şükela:  tümü | bugün
  • sarı saltuk diye bilinir. asıl adı şerif hızır'dır.
    hayatı söylencelerle karışmış neyin doğru neyin gerçek olduğunu ayırt etmek güçleşmiştir. dolayısı ile hakkında bir şey anlatırken "rivayetlere göre", "söylenceye göre" diye bir girizgah yapılsa daha uygun olur kanısındayım.

    asıl adının mehmet olduğu ve seyit ahmet yesevi tarafından rumeli'ye gönderildiği bilgisi evliya çelebi'nin seyahatnamesinden alınmış olsa gerektir. evliya çelebi asıl adının muhammet buhari olduğunu yazar ki, buradaki muhammet "mehmet" olarak da kabul edilebilir. evliya çelebi'ye göre ahmet yesevi tahta kılıç kuşatıp 700 kişi ile anadolu'ya göndermiştir. oysa ki muhammet buhari ahmet yesevi'den 70 yıl önce ölmüştür. şerif hızır ise ahmet yesevi'den otuz yıl sonra dünyaya gelmiştir.
    (kaynak: alevi türkmen tarihi ve saltuklular)

    demek ki neymiş? tarihsel kesinliği olmayan rivayet ve menkıbeleri gerçek vakalarmış gibi bilgiç bilgiç ortama salıp kafa bulandırmayacakmışız.
  • efsanevi kişilik. sekiz on yerde mezarı var. bir sürü mezarının olmasını açıklayan rivayetler de var. bir sürü ülkenin kralı, padişahı, emiri her neyse naaşını kendi ülkesine götürmek istermiş de bu ölmeden bir sürü tabut hazırlatmış ve her gelen o tabutta naaşını görüp kendi ülkesine götürmüş. bu ülkelerin sayıları ve isimleri seyahatname'de ve saltukname'de farklı farklı. (kaynak: alevi türkmen tarihi ve saltuklular)

    bir kaynaktan bilgi girdiğini itiraf eden ancak bunu tek gerçeklik gibi kaynağı da belirtmeden ortama salan canların konu tekrar gündeme gelince kaynaklarını da belirtmeleri hoş olmuştur. öte yandan yol yordam göstermek için aşağılık kompleksi temelli kendisinden örnek verme megalomanlığı da mizaç meselesidir.

    bu arada ne alakaysa, (bkz: kedi fare oyunu)
  • ışığı ile yüzyıllar ötesinden gönüllerimizi aydınlatan bir gönüller sultanı. ayrıca pek mahirmiş tımar işinde.

    efendim madem her şey rivayetlerle gidiyor, hazret hakkındaki bir rivayeti de biz aktaralım. ama tarihsel bir gerçeklikmiş, net bir vakadan bahsediyormuş gibi değil. sadece rivayet işte. söylence.

    "udeba, gureba ve ehli muhabbet* bildirmişlerdir ki horosan ellerinde büyük bir eren olan hoca ahmet yesevi hazretleri'nin hem seyisliğini hem de yardımcılığını yapan bir kişi imiş başlarda sarı saltuk. hoca ahmet yesevi hızır gibi boz atına atlar horosan ellerini oba oba, şehir şehir dolaşır gönüller aydınlatır darda düşenlere yardım eder kerametler gösterirmiş. işte sarı saltuk da sanço panza misali karakaçanı ile takip edermiş pirini.

    bir gün, hoca ahmet yesevi'ye yeni bir at bakmak gerekmiş. sarı saltuk bir türkmen obasına gitmiş ve pirine uygun bir at bakmış. sonra bir atı seçmiş ve götürmüş pirine. siyah bir kısrakmış bu. o güne değin pirliğinin alameti olarak boz ata binegelmiş olan hoca ahmet yesevi çömezini simsiyah bir kısrakla görünce kızmış. "gel benle" demiş ve tekrar obaya gitmişler. "iyi bir pir ne tür bir ata bineceğimi bilmeli" diye sitem etmiş. bunun üzerine yaptığı hatayı anlayan sarı saltuk gidip en güzel boz atı seçmiş. buna çok sevinen hoca ahmet yesevi "aferin" demiş "sen oldun". ve sarı saltuk'un kaşağısını`(#6711273) alıp anadolu'ya doğru fırlatmış. "oğul" demiş, "seni urumeli'ni fethe memur ettik. git orada gönüller aydınlat. gerektiçe de hımar tımar edersin kaşağınla. var git kaşağının düştüğü yere kur zaviyeni" demiş ve sırtını sıvazlayıp göndermiş.

    işte efendim pirinin buyruğu ile ahlat üzerinden anadolu'ya giren sarı saltuk gide gide kaşağısını babaeski civarında bir düzlükte bulmuş ve tekkesini kurup oradan başlamış insanları irşada. genelde yunus gibi "dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim" diyerek büyük hizmetler görmüş, bunlara ek olarak sureten insan gibi görünen hımarları da pirinin fırlattığı kaşağısı ile tımar etmiş. tımarlanan bazı hımarlar ise tımarlandıkları gerçeğini inkar ederek iyice kafayı sıyırıp "aslında sarı saltuk diye biri de yok. ne tımarı? hayali bir evliya o" demişler ama ahaliyi kandıramamışlar. zaten tımar ihtiyacı olan hımar da gidip bu yüce insanın tekkesinin kapısına sürtünürmüş şartlanmış bir pavlov köpeği gibi. bu rivayet de çağlar boyunca anlatılır olmuş. ve yine hımarların hoşlarına gitmeyen şeylerin yokluğunu iddia etmeleri gerçeği de değişmemiş hiç."

