calisan, hakikatten zavalli bir kadin ve bu kadinin bakisacisi ve bilgisizligi, cehaleti ve egosundan nasiplenerek büyüyecek o dunyadan haberi olmayan minik bebekler...

    ne desem bilemedim. bir ay sonra aklima geldiginde yine ne desem bilemiyorum zaten.
  • (bkz: tüyü bozuk)