    evet söylencemizi anlattık. bir de günümüze gelelim. malum psikolojik vakaları müteaddit defalar teşhir etmiş idik. en büyük özelliklerinden biri kafalarındaki vehimleri defalarca tekrarlayınca başkalarının da o saçmalıklarına inanacağını sanmalarıydı ve bu özelliklerinin güdülemesi ile temelden çürük söylemler salarlardı ortalığa. yine aynı düzeysiz ad hominem manifestoları aynı yansıtmalar. e tabi kendileri hakkında yaptığımız teşhisleri aradan bir yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşak* sendromu ile ve tabi kapasitesinin elverdiği ölçüde daha avamca ortaya saldıklarını görmek de buruk bir tebessüme neden olmuştur. buyrun karşılaştırın:
    "yine psikolojiden biraz anlayanlar bilir ki bazı zayıf karakterli kişiler de yansıtma yaparlar. kendilerindeki kötü birşeyi (hal, davranış, anı vs) diğer insanlara yakıştırarak kendilerini tatmin etmeye çalışırlar. sevilmeyen bir insanın müteaddit defalar boynuzlu bir hayvan olan geyik olarak lanse edilmeye çalışılması da bir yansıtma olabilir ama malum olduğu üzere sadece yorum yaptığımız için kesin birşey diyemeyiz." (bkz: #3460148)
  • istanbul rumelifeneri'nde, fenerin yanıbaşındaki yatır için de sarı saltuk adı zikredilir.
  • (bkz: sarı saltuk baba) başlığında da kavga dövüş işlenmiştir.
    ki orada asıl isminin muhammed buhari değil, şerif hızır olduğundan da bahsedilir ki genelde kaynaklar şerif hızır ismini desteklemektedir.

    rumelifener'indeki türbesinde, kendisine atfedilen sayısız doğaüstü olaydan biri yazılı olarak asılı bekler ziyaretçileri.
    şöyledir:
    üsküdar'dan 1000 kadar adamıyla dobruca'ya geçen sarı saltuk, orada bir ejderha'nın halka aman vermediğini duyar. bu arada hristiyan hükümdar ile müslümanlık üzerine de konuşmaktadırlar, ve sarı saltuk hükümdarı müslümanlığa davet etmektedir. hükümdar der ki, 'sen eğer o ejderha'yı öldürürsen, ben de müslüman olurum'. bunun üzerine sarı saltuk ejderha'nın üzerine tek başına yürür ve fakat ejderha'nın yerini göstermek için yanına bir de papaz alır. sarı saltuk ejderha'yı öldürür, ancak dönüşte bazı dalaverelerla papaz ejderhayı kendisinin öldürdüğünü iddia eder. bunun üzerine sarı saltuk der ki, iki kazan kaynatın, birine ben birine de papaz ı koyun, yalan söyleyen kaynayarak ortaya çıksın!
    bunun üzerine kazanlar kaynatılır, sarı saltuk'un içinde bulunduğu kazan da kaynama bir yana serinlikler eser, papaz ise ateşler içinde yanmaktadır.
    sonuçta sarı saltuk'un haklılığı ortaya çıkar ve hükümdar da müslümanlığa geçer.
  • fuat kopruluye gore cepni oldugu soylenen bektaşi babası
  • alevi bektasi inancina mensuptur. hoca ahmed yesevi'nin talebelerindendir, sari saltuk lakabı ile tanınan muhammed buhari. balkanlarda islamiyetin yayilmasini saglamistir.

    sarı saltuk, balkanlar’i dolaştigi her yerde din, dil ve irk farki gozetmeksizin insanlıga hizmet etmis. bu nedenle sarı saltuk balkanlar’da hem bir aziz, hem de bir dervis olarak tanınmıştır. nitekim babaeski’de aziz nikola, ohri’de aziz naum ve yunanistan’in korfu adasi’nda aziz spiridon makamlari, ayni zamanda sari saltuk makami olarak bilinmektedir. sari saltuk’un vefati bile insanlara ayri bir ders niteligindedir. olecegini hissettiginde 7 tabutun hazırlanmasini ve içlerine kendi agırlıgınca kum doldurulmasını ister. vefatindan sonra gezmiş olduğu diyarlardan sari saltuk’un naasını almak için temsilciler gönderilir. gelen temsilciler sari saltuk’u kendilerinden gördükleri için naaşini kendi memleketlerine goturmek isterler. herkes esas cenazeyi almak ister. sari saltuk olunce tabutlardan birinin icine konulur. herkes kendine ait tabutu alir ve hepsinin icinde de sari saltuk vardir.temsilciler yanlarina birer tabut alarak memleketlerine dönerler. bu efsanenin bir sonucu olarak bugün pek çok yerde sari saltuk’un makam turbeleri karşımıza çıkmaktadır. bunlar arasında babadag (romanya), kruya (arnavutluk), blagay (bosna-hersek), ohri (makedonya), dobruca yakininda kalikra-kaliagra (bulgaristan), kofru adasi (yunanistan), dancing (polonya), bivanyah (isveç), moskova (rusya), kirim ve türkiye’de babaeski, bor, diyarbakir, iznik ve manisa’daki makam turbelerini sayabiliriz.
  • haci bektasi veli hazretlerinin müridlerinden. hacı bektaşı veli'nin ermi ile, orhan gazi'nin bazı işlerde, tetikçiliğini yapmış. kara murati, battalgazi gibi efsanevi bir asker.
  • nihat gençin , ne var ne yokun bir bölümünde yaptığı balkan gezisini anlatırken daha geniş bahsettiği,
    ama neredeyse her bölümde dini - milli değerlerimizi anlatırken mevlana, hacı bayram veli, hacı bektaş veli ile birlikte saydığı zat